Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ocak '12

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
143
 

Zaman

Zaman
 

Caddeden yukarı doğru ilerlerken, sağa doğru kıvrılınca, kırmızı kıyafetleri içinde bir bando takımı beni karşılar. Beş kademeli yıldızlı sandığıyla ayakkabı boyacısının başı çektiği, çakmakçı ve simitçinin onu yalnız bırakmadığı tabi kestane kebabında eksik kalmadığı…

Bazen biri, bazen diğeri, o günkü yaşam enerjilerinin onlara getirdikleriyle ilgili sanırım, kendini ön plana çıkarmaya çalışır. O zamanlarda kendimi bir kumpanyanın içinde bulurum.

Fener alayı  gözümü kamaştırır. Hokkabazlar, cambazlar, cüceler, deniz kızları, vantriloklar ve tahta uzun bacaklı göstericiler bütün hünerleriyle etkilemeye çalışırlar beni.

Ben de bu ilgiden mutlu, mesut yüzümde o eski tanıdık gülümseme…

İki avucumu açmış, şekerlemeleri ceplerime doldurmayı bekleyen bir çocuk gibiyim.

Bu çok sesli armoni beni büyülüyor.

Hayatın içinde, her zaman gittiğim mekanlarda bile, içimdeki çocuğa hitap eden birçok detayla karşılaşabiliyorum.

Bu durum benim için paha biçilemez değerde…

Dilimde şekerleme tadı….

Gösteriyi seyre dalıyorum.

Olmadı, kendim yaratıyorum bu ortamı.

Çocukluk yaşarken değeri bilinemeyecek bir gerçeklik. Yıllar geçtikçe parmaklarımızın arasından kayanın ne ifade ettiği daha bir ortaya çıkıyor.

Zaman yer yer irdelediğim bir olgu.

Yaşamın safhaları da…

Belki bundan mıdır bilmem! Bu giriş-gelişme-sonuç kısmı beni bağlamıyor.

O yüzden bir yerlere bakarken salıveriyorum çocukluğumu, salıveriyorum gençliğimi onlar iki elleriyle yollarını açıp ilerliyorlar.

Akıp giderken hayat bazen çocuk, bazen genç, bazen orta yaşlı bir kadın oluveriyorum.

Ve zamanında kıymetini bilmediğim bu dostlar, benim için artık çok önemliler.

Sıralamasıyla değil ama yaşanmışlıklarıyla ilgili…

 

Hanife ÇITA bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Şaşıyorum kendime niye bu kadar çabuk büyümek istemişim acaba? her çocuk gibi büyüdüğüm günlerin hayaliyle geçmiş çocukluğum. Dönmek isteyip mümkünü olmayan zaman dilimi.

Merve Ballı Acar 
 17.02.2012 12:58
Cevap :
Evet bilmem kaç yaşına gelince anlıyoruz heranımızın ne kadar da kıymetli olduğunu Dönüşü yok gidilen yolun hep sona doğru  17.02.2012 15:24
 

Öncelikle bloğumuza hoş geldiniz der, bu yalın, anlamlı ve güzel yazınızdan ötürü kutlarım. Konu vesilesiyle sizi "Zaman, mekan ve diğerleri" başlıklı (Blog'da da yer verdiğim 12 Ekim 2009 tarihli) dizelerimin giriş kısmıyla selamlamak isterim:"Zaman; antik söylemlerde, upuzun yeleli bir kısrak, /Dur durak bilmeden sürekli koşan. / Mega-kent karmaşasında, çağdaş belleklerde, /Dijital kadranlar boyunca,/ Hiçlikten varlığa, varlıktan hiçliğe doğru /Hiç durmaksızın akan. /İçindeki küçük parantezlerdir yaşanan, /Bizlerin yaşadığı, /Paylaştıkça artan, çoğalan..."... Teşekkürler ve selam ile...

Ersin Kabaoglu 
 16.01.2012 12:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 56
Toplam yorum
: 351
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 470
Kayıt tarihi
: 04.01.12
 
 

Kendinin farkında olmakla başlar herşey.  Akar giderken birşeyler insan tutunmak ister hayata. Bu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster