Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ocak '07

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
461
 

Zamanda yolculuğu denedim

Zamanda yolculuğu denedim
 

Zamanda yolculuk kendimi bildim bileli benim ilgimi çekmiştir. Çocukluğumdan beri bu konuda araştırmalar yapıyorum. Annem şahittir. Daha ilkokul yıllarında başladı benim bilimsel araştırmalarım. İlkokul öğretmenim Nezahat hanım kulakları çınlasın ben ilkokul dörde giderken anneme, "Senin bu oğlun bir tuhaf. Garip bir çocuk bu. Sürekli tahtaya daireler çiziyor. Ben bunu bu yıl bırakacağım" demiş. Anmem de cevaben, "Bırakın öğretmen hanım. Bırakın da burnu sürtsün. Evin duvarlarını da dairelerle doldurdu. Badanacıya para vermekten imanımız gevredi. Benim dört çocuğum var. Bir tek bu böyle acayip çıktı. Hikmetinden sual olunmaz Allah'ım, rabbim ben ne günah işledim de bana böyle bir evlat verdin" falan demiş.

Annem ve öğretmen Nezahat hanım o yıllarda benim bilimsel yanımı anlama vizyonuna sahip değildiler tabii. Zamanda yolculukla ilgili ilk çalışmalarımı evde yapmıştım. Bir gün hiç unutmam uzak gezegenlerde yaşayanlarla iletişim kurmak için bizim evin bahçesinde bir deney yapmıştım. Bir ateş yakmıştım ve duman alfabesi kullanarak uzak gezegenlere mesaj iletiyordum. Babam ve annem bu deneyime pek aldırış etmediler. Ancak anneannem anlaşılmaz sert bir tepki verdi bana. Babaannem elinde süpürgeyle beni, "Allah bildiği gibi yapsın seni. Haylaz, haydut" diye bağırarak evin bir kilometre aşağısındaki istasyona kadar kovaladı. Anneannemin tepkisinden sonra, "Acaba ateş yakmak için anneannemin sandığındaki etekleri kullanmasa mıydım" diye de düşünmedim değil. Ama yanan etekler iyi duman yapıyordu doğrusu. Uzaylılarla iletişim kurmayı başarsaydım onlara uçan dairelerin kara deliklerle, dolayısıyla zaman yolculuğu ile ilişkisini soracaktım.

Benim deneylerim sadece zamanda yolculukla sınırlı değildi. Bir ara hareket halindeki ağırlıkların teraziye etkileri ile ilgili bir deney yapıyordum. Bunun için bizim bakkalın terazi kasesine su doldurdum. Bakkal Haydar efendi terazisini ıslattığımı görünce küfürler savurup kovalamıştı beni. Bu deneyden anlamıştım ki hareket halindeki ağırlıklar teraziyi etkilemese de terazi sahibini etkiliyordu.

Bir araştırmam da hayvanlarla konuşmak üzerineydi. Bu deney için doğal olarak hayvan gerekliydi. Anneannemin kafesteki muhabbet kuşu deney için biçilmiş kaftandı. Kafesin kapısını açtım ve "Merhaba. Adın ne?" diye sordum kuşa. Kuş cevap vermeden uçup gitti. O zamanlar yasalarımızda "Konuşmama hakkı" gibi bir hak yoktu ama kuş bu hakkını kullanarak gitti. Tesadüf bu ya kuş gitti anneannem geldi. Kafesin boş olduğunu görünce ne kadar ön yargılı bir anneanneye sahip olduğumu anladım. Çünkü rahmetli direk üzerime çullandı. Yani, "Bu kafesi kim açtı? Kuş nerede?" falan gibi sorular sormadı kendi kendine. Bu toplum böyle işte. Araştırma, derinliğine analiz yok.

Efendim neticede ben de kuşun çıkış yaptığı pencereden tüydüm. Hayvanlarla ilgili son araştırmamı mahallemizin sokak köpeği Çomar'la gerçekleştirdim. Çomar'ı gündüzden gizlice anneannemin yatağının altına aldım. Gece Çomar ile görüşecektim. Çocuğum ya, uyuyakalmışım. O zamanlar evimizde çalar saat falan yoktu. Ama o geceliğine anneannem tam bir çalar saat hassaslığında alarm vererek uyardı. Tabii hiç bir saat "Allah belanı versin senin çocuk" diye alarm vermez ama anneannem böyle alarm verdi. Kadıncağız Çomar'ı görünce çıldırdı tabii. Halbuki iletişim kur hayvanla değil mi? O zamanlar Türkiye'de iletişim bilimi de yoktu ki. Kadıncağız da haklı.

Efendim neyse, anneannemin çığlığına annem ve babam da uyandı. Babam eline bir sopa alıp Çomar'ı kovalamaya başladı. Çomar bahçeye kaçtı. Oradan da sokağa fırladı. Babam da arkasından. Babam ve Çomar'ın mücadelesinin bakkala kadar olan kısmı babamın Çomar'ı kovalaması şeklindeydi. Sonra olay Çomar'ın babamı kovalaması şeklinde devam etti. Çomar babamı yakalamış olacak ki geceyarısı alalacele Sağlık Ocağına giderek babama kuduz aşısı yaptırdığımızı hatırlıyorum.

Zamanda yolculuk başta olmak üzere bilimsel araştırmalarım devam ediyor. Dolayısıyla anılarım da devam edecek.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sebzelerle konuşup en faydalı hangisi,hangisini yediğimizde tam sağlık kazanırız bir sorun,ama onları doğradığımızda canları yanıyormudur? Araştırmacı yönünüze hayran kalmamak elde değil.Araştırmalarınızın çok boyutlu,ve başarılı gelişmesini dilerim.Birde,zaman makinesi yapın 2080'e gidelim bakalım Türkiye ne alemde olacak?

Tanju 
 28.01.2007 19:33
Cevap :
Zaman makinası yapacağım ama geleceğe değil geçmişe gitmek için. Yorumunuz için teşekkürler. Sevgiler  28.01.2007 20:23
 

Yazınızı büyük bir keyifle okudum :) Size bu konuyu da kapsayan ilk kitabımı ("Sonsuzluk Teknolojileri" tavsiye etmeden edemeyeceğim. Deneylerinizde başarılar :)

Yılmaz Değirmenci 
 27.01.2007 8:28
Cevap :
Zamanda yolculuğa inanıyorum. ama bu uzun mevzu sevgili Yılmaz. Kitabınızı bulabilirsem alacağım. Yazım için övgünüze de teşekkürler.  28.01.2007 16:56
 

Güzel bir çocukluk geçirmişsiniz. Benim de zıpır bir oğlum var. Korktum şimdi sizin gibi şeyler yapar diye. Napalım yaparsa da engel olmayız, geleceğiyle oynamayız. Siz anılarınızı yazmaya devam edin biz de gülmeye sevgiler.

Gülün içinden 
 26.01.2007 18:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 179
Toplam yorum
: 1563
Toplam mesaj
: 289
Ort. okunma sayısı
: 2539
Kayıt tarihi
: 21.01.07
 
 

Barışa ve kardeşliğe inanıyorum. Türkiye'nin yaşadığı tüm sorunların kardeşlikle çözümlenebileceğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster