Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ocak '11

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
242
 

Zamanı akıtmak 8

Bunun ancak genleşen bir evrenin tekrardan büzülmesi ile olası olacağı, düşünülebilir. Değilse hiçbir evrensel olgu ve olaylar, en temel düzlemine doğru tersinemez. Temel düzlemin izlekti, tersinme yatkınlığını olan yansımayı, tüm varlıklar içinde taşır olsa da, evrensel bir tersinmeyi, dış şartının olanaksızlığından ötürü yapamazlar. Genel entropiden ötürü yapamazlar. Süreç ve entropinin salınışı, ileri doğrudur. 

Süreç, daha küçük durumların, daha küçük koşullarını sağlar olmasından dolayı, varlık hep ileri akar. Bu ileri akma işi de; ışınımın yine tipik bir dalga boyundan daha küçük bir alan hacme sığmaz oluşu ile sınırlanacaktır. Işınım dalga boyundan küçük olamaz. Işınımın dalga boyundan küçük olmayana değin sürecek bir gidişattır. Ancak olgu ve olaylar kendi çevresel konjonktür selliğinde (güncel etkime ve etkince girişmesi), güncelin içindeki kendi özel alanlı, tersinme ve çevrimleriyle olası olur. 

Başlangıçta bu günkü güncellikler yoktu. Olamazdı da. Onun içindir ki bu günkü bu süreçti olaylar, o zamanlar asla olamazdı. Ne de başlangıcın koşulları, bu günkü güncellik içinde vardır. Olmadığı içindir ki, başlangıç koşullarının aynısı bu günkü günde mümkün değildir. 

Yani yeni bir koaservattan, hücreye; oradan da bir ortak atadan, primatlardan ayrılan bir dalı, insanlık düzeyine getiremezsiniz. Yani bu hayat bir kezliktir. Başlangıcın belli döneminde (güncelliğinde), bir kez ortaya çıkmıştır. Ve yoluna devam ederken, bambaşka, başlangıcın koşulları içinde olmayan güncelliklerle (konjonktürle) devam etmektedir. Zaten başlangıç güncelliği koşulları şu an oluyor olsa idi; bugünkü gün hiç olmazdı. Bunu az önce söyledik. 

Bu nedenledir ki, ilk oluşma dönemlerdeki, aktüel çevrenin olgu ve olay durumları, şimdi de yoktur. Ve mümkün de değildir. Ne de şimdiki güncel çevrenin belirlemeleri o ilkteki aktüel çevrenin içinde oluşabilirdi. Ne de biz, ilk aktüel çevrelerden beri olagelen, birikmelerin, iç zaman tersinmesi oluşma koşullarından, ayrılabilmişizdir. Birikmeler varlıkta işlev eşmiştir. 

Ya da işlevin bir parçası olmuştur. Ya da birikmeler, tekrardan dış ve iç şart cevaplaması yokluğundan işlevsiz kalıp, varlığın alt düzlemi olan veya bastırılan bir var oluş olarak bulunurlar. Yani bu birikmeler moleküler düzeyde, varlıkça içisin ilmektedir. Ve bizler böylece geçmişin imzasını taşımaktayız. 

Başlangıcın güncelliği atom altı parçacıkları ön görüyordu. Bu dönemde protonu, nötronu düşünüyor olmanız; şöyle bir uzaktan yakından aklınızın kıvrımında geçiriyor olmanız dahi, tam bir anlamsızlıktır. Yine proton ve nötron olmayınca atom ve atom çekirdeğini tasarlamamız da tümden kafayı üşütmemizle denktir ve olanaksızdır. Sıcaklık 100 trilyon kez trilyon dereceden 1 milyar dereceye düştüğü eşikte ancak proton ve nötronlar dediğimiz çekirdek parçaları, atom altı parçacıklardan oluşacaklardı. Daha bu aşamada, atom çekirdeğinin yerinde yeller esiyordu. Hayali bile olanaksızdı. 

Evren 100 trilyon derece sıcaklıkta iken bile tüm atom altı parçacıkları hala ortada yoktur. Her biri her bir konjonktür entalpi ve entropi değişmesine denk, gelen aşamalarda ancak vardırlar. Girişmeleri de yine yaratıldıkları sıcaklıklarda olmayıp, aksine çok sonraki entropi değişme aşamalarında, yani ancak yeni bir güncel çevrenin, aktüelliğinde mümkün olacaktır. 

Elektronlar bile güncel çevrenin sıcaklığı 6 milyar derece olduğunda, ancak arzı endam edeceklerdi. Unutmayın, Güneş'in özek (merkez) sıcaklığı 15 milyon derecedir. Yüzey sıcaklığı 5000-6500 derecedir. Bir hadron, pi mezonun olması için, yaratılması için; 1, 6 trilyon Kelvin derecelik bir güncel çevre sıcaklığı ve ısı basıncı gereklidir. Bunun biraz üzerindeki ve biraz altında ki bir sıcaklıkta bu pi mezonlarının var olması da olanaksızdır. İşte tersinmeler, bundan ötürüdür ki, başlangıç durumlarına doğru olamazdırlar. 

Kabaca bir evrensel tersindirme yapabilmeniz için evreni giderekten küçülterek ve hali hazırdaki azalan evren sıcaklığını da, büzülen evrenle sıkıştırıp ısıyı yine geriye doğru devamlı artırmanız lazımdır. İşte ancak o zamandır ki, artan ısının sürekli yükselen birkaç bin derecelik evren sıcaklığında, atomları; çekirdek ve elektron diye bileşenlerine ayırırsınız. Yine birkaç milyon derece sıcaklıkta da, çekirdek parçalarını, proton nötron diye ayrıştırırsınız. Birkaç trilyon derecede de protonu ve nötronları; hadronlarına, kuarklarına ayrıştırırsınız. 

Entropi kayıpları olan evrene, kayıplarını geri vermeniz şimdilik mümkün değildir. Bu yüzden zamanın içinde evrensel bazda süreçleri tersindiremezsiniz. Bu hayat, bu oluş bir kezliktir. Farklı güncel çevrenin farklı koşullarında farklı hayatlar çok çok olasıdır. Nasıl bu güncel aktüel konjonktür sel çevremiz bizlere bu hayatı ön görüyorsa. Farklı güncel çevreler de, elbette ki bu hayatımızı ön görmeyecektir. 

Biz dünyamızın ya da evrenin başlangıç koşullarında nasıl bir yol tuttuğunu ya da tutulan bu yolların dışında tutulmayan türlüce başlangıç yollarının olabileceğini bilip söylüyoruz. Ama belirmemiş olan o yolların, nasıl olacağı hakkında en ufak bir bilgimiz olamaz. Nitelik ve niceliklerini bırakın bilmemizi, şöyle bir tahmin etmemiz bile olanaksızdır. 

Bunun kıyastı çeşitliliklerin, bugünkü ortamlarda ve evren ortamlarında, kimi varyasyonlarını göreceğimiz olasıdır. Ama unutmamalı ki bunlar evrenin başlattığı yolun varyasyonlarıdır. Eğer, evren bir başka şekilde mümkün olsaydı, en azında bizim bugünkü şeklimiz yoktu. 

İçimizdeki zaman(lar), geçmişteki çevrenin ya da zamanın basıncıdır. Doğan her bir dölütte bile, içimizdeki bu korunan zamanların, embriyo aşamasını; bütün gensel bastırmalarına rağmen, süratle tekrar eden geçişlerle tamamlarken, tüm arkaik süreçleri, paket programlar gibi, aşamalarla kat eder. İçteki zamanla geçmişi tekrarlayamayan bir var oluş, halde bulunamaz. Ve yeni nicelemelerle de ileri akamaz. Yani, ileri akmayan varlığın ZAMANI GEÇMEZ. 

Şu halde birikme, sonuçta bir seçme ayıklama ile olgulaşmaktır. Nicelemelerle değişme ve gelişme; eş deyişle devinim; yani, açıkçası EVRİM OLMASA ZAMAN DA OLMAZDI. Zamanın, varlığın içinde taşınmasıyla, o varlığın ilişkisel büyümesini, girişim eştirmiştir. Girişen daha karmaşık ilişkiler, yeni entegrelerle absorbe edilir. 

Sürecek 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 269
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 138
Kayıt tarihi
: 26.11.10
 
 

26 yıllık sınıf öğretmenliğinden sonra emekli oldu. Şiir çalışmaları ve deneme türü olan, toplum ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster