Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Haziran '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1286
 

Zamanı Olmayan Mektuplar

Zamanı Olmayan Mektuplar
 

Salvador Dali



“Nereye” diye soruyor...

“Bilmiyorum” diyorum buz gibi umursamaz bir sesle. Gerçekten bilmemek mi benimkisi yoksa tamamen umursamamak üzerine uydurulmuş güzel bir kılıf mı tüm bu söylediklerim...Belki her ikisine de sığınıyorumdur soruları cevaplarla çoğaltmamak adına kim bilir...

Ama bildiğim bir şey var ki; ne kadar zorlasam da kendimi gözlerimin önüne o ana dair, sana dair hiçbir şey gelmiyor. Sessiz, kırgın ve uzak zamanlardan geriye yüzü olmayan bir adam kalmış sadece belleğimde. Ve o adam, bulduğu her fırsatta belleğimden gün yüzüne çıkarıp da kendini, oturduğu yerden ağır ağır kalkıyor, açıyor kapıyı ve tek kelime etmeden çekip gidiyor.

...

“Ne zaman” diye soruyor...

“Çok oldu” diye geçiştiriyorum, hatırlayamayacak kadar çok hem de...Hani belleğin unutulmuş bölgesine atılan ve bir daha şimdiki zamana geç(e)meyen, yaşanıp yaşanmadığı bile bir süre sonra bilinmeyen, yarı gerçek yarı rüya, belli belirsiz anlar vardır ya işte onun gibi...

Oysa az önce kapanmışcasına kapıya bakıyor buluyorum kendimi, kulaklarımda belirsiz bir zamana ait ayak sesleri, kendi kendimi yalancı çıkararak içten içe, her adımda benden biraz daha uzaklaşmasını dinliyorum.

...

İşte böyle anlarda, hani belleğin sana sormadan habersizce tüm ağırlığıyla üzerine abandığı ve senin kayıtsız şartsız teslim olduğun zamanlarda, hiçbir şeyin değişmediğinin bir kez daha farkına varıyorum içim ürpererek. Oysa her seferinde öyle çok yalan biriktiriyorum ki üşümemek adına, öyle çok umursamazlıklarım oluyor ki, kendime yetmelerim, yetmediğimde yok saymalarım, avuntularım...Ama olmuyor işte, ne kadar sağlamasını yapsam da kendi içimde, bir yerinden hep fire veriyor hayat, tutunmalarım hep eksik kalıyor, bir ucu hep sana çıkıyor bütün bu kaçmaların. Ve bütün bu gitmeler var ya hani içimin duvarlarına ellerinle kazıdığın, hep yalan aslında, hep zamansız, hep yarım..

Düşünüyorum da şimdi tanıdığım her insanda senin yüzünü arıyorken ve her giden taşıyorken senin ayak seslerini nereye gittiğinin bir önemi kalmıyor aslında, ya da dönüp dönmeyecek olmanın...

<ı>Her sene bu zamanlarda yazılıp da, hiçbir zaman yollanmayan karalamalar bunlar. Zamandan bahsettiğime bakma sen, bunlar aslında zamanı olmayan mektuplar. Yıllar geçmiş olsa bile üzerinden ya da sadece birkaç saniye ne farkeder ki, sen hala aynı yerde aynı şekilde kaldıktan sonra zaman “şimdi” değil midir...Ve her nerede olursa olsun, ne kadar saklamaya çalışırsa çalışsın bir baba her zaman kızının yüreğindedir.

*Mektup; http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=47963

Yaşam Çiçeklerim bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yaşarken kendini yarım hissetmek ve ne yaparsan yap içinde bir türlü dolmayan boşluklar.Sanki dibi delik bir bardak gibi, dipteki delik kapanmadan sen ne koyarsan koy o bardak hiç dolmuyor.Çünkü alınan darbe ile açılan delik hep ufak ufak kaçırıyor ,O deliği açıp giden, giderken senden bir parçayı da götürüyor ve o parça gidince yapının orjinali, estetiği bozuluyor malesef.Onarım ile bozulan bu estetiğin tamamen düzeltilmesi imkansız.Açtığı yara ile hayatından gelip geçiyor ve bir yerlere gidiyor ama geçip giderken aynı zamanda delip de geçiyor malesef.Ama hayatta bazılarına da bunları yaşamak düşüyor.Keşke bunları yaşamaya kimse mahkum olmasa ama öyle olmuyor işte.Hayat birilerini bunları yaşamaya ve bu acıları çekmeye mahkum ediyor.Her zaman olduğu gibi olaylara ve yaşanalara iyimser bakmak gerekiyor.Bunları yaşayanlar bu yaşananlardan dolayı hayatta daha çok olgunlaşıyor,daha duyarlı, derinliği olan bir insan oluyor sizin gibi ama bunun tesellisi bazen yetmiyor!!?

ET 
 30.07.2008 22:22
Cevap :
bana ekleyecek, söyleyecek hiçbir şey bırakmamışsınız Ergün Bey...ve son cümlenize katılmamak mümkün değil. herşeye rağmen yine, yeni ve yeniden devam etmeli öyle değil mi...çok teşekkür ederim bu güzel yorum için. sevgiler selamlar...  30.07.2008 23:56
 

22.06.2007'de yazdığın " Mektup " zaten hiç yüreğimden silinmedi.Babalar günü ile ilgili yazdığım bloğumun altına öneriler kısmına koyacaktım ama unutmuşum :(( Bir sene geçti aradan ve ikinci mektup ulaştı elime.Hala seninle aynı duygulardayım.Bir baba her zaman oğlununda yüreğindedir.Yüreğine sağlık,sevgilerimle....

Murat GÜLCEK - Yakamoz35 
 29.06.2008 6:20
Cevap :
teşekkür ederim arkadaşım. mektuplarımızın yerlerine ulaşması dileğiyle...sevgiler selamlar...  29.06.2008 16:31
 

aklıma geldi nedense, kızlarımın babalarına duydukları özlemler, yetememeleri hayat karşısında... Hep bir tarafları kinle soluk aldı çoğu zaman gördüm elimden bir şey gelmedi ellerine vermek için... Baba da olmaya çalıştım çoğu zaman ama yetmedi, kimse kimsenin yerine konmuyor, hep yarımdı bir tarafları, gördüm de tamamlayamadım. Onların babalarını bana yaptıkları için değil kızlarıma bilerek yapmadıkları için hiç affetmedim. Güzel yüreklim ancak bu kadar güzel ifade edilirdi bu duygular. Gözlerim dolu dolu, benimde kinlerim depreşti... Her zaman her şey tam olmuyor ne yazık ki, yüreğinden öpüyorum arkadaşım

kevser şekercioğlu akın 
 25.06.2008 17:38
Cevap :
ne diyeyim ki ben sana ne kadar çok benzer kareleri var hayatımızın birimizin ki akarken diğerimiz hayatını seyredermiş gibi bakıyor, birimiz yazarken diğerimiz sanki sesli sesli düşünüyor...umarım sadece hüzünlerde, eksik yanlarımızda değil bizi mutlu eden, edecek olan diğer yanlarımızda da benzer kareler biriktirebiliriz birbirimize dair ve keyifle seyrederiz o anları...ve her şeye rağmen ne olur kinlenmesin içlerimiz...sağolasın arkadaşım. sevgimle sana...  25.06.2008 22:52
 

özledim geldim nerelerdesin diye bir msj atmak için ugramıstım..ve satırların...Mektup..Yollıyacak adresini bilmediğin satırlar yazmak ve saklamak onları..Bir gün..belki... Yine aptal bir cafede gözlerim dolmuş tıkanarak bir kaç satır yazmaya çalışıyorum.. bir şey varki farklı hayatlarda farklı zamanlarda aynı hikayelere sahip yaşıyoruz.. Tesadüfmü bu gün bu mektubunu okumama.. zamansız yolcu ettiklerimin ziyaret dönüşünde.. Özleyip geldim diye bir msj atıcakken ...özlediklerim.. yüreğine sağlık ve sen kalemini her zaman yüreğinden geçenleri anlatmak için kullan.. biz okurken gülümseme ve bir damla gözyaşıyla eşlik ederiz sana.. yüreğinden sevgi eksik olmasın dostum..

Ehli Keyfim 
 24.06.2008 19:00
Cevap :
farklı hayatlarda farklı zamanlarda aynı hikayeler yaşıyor olmak...dün geceden beri yorumunu okuyup duruyorum ama cevaplayamıyorum sanki sen kendin yazıp kendin söyleyip kendin cevaplamış gibisin aslında tek bir cümleyle noktayı koymuş gibisin aynı zamanda o konulan nokta ile yeni cümlelerin başlayacağını, yeniden yazılacağını bile bile...hepimizin içinde yazılmamış mektuplar yok değil mi aslında, yarım kalmış cümleler, sahibine iletilmemiş sevgi sözcükleri, hep bir yarım kalmışlık...kendi içimizde tamamlayamadıklarımız mı bir şekilde başka hayatlarda tesadüfi olarak karşılaşıp tamamlamaya bir şekilde eksikliğini gidermeye çalışıyor acaba ne dersin senin öykünle benim öykümün dün bu sayfada karşılaşması gibi...neyi nasıl ne kadar dile dökebiliyorum bilmiyorum ama sırf bu tesadüfleri gerçekleştirdiği için bile kelimeler hayranım ben işte...sadece hüzünden, yollanmayan mektuplardan, söylenemeyenlerden, zamansız yolcu edilenlerden değil mutluluktan, sevinçten yanada tesadüflerde buluşalım  25.06.2008 11:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 246
Toplam yorum
: 3111
Toplam mesaj
: 623
Ort. okunma sayısı
: 951
Kayıt tarihi
: 27.01.07
 
 

30’ lu yaşların ağırlığında geçiyor artık yaşam ama teğet geçerek, ama kurcalayıp didikleyerek...İst..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster