Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Temmuz '06

 
Kategori
Çocuklar ve ilkler
Okunma Sayısı
1046
 

Zamanın neresindeyiz?

Fakültede okurken ikinci sınıfta Ceza Hukuku dersi vardı. Eğitim yılının bu ilk dersinde hocamız kürsüdeki yerini aldı? Biraz ters ve “sevilmeyen” bir adamdı. Bu sıfatına uygun olarak hiç selam melam demeden sınıfa bakarak hala unutamadığım bir soru sordu. Zamanın neresindeyiz? Tabi herkes gibi bende bir şaşkınlık geçirdim. Hoppala şimdi bu da nerden çıktı? Bu sorunun hukukla, hele de ceza hukukuyla ne ilgisi vardı? “Zaman” kelimesini çok kullanmama rağmen anlamı üzerinde fazla veya hiç düşünmemiştim. Tabi bazı cevaplar geldi ama doğru dürüst bir tanımlama yapan çıkmadı. Hoca da soruyu ortada bırakarak derse Ceza Hukukunun tarihinden başlayarak devam etti. Tabi soru hep aklımda ama cevabı hala yok. Ancak bugün dönüp düşündüğümde aslında hocanın sorunun cevabını bulmaktan çok kafamıza bir soru işareti bırakma peşinde olduğunu anladım. Yalnız tam beni rahatlatmamakla birlikte zamanı “değişim” olarak tanımlıyorum ama yine de değişimin neresindeyiz sorusu hemen yerini alıyor.

Hayatımın filmini geri çevirip yaşadıklarımı düşününce “zamanın neresindeyiz?” sorusunun cevabını vermenin benim açımdan ne kadar zor olduğunu düşünüyorum?

Bir zamanlar annemin şalvarına tutunup mızmızlanırken ve şimdi de kızımın mızmızlanmalarını dinlerken zamanın neresindeyim? İlkokul ve ilkokul öncesi dönemde gaz lambalarının isli, zayıf ve titrek ışığı altında hangi zamandaydık? Komlarda gece koyunların geviş sesleri arasında uyurken veya yaz aylarında Dersim dağlarında, dolunayın altında, çocuk düşlerimizle sürülerin peşine takılıp giderken zamanın neresindeydik?

1982 yılı yazında Zeynel İmak’ın getirdiği siyah-beyaz 36 ekran bir televizyon; Halil Irmak’ın evinde, kamyon aküsü ile çalıştırıldığında ve o büyülü ekranda insanların belirmesiyle şaşakaldığımda zamanın neresindeydim? Peki, 1982 yılının sonbaharında Kürmeş’te, çeşme başında, Ike nenemin dönemin valisiyle birlikte elektrik trafosunun açılışını yaparak Kürmeş’e ilk elektrik verildiğinde zamanın neresindeydim? Şimdi de bilgisayarın başında; internetin sonsuz eğlence, bilgi ve iletişim deryasına bir tuş mesafede zamanın neresindeyim?

Hayatın ve tarih babanın sonsuzluğunda bir hiç olan bu saydıklarım zamanı kavramakta bana yardımcı olmuyorsa bu sorunun cevabını bulmak bana imkânsız gibi geliyor. Bu sorunun cevabını bulma çabasına zaman zaman ara veriyorsam da bugün olduğu gibi yine de takılmadan duramıyorum.

Biliyorum bu soruyu siz de kendinize sordunuz ama yine ben de sorayım: Zamanın neresindeyiz?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

zaman en güçlü acı sağaltıcısı, sevinç törpüleyicisiyse zamanın her zerreciğinde değil miyiz?

sabiha 
 25.08.2006 13:57
Cevap :
Varolduğumuz sürece zamanın her zerresindeyiz. Zamanı önemseyen de biziz. Oysa biz zamanın umrunda değiliz.  25.08.2006 15:41
 

Carpe diem. Yarının bir önemi yok, dünün de. Günü yaşamak aslolan. Can Dündar'ın dediği gibi: Aslolan mutlulukdur. Zaman içinde onu aramak saçmadır. Mutluluk bir amaç değildir. O görmesini bilenin yanıbaşındadır. Carpe diem. Düşünen kafa işe yarar. Aklı düşündüren de sorulardır. Aklıma soru düşüren zihne teşekkürler.

Bird of Poem 
 25.07.2006 16:35
Cevap :
Yorumunuza teşekkür ederim.  21.08.2006 17:57
 

"Zamanı nasıl öldürüceğini düşünün insan, zamanın kendisini nasıl öldürdüğünü düşünmeyen bir insandır." siz zamanı iyi değerlendirmişsiniz. Anlatımınız beni etkiledi. elinize yüreğinize sağlık. Turgut Erbek

Kuşkayası (Turgut Erbek) 
 25.07.2006 12:00
Cevap :
Güzel yorumunuza tatil nedeniyle geç te olsa teşekkür ederim...  02.08.2006 23:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 3
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1002
Kayıt tarihi
: 23.07.06
 
 

Kendini arayan biriyim. Bulur muyum? Bilmem. Kendini arayanlarla işim var. Maksat hayat boş geçmesin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster