Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ağustos '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
995
 

Zamanının Tersten Okunuşu

Zamanının Tersten Okunuşu
 

Zaman; Allah’ın(c.c) bize sunmuş olduğu, kıymetini pek de bilmeden hoyratça harcadığımız nimetlerden biridir. Çünkü zamanı elde etmek için özel bir çaba harcamayız. O zaten bizimdir. Fakat geçen zaman geçmiştir, istesek de geri getiremeyiz. Yeniden kazanılması imkânsızdır. Peygamber Efendimizin (s.a.v) hadisinde zamana şöyle dikkat çekiliyor; “Beş şeyden önce beş şeyi ganimet bil; ihtiyarlığından önce gençliğini, hastalığından önce sağlığını, fakirliğinden önce zenginliğini, meşguliyetinden önce boş zamanını ve ölümünden önce hayatını “ buyurmaktadır.(Buhari, Rikak, 3;Tirmizi, Zühd 25) Rabb’imiz zamanı niçin yarattığını da bizim anlamamız için Kur’an-ı Kerimde şöyle bildiriyor;” Biz geceyi ve gündüzü varlığımıza delalet eden birer delil kıldık. Sonra Rabb’inizden bir lütuf aramanız, yılların sayısını ve hesabını bilmeniz için gecenin karanlığını silip (yerine) eşyayı aydınlatan gündüzün aydınlığını getirdik. İşte biz her şeyi uzun uzadıya anlattık. (İsra suresi, 12. ayet)” “ Vakit nakittir.” Atasözü de zamanın para kadar değerli olduğuna işaret ediyor. Aslın da “vakit” paradan daha değerli, kaybedilen para kazanılır ama kaybedilen zaman kazanılamaz. Bize verilen zamanı nasıl kullanacağımız Kur’an-ı Kerim’de ve hadislerde bildirilmiştir. İnsan hem maddi hem manevi olan yaşantısını en güzel bir şekilde yaşaması ve zamanını bu yaşantıya göre düzenlemesi gerekir. Önem sırasına göre ”bugünün işini yarına bırakmayarak” zamanını en anlamlı şekilde geçirmesi gerekir. Zamanımızı; önce Allah’ın (c.c) bizden istediği kulluk vazifelerini yapmaya sonra dünya işlerine harcamalıyız. Kalan boş zamanımızı ise insanlık için faydalı işler için kullanmalıyız. Rahatlamamızı sağlayacak hobilerimize de yeteri kadar zaman ayırmalıyız.Günümüz insanı zamanını “çok dolu yaşıyorum” diyerek ne kadar nefsperest ve ne kadar lüzumsuz şey varsa onlara harcıyor. Bu oburca beslenmeye benziyor. Faydalı, faydasız ne bulursa yiyen biri gibi gün gelip hastalanıyor. Geçmişimizle geleceğimiz aynı olmamalı. Hz. Mevlana’nın dediği gibi; ”Dün dünde kaldı cancağızım bugün yeni şeyler söylemek lazım”.Yine Peygamber Efendimiz (s.a.v): “ iki günü aynı olan ziyandadır.” buyurmaktadır. Biz bu dünyada geçirdiğimiz kısa zaman dilimini, ki biz buna ömür diyoruz, en iyi şekilde  Allah’a(c.c) kulluk etmek, O’nun en sevdiği kullarından olmak için harcamalıyız. Sürekli bir gelişim içinde olup bugünümüzü dünden daha güzel yaşamalıyız. Her verilen nimetin sorgusu, suali olacaktır, zamanın da... Peygamber Efendimiz (s.a.v) bu durumun hakikatini ”Ademoğluna kıyamet günü şunlar sorulmadıkça asla yerinden ayrılmaz: Ömrünü nerede ve ne şekilde geçirdiğinden, ilmi ile ne yaptığından, malını nerede kazanıp nereye harcadığından ve bedenini nerede yıprattığından." (Tirmizi, no:2419) sözleriyle bizlere bildirmiştir. İnsanın nefsi; yaratılışı icabı zamanını hep zevk, eğlence ve boş işlerle geçirmek ister. Biz kâmil insan olmak istiyorsak; nefsimizin isteklerinden uzaklaşıp Allah’ın(c.c) sözlerine kulak vererek isteklerini yapmaya çalışmak zorundayız. Bu yüzden Allah’ın(c.c) bizden istediği kulluk vazifelerini hep erteler dururuz; namazı sonra kılarız, hacca gitmek için daha zaman var, emekli olunca yardım işlerine dâhil olurum gibi... Oysa bu çok yanlıştır. Çünkü bize verilen zamanın nerede kesileceği belli değil. Belki şu an son anımız. İnsanoğlunun cahillikleri arasında; feleği, zamanı kötülemesi de vardır. Bir Kutsi Hadiste Allah(c.c.) buyuruyor ki;”Âdemoğlu dehre söverek bana eziyet verir. Hâlbuki ben dehrim (Zamanın yaratanıyım.) Her şey benim elimdedir. Geceyi, gündüzü ben idare ederim."(Buhari, Tefsir, 45) Peygamber Efendimiz(s.a.v) zamanın kıymetini önemle vurgular: “İki nimet vardır ki; insanların çoğu bunların kıymeti hakkında aldanmıştır; sıhhat ve boş vakit. "(Buhari, Rikak, 1, Tirmizi, Zühd, 1)’’ Rabbimiz Asr Suresi ile zamanı kullanmanın ne kadar önemli olduğuna dikkat çekip, zamanın neler yaparak geçirilmesi gerektiğini bizlere bildirmektedir. Özellikle Rabb’imizin Asra yemin etmesi ise zamana verdiği değerin nişanesidir. "1-Asra yemin olsun ki", "2-İnsan mutlaka ziyandadır." "3-Ancak iman edenler, Salih(iyi işler) işleyenler, birbirine hakkı ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır." (Asr Suresi ) Rabb’imiz şu uzunmuş gibi görünen zamanımızı (ömrümüzü) en güzel şekilde O’na kulluk ederek ve O’nun rızasını kazanacak iyi işler yaparak geçirmemizi nasip etsin inşallah. Her an Rabb’imizi gönlümüzde yaşayarak zamanın en değerli geçirilmesi dileğiyle…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 21
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2001
Kayıt tarihi
: 26.01.09
 
 

Emekli öğretmenim. Ispartalıyım. Evliyim.Yaşamdaki amacım; Allah'ı (c.c) sevmek ve O'nun en sevdi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster