Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Mayıs '11

 
Kategori
Dostluk
Okunma Sayısı
419
 

Zarafet

Zarafet
 

Burada yazan herkesin şüphesiz bir MB ile tanışma öyküsü vardır. Benim öyküm; tanışıklığımızın neredeyse 20 yıla dayandığı, değerli H. Hüseyin Dulun arkadaşımın ayaküstü bir sohbet sırasında MB'den söz etmesiyle başladı. Kendi bloglarının linkini verdikten sonra, beni de üye olmam konusunda heveslendirdi. Bu konuda hakkını her zaman teslim ettim, edeceğim de.

Hüseyin bey; klasik müzik ve mutfak tutkunu biridir. Bu iki sevdasını yakın bir zamanda ' Müzik Mutfağı ' adını verdiği şirin bir ortamda birleştirdi. Antalya'da yaşayan MB yazarları o ortamın güzelliğine MB toplantılarında tanıklık ediyorlar hep. Benim şansım aynı semtte yaşıyor olduğumuz için daha fazla. Ne zaman torunumla dolaşmaya çıksak Hüseyin beyle ve melek huylu eşi Mahi'yle sohbet etmek için mutlaka uğrarız o şirin ortama. Müzik Mutfağı'na bitişik marketlerindeki dergilere bakmak torunumun en sevdiği şeylerdendir. Dün, epey bir aradan sonra, hem dergilere bakmak, hem de sohbet etmek için uğramıştık torunumla.

Kapıdan girmeden önce dergileri inceliyorduk ki, önce Mahi gülümseyerek geldi yanımıza, ardından Hüseyin bey. Hüseyin beyin elinde iki minik bayrak vardı; biri ay-yıldızlı, diğeri de hem ay-yıldızlı, hem de Atatürk'lü. 19 Mayıs günü torunum için nasıl bayrak arayıp bulamadığımı ve üzüldüğümü ' Cambaz Boncuk ' başlıklı bloğumda anlatmıştım. Hüseyin bey o bloğumu okuyunca hemen iki bayrak ayırmış torunuma. Üstelik benim özellikle vurguladığım Atatürk'lü bayrağı da ihmal etmemiş ve her iki bayrağı birbirine bağlayarak üzerine not düşmüş, torunuma ayırdığını belirterek. Tabii inceden de sitem ettiler, neden bayrak ararken kendilerine uğramadığım için, haklılardı da:)

Bu davranışın adı nedir, biliyor musunuz? Zarafet! Hadi diğer söylenişiyle de yazayım; İncelik!

Onca işlerinin arasında, o iki güzel bayrağı; bayrak bulamamaktan dolayı yaşadığım hayâl kırıklığını onarmak için, torunumu mutlu etmek için 10 gün boyunca saklamışlar iş yerinde. Yıllar içinde tanışıklıktan dostluğa böyle dönülüyor işte. Dostluk sözle olmuyor, eylemle oluyor. Dostluğu en iyi besleyen, pekiştiren de bu tür incelikli davranışlar oluyor tabii.

Burada, huzurunuzda bir kez daha teşekkür etmek istedim Hüseyin beye ve sevgili Mahi'ye. Son günlerde yaşadığım en hoş, dostluğun içtenlikli tadını alabildiğim en şirin olaydı bu.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bayılıyorum böyle inceliklere, zarif davranışlara :) İnsanın böyle içten ve düşünceli dostlarının olması ne büyük zenginlik. Bazen hep karşımızdakinden bekliyoruz bu tür incelikleri, göremeyince de şikayet etmeye başlıyoruz, "artık insanlar değişti.. kıymet bilen yok.. incelikler yok artık" vs diyoruz. oysa biz de içimizden geldiği an böyle zarif ve güzel şeyler yapabiliriz arkadaşlarımız, dostlarımız için. Sevgilerimle Tülin Hanım.

Mor Okyanus 
 25.06.2011 15:46
Cevap :
En büyük zenginliğimiz dostlarımız değil midir zaten:) Detaylara gizlenmiş güzellikleri ancak dostlar hatırlatabilir bizlere. Senin şu yazıma yazdığın yorum bile bir zarafet örneği benim için:) Sevgilerimle...  29.06.2011 15:57
 

burdan bende kendisine çok teşekkür etmek istiyorum. Çok ince ve çok yüce bir davranıştı. Zuzu çok şanslı çevresinde böyle güzel, değerli insanlar olduğu için. Bugün de Caliou Cd si aldı Hüseyin amcasından:) Beni de tanıştırdı:) Bir kez de ben teşekkür etmek istedim bu anlamlı incelik için.

mea culpa 
 12.06.2011 20:55
Cevap :
Zuzu çok akıllı olduğu için şansını kendisi yaratıyor çoğu zaman:) Dergi bakmak için güzergâh seçiyor hep:) Bence de çok ince bir davranıştı. Sevgiler...  13.06.2011 16:42
 

küçük gibi görünen bir davranış nasıl da büyük dostluklara kapı açıyor değil mi

Çakma Kontes 
 02.06.2011 13:55
Cevap :
Ne demişti Üstün Dökmen hoca; mutluluğun anahtarı küçük şeyler, küçük şeyler:) Mutlu olmak aslında öyle kolay ki, mutlu etmek de öyle...Sevgilerimle...  02.06.2011 16:05
 

Sevgili Tülin, bir kişi karşısındakinden bir incelik görüyorsa bu genelde kendi inceliğinin bir yansımasıdır. Her insan "nazik" olabilir ama "nazenin" olamaz. Nazenin olmak bir incelik, bir zarafettir.Tıpkı senin dostlarına davranışın gibi. Sevgiyle...

Melek Koç 
 02.06.2011 1:06
Cevap :
Sevgili Melek, son zamanlarda ben de inanmaya başladım bu yazdıklarına. Hani; ' Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim ' sözü var ya, ne kadar doğru aslında. Sen de o güzel dostlardan birisin inan bana. İyi ki varsın! Sevgilerimle...  02.06.2011 16:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 261
Toplam yorum
: 2348
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2070
Kayıt tarihi
: 23.07.07
 
 

1954 Antalya doğumlu ve Antalyalı'yım. Ülkemin ve özellikle bu şehrin sevdalısıyım. Sanatın pek çok ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster