Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ekim '14

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
99
 

Zararlı şeyler

Zararlı şeyler
 

Güllük İlköğretim Okulu, yıkılan kapısı, köşedeki bakkal...


Bayramda insan biraz daha olumlu düşünmek ve neşeli olmak istiyor. Bu nedenle, gündemle ilgili "zararlı alışkanlıklar"a değindiğim yazıma biraz espri kattım; "Gülüyoruz ağlanacak halimize" sözüne uygun bir metin ortaya çıktı.

Okullar açılalı nerdeyse bir ay oluyor; ama, aslında her zaman çocuklarımızı zararlı alışkanlıklardan korumak ana babaların, devletin, ilgili kişi ve kuruluşların gündeminde olmalı. Zararlı alışkanlıklardan korunmak, kendimizde ve çocuklarımızda buna uygun tavır ve tutumlar geliştirmekle oluyor. Ancak, okul çevresi ve yasal düzenlemeler de buna destek olmalı kuşkusuz. Örneğin; MSG (Mono Sodyum Glutamat) içeren cips, kraker gibi yiyeceklerden ve kolalı, asitli içeceklerden çocuklarımızı korumakda onların iradesi ne derece etkilidir? Bu nedenle, tabii ki okul kantinlerinde bu tür şeyler satılmamalı. Güllük İlköğretim Okulu'nda 2 yıldır kantin var iyi ki... Okulun hemen yanı başında da bu tür ürünlerin satıldığı bir market (aslında bakkal) var. Biraz da o yüzden okulun üç giriş kapısından o tarafa bakan kapalı tutuluyor. Bu da bakkal sahibini epey rahatsız ediyormuş. Yine de yeterli bir uygulama değil. Zira okulun hemen yanı başında, ana cadde ile sokağın kesiştiği işlek yerdeki bu bakkalda, eskiden "Tekel ürünleri" dediğimiz her türlü alkollü içecek ve sigara satılmakta. Daha önce birçok veli, BİMER'e, Kaymakamlık'a, Jandarma'ya şikayette bulunmuş. Ama, köşedeki bu bakkal hala açık ve "Zararlı Ürünler" satışını sürdürüyor. Bunda market / bakkal sahibi A.K.'nin AKP'li olmasının etkisi var mı diye düşünüyoruz ister istemez. Çünkü dinsel açıdan günah, yasal olarak suç sayılan şeyler, AKP'lilere mübah ve serbest gibi. Bu kanıyı geçersiz kılan, aksi uygulamalara da tanık olsak keşke!

(Bayramın ikinci günü Güllük İlköğretim Okulu'nun bu markete bakan taraftaki bahçe kapısının tel örgü duvarıyla bütün halinde yıkılmış olduğunu gördüm. Okul Müdürü Süleyman Yatakçı'yı bilgilendirdim. Fotoğraflarını da çektim.)

 

Düşünen kafalara

 

Şimdi de okulların devletin karşılamadığı birçok masrafının yanı sıra 4 hizmetliden ikisinin maaşının ve sigorta primlerinin ödenebilmesi için, para toplanması gündemde. Biz bunları dert edinip, para toplamak, okulun, çocuklarımızın gereksinimlerini karşılayabilmek için uğraşıp dururken, bir ayakkabı kutusu parayla (5400 banknot sığabilen bir ayakkabı kutusuna, 5 TL'likler halinde en az 27 bin TL., 200 bin TL'likler halinde de en fazla 1 Milyon 80 bin TL. konulabiliyormuş.), okulun onarım masraflarının yanı sıra, kaç hizmetlinin kaç yıl boyunca maaşı ödenebilirdi, diye düşünüyorum. Ya da bir kasa dolusu parayla ( eski Halk Bankası Müdürü Süleyman Aslan'ın evinde ayakkabı kutuları içerisinde 4.5 Milyon Dolar bulunmuştu. Onun kasası yokmuş anlaşılan.) kaç okul yaptırılabilirdi, kampüs bile kurulabilir miydi? Bütün bu paralarla kaç yoksul öğrenciye, öğrenim yaşamlarının sonuna dek burs verilebilirdi?... Diye düşünüyorum ister istemez.

Öte yandan, onlarca muhalif, yazar, gazeteci, bilim insanı, öğretim üyesi ve subayların, hatta polislerin, savcı ve hakimlerin başlarına gelenleri düşünüp, ben de benzer süreçlerden geçip "Zoraki Kahraman"a dönüşür müyüm? Ya da başıma başka şeyler gelir mi diye düşünüyorum. Boşuna dememişler "Düşünen kafalara zararlı fikirler üşüşür, büyüklerimiz bizden iyi düşünür". Ama, ben bu zararlı alışkanlığımdan bir türlü vazgeçemiyorum. Vazgeçmeye de niyetim yok!

 

Yobaz sömürüsü

 

Orta Çağ'da yozlaşmış Hristiyan din adamları, saf ve yobaz halka cennetin tapusunu ve anahtarını satıyormuş ya; günümüz Türkiyesi'nde yaşananlar da o dönemleri çağrıştırıyor bana. Artık, sadaka, infak, fitre, zekat, okul yaptırmak, rüşvet almamak, yolsuzluktan, yalandan, riyadan, gıybetten kaçınmak gibi iyilik ve ibadet yollarına gerek yok. AKP'li olun yeter; hemen "Ak", "Pak" oluverirsiniz; kimse size dokunamaz, size dokunan ise yandı demektir. Bu dünyada işlediğiniz suç ve günahların hesabını size soran olmaz da... Her halde, Münker ve Nekir'in TC yurttaşlarından ölenlere ilk sorusu "AKP'li misin?" olacaktır? AKP'liler üzerine otoban döşenmiş sırat köprüsünden son moda jiplerle geçerken, sıradan yurttaşlar (hele Kemalist, laik, ulusalcı, antiemperyalist, alevi, sosyalist falan olanlar), kıldan ince, kılıçtan keskin bir sırat köprüsünden ip cambazı gibi geçmek zorunda kalacaklar? En eğlenceli yoldan, ayetleri ve sureleri "Makara, kukara" şeklinde alaya alanlar gidecek sanırım; onlar da bir makara marifetiyle tırrrrr, hop! Hemen karşı tarafta olacaklar!

Kusura bakmayın, böyle esprili bakmasam olaylara, durumlara ve insanlara, ben tırlatacağım düşüne düşüne... Gerçekten düşünmek zararlı alışkanlık.

Dünyada tek dikili taşım yok henüz, ama Aşık Veysel misali gönlümde taşıdığım köşkümü, Yunus Emre'nin dizelerindeki gibi sırat köprüsü üzerine yapasım var.

 

Ben dervişim diyene, bir ün edesim gelir

Seğirdüben sesine, varıp yetesim gelir

Sırat kıldan incedir, kılıçtan keskincedir

Varıp anın üstüne, evler yapasım gelir

Altında gayya vardır, içi nar ile pürdür

Varuben ol gölgede, biraz yatasım gelir

Oda gölgedir deyu, ta’n eylemen hocalar

Hatırınız hoş olsun, biraz yanasım gelir

Ben günahımca yanam

Rahmet suyunda yunam

İki kanat takınam, biraz uçasım gelir

 

Yunus Emre

 

(Not: Bu dizeleri bana anımsatarak ve ileterek katkıda bulunan Abdülkadir Geylani Kilmen'e teşekkür ederim.)

 

Gülçin ERŞEN – 7 Ekim 2014 / Güllük

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 134
Toplam yorum
: 101
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 807
Kayıt tarihi
: 06.07.11
 
 

Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu (İletişim Fakültesi) Radyo ve Televizyon Bölümü mezun..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster