Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Temmuz '13

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
2968
 

Zehirli ayakkabılar

Zehirli ayakkabılar
 

Sağlıklı yaşam için "hayır" sözcüğünü yerinde kullanmak yeterli olabilir mi? Resim int. alıntı


“Dost başa düşman ayağa bakar”  Atasözü: Tedavülden kalktı sayılır.

Başınıza bakacak(essahtan) dostlarınız varsa…

Ne mutlu size; zengin sayılırsınız!

Bugünkü konumuz ayağa bakan düşmanlar olmayacak.

Konumuz: Bayıla bayıla satın aldığımız rengârenk ayakkabılarımız.  Yani ayaklarımıza bakan değil ayaklarımızı sarıp sarmalayan düşmanlar olacak.

Ülkemde ayakkabıları( yerli yabancı üretim)mercek altına alan, kimyasal madde kalıntıları içerip içermediğini araştıran bir kuruluş var mı ki?  Varsa çok şaşırırım.

(Bağışıklık sistemini çökerten; kansere; alerjiye, kısırlığa davetiye gönderen “Klor 6” adlı kimyasal)

 Çünkü Çin’in zehirli ürünleri ülkemde cirit atıyor.

 Çin: Deriyi Hindistan’dan alıyor. Hindistan: Klor 6 sayesinde deriyi 10 gün içinde işlenir hale getiriyor. (Bitkisel yöntemle deri ancak 40 günde işlenir hale gelebiliyor)

İnsan sağlığını ciddi bir şekilde tehdit eden Klor 6 bir daha asla deriyi terk etmiyor.

Çin: Ürettiği  (ihraç ettiği) zehirli ayakkabıları gemilere yüklemeden önce uzun yolculukta nemlenip küflenmesin diye tekrardan ürünü kimyasallarla mumyalıyor ve kapımızın önüne bırakıyor.

Farkında mıyız?

Alman Hükümeti bunun farkında; ne tür önlemler aldığı hakkında bir bilgi edinemedim.

Alman medyası farkında ve uyarıyor.

Ayakları cılk yara olmuş; kimyasallara alerjisi doruklara çıkmış onlarca insanı ekranlarda izlerken insanın kanı donuyor.

Hindistan ve Çin gibi ülkelerin( Doğa ve insan sağlığını tehdit eden) endüstriyel faaliyet göstermesini engelleyebilmek için Almanya gibi ülkelerin üretimini kendi ülkelerinde yapması koşulu gündeme gelmelidir.

5 Kuruşa 10 Çift zehirli ayakkabı almak yerine; adamakıllı doğal yöntemlerle sağlığa zararı dokunmayan bir yazlık bir kışlık ayakkabıyla yetinmesini öğrenmeliyiz.

Tüketim hırsını ne kadar dizginleyebilirsek, bir o kadar doğaya hizmet edebiliriz. Yeşil ve temiz kalır. Hindistan’ın bir zamanlar hayat veren  nehirleri birer birer zehir kanallarına dönüşüyor. Denizleri deryaları mavi dünyamızı ölüme sürüklüyor.

Bizim akarsularımıza kimler tecavüz ediyor?

Geriye gidelim nalın giyelim, çarık giyelim.

Kim gülecek?

Bırakalım gülsünler. Son bir kez gülsünler.

Bedeni: Bir ömür boyu taşıyabilecek sağlıklı ayaklar için nalına çarığa dönmek,  geri atılmış bir adım sayılabilir mi?  

Denenmiş, sınavı geçmiş hamleler: Akılsızca ileriye doğru yapılan ataklardan çok daha ehvendir.

Alev Meisel/Berlin

18 Temmuz 2013 Perşembe

Doğum Günün kutlu olsun adamım; doğaya olan borcunu zamanında ve yerinde ödemek için gösterdiğin duyarlılık mutlu ediyor.

Teşekkürler, sevgiler

  

 

 

     

Erdal Ceyhan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sadece ayakkabılar mı? Ben yıllarca tekstil üretim planlaması yaptım ve size garanti ederim ki çoraptan tutun eşarpa kadar kullandığınız her ne varsa hepsi direk veya dolaylı olarak sağlığınız için risk taşır veya doğayı tahrip eder. İpek elyafının nasıl üretildiğini bilseniz ipekli bile giymezsiniz. Domatesin yumurtanın eski lezzeti kaldı mı? Ne gezer! Hepsi bir şekilde endüstriyel üretimden kimyasal nasibini aldı. Teneffüs ettiğimiz hava, içtiğimiz suya ne diyelim? Yalan yanlış kurgular, haberler, yorumlar dolu okuduklarımızla genetiği bozulan insanın ayağına baksak ne olur başına baksak ne olur? Beynine bakabiliyor muyuz? Bir arkadaşımın annesi alzheimer hastası, o kadar mutlu ki, anlatamam, hep fıkır fıkır. Kendinize iyi bakın, selamlar

Matilla 
 18.07.2013 6:57
Cevap :
Mustafa Bey Merhaba; durumu abartısız özetlemişsiniz. Kuşkularım bir idi ipek meselesiyle bin bir oldu. Motosikletle dağ bayır gezerken, bir dağ köyünden yemeni almak istedim, oyasının ipliği misina gibiydi ve bi farklı kokuyordu. Neden diye sorunca aldığım yanıt boynumu büktü. O yüzden önce ayakkabıların haline bir göz atalım dedim. Gönül rahatlığıyla üste giyilecek bir aba; içilecek bir yudum su bulmak zorlaştı. Aklım erdiği kadar "çılgınca tüketimi frenlemek" ilk adım olabilir kanısındayım. Çılgınlık doruğa vardıysa bundan sonra inşallah inişe geçer, cacığı tahta kaşıkla yemeğe başlarız. Sizden gelen yorum mutlu etti içeriği ise karalar bağlattı. Ne yapmalı ne etmeli ki... Rotayı yeşile maviye yöneltmeli... Teşekkürler selamlar saygılar. Not: Alzheimer çoğaldı diyorlar yoksa insanoğluna başka bir çıkış yolu kalmadı mı?   19.07.2013 12:00
 

Aynı facia Türkiye'de de var! Çin'de birkaç dolara alınan ayakkabılar burada 100 liraya satılıyor. Made in P.R.C priced in Turkey!! Türkiye'nin en lüks markası V.... çantalarını, ayakkabılarını Çin'de üretiyor! Eminim deriyi bitkisel yöntemlerle işliyorlardır! Selam ve sevgiyle.

Ata Kemal Şahin 
 18.07.2013 6:51
Cevap :
Merhaba Ata Kemal Bey; o -V- bu ülkede hatırı sayılır kazançlar elde etti. Kendi müşterilerine zarar vererek - sağlığını- hiçe sayarak- teşekkür etmeyecektir diye düşünüyorum çünkü satışa sunduğu ürünler yeterince pahalı bu demek oluyor ki Çinliler bitkisel yöntemlerle muamele görmüş ürünleri-V- için ayırıyorlardır. Tabii ki V de bunu belgeleyecek ve müşterisine garanti verecektir. Eğer sağlığa zararlı maddeler içeriyorsa; akıl almaz tazminatlar ödemek zorunda kalmalı. Bunun içinde çok gelişmiş laboratuvarlarımızın olması gerek bizim buna acilen ihtiyacımız var. Konu konuyu açıyor ve bizim uğraştığımız işlere bakarsak ümidi yitirmemek elde değil...Değerli katkılarınız ve hatırlatmalarınız için teşekkürler. Selamlar saygılar.   19.07.2013 11:33
 

Alev hanım çok yararlı bir uyarı yazısı, teşekkürler. Bu konularda çok titizim. Eskiden mağazalar kokmazdı. Şu ucuz Ortadoğu malları piyasayı sardığından beri; ister tekstil ister ayakkabı ister mobilya mağazaları olsun keskin kimyasal madde kokuyor. İlk etapta orada çalışanlar için üzülüyorum. Kliması olan mağazalar kokuyu biraz azaltıyor. Bir mala ilgi duyduğumda önce kokluyorum kokuyorsa almıyorum. İğrenç kokuyor özellikle ayakkabılar. O bez ayakkabılardan oğlumda giyiyor ve önemsemiyor dolayısıyla engelleyemiyorum ve üzülüyorum. Giysiler kullanmadan önce mutlaka yıkanmalı. Selamlar, sevgiler.

mine objektif 
 18.07.2013 2:58
Cevap :
Sevgili Mine Hanım Merhaba; demek siz de bu dayanılmaz kokunun farkındasınız şükürler olsun çünkü ben aşırı hassasiyet gösterdiğimi düşünür olmuştum. Bebek arabalı genç annelerin bile rahat rahat alışveriş ettiğini gördükçe ben abarttığımı sanıyordum. Evet haklısınız, burnumuz bizi uyarıyor ona kulak vermeliyiz. Bu tür dükkanlar mantar gibi üremekte, talep var. Bilinçli tüketici azınlıkta kaldıkça...Gençlerimiz her şeyden haberdar oldukları halde; ciddiye almakta zorlanıyorlar. Yorumunuzda -koklamak- konusuna parmak bastınız bu beni mutlu etti. Basit bir yöntem bize yardımcı olacaktır. Katkınız ilginiz beğeniniz için teşekkürler, sevgiler selamlar.   19.07.2013 10:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 584
Toplam yorum
: 2445
Toplam mesaj
: 327
Ort. okunma sayısı
: 843
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Dinleyenin olmadığı yerde anlatmanın önemi! Nasıl YAZAN oldum. 'Yalnız doğar, yalnız göçer' eskile..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster