Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ocak '12

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
136
 

Zeki Müren

Zeki Müren
 

Zeki Müren


Sanat Güneşi

6 Aralık 1931, Bursa – ö. 24 Eylül 1996, İzmir

Türk Sanat Müziği sanatçısı...

Dünyada, gördüğümüz güzellikler başımızı döndürür. Çoğu zaman orada öylesine kalırız. Nefesimizi, ya daha derin alır soluklanırız, ya da nefessiz kalırız. Baharlarda en çok bu halleri yaşarız. Bahar, ardından yazı getirdiğinde gördüğümüz o papatya, nergis, sümbül solar, dereler daha kurulaşır, hava daha sertleşir. Baharı kaybettiğimizden üzülürüz, yazı yaşamaya çalışırız, bir dahaki baharı bekleriz.

Bahar yaşadığımız sürece tekrar gelecektir.

Sanat böyle bir şey! Bazen baktığınızda, bazen dinlediğinizde, bazen dokunduğunuzda nefesinizi keser. Bazen bir tablo asırları ardından bırakır, sayılmayacak kadar çok bakışın ardından yeni bakışları bekler.

Bazen bir müzik, bir musiki sizi alır başka diyarlara götürür. Hatta o müzik öyle bir şeydir ki yazandan, besteleyenden ziyade artık sizindir. Sizin şarkınızdır, sizin ruhunuzdur sizi anlatır, üstelik hiç bıkmadan hiç usanmadan.

·         Müzik ruhun gıdasıdır.

·         Müzik evrensel dildir.

·         Hastalar müzikle iyileşir.

·         Bebekler anne karnında müzikle sakinleşir.

·         Müziğin her dalı bir dinleyici bulur.

Müziği böyle anlatırken kimin aklına Zeki Müren gelmez ki…

Bizim yaşımızdakilerin Zeki Müren’den sevdikleri, kendilerine mal ettikleri şarkıları yokmudur?

Uzun yıllardan sonra birbirine kavuşmuş aşıklar demezler mi?

Uzun yıllar bekledim

Hakikat oldu rüyam

Koklamaya kıyamam

Benim güzel manolyam…

Allah Rahmet eylesin babam ne çok severdi bu şarkıyı. Kardeşim Ömer’de Zeki Müren’in bütün şarkılarını sever ama iki şarkısı var ki onu durmadan söyler…

Biri; Nihavent makamında Bir Demet Yasemen, diğeri de:

Öyle dudak büküp hor gözle bakma

Bırak küçük dağlar yerinde dursun

Çoktan unuturdum ben seni çoktan

Ah bu şarkıların gözü kör olsun…

Gerçekten bu şarkıların gözü kör olsun diyeğim ama içim elvermiyor ki.

Ben Zeki Müren’i hala dinlerken tüylerim diken – diken olur. Onun kadife sesi içime huzur verir. Duygu seli yaşarım. Kendimi iyi hissettirir. Mutlu olmak isterim. Farklı duygular sarar sarmalar beni.

Zeki Müren’in bodrumdaki evini gezmiştim birkaç sene önce. Aklımda olan; Bodrum Paşası deniliyordu ya ona. Ona göre bir ev, Zeki Müren’e göre bir saray bekliyordum. Öyle bulmadım. Bir hayli mutavazi bir evdi. Bahçe içinde birkaç kattı. Benim gibi Zeki Müren hayranlarının ziyaret ettiği, müze haline getirlmiş, sanatçının ünlü kıyafetlerinin de üst katta sergilendiği ev bir hayli sade döşenmişti. Oradan hatıra bir de kupa aldım.

Kahvemi içtiğimde, onun müziğini dinleme isteğim depreşir.

Zeki Müren farklı biriydi. Bu bir gerçek… Ben çocukluğumda da, yetişkinliğimde de onun yürümesinden mi, şarkılarından mı bilemiyorum bana hep kelebekleri hatırlatırdı ve ben onu kelebeklere benzetirdim. Onu tanıyalım ister misiniz.

Onu tanımayanımız yoktur ama belki bu kadar detaylı bilmiyorlardır.

Büyük sanatçı Zeki Müren:

·         Orta öğrenimini bursada yapmış.

·         Boğaziçi lisesini İstanbul’da tamamlamış.

·         Devlet Güzel Sanatlar Akademesi’nin Yüksek Süsleme Bölümü sabih Gözen atölyesinden mezun olmuş.

Bunlar eğitimi ile ilgili edindiğim bilgileri…

Şimdi de musiki aşkından söz etmeliyim.

·          Bursa’da tamburi İzzet Gerçeker’den solfej ve usul dersleri almış.

·         Lisede okurken; Agopos Efendi ile Udi Kirkor’dan musiki eğitimi almış.

·         Şerif İçli ile fasıl musikisi eserlerini geçmiş.

·         Refik Fersan’dan, Sadi Işılay’dan, Kadri Şençalar’dan yararlanmış.

İstanbul Radyosuna girmiş.

·         Sınavla 1950 yılında İstanbul radyosuna girmiş.

·         İlk canlı yayınını 1951 yalında yapmış.

·         Daha sonra türkiye radyolarında düzenli olarak okumaya başlamış.

·         Szahne çalışmalarına başlamış.

·         Plak çalışmalarına başlamış.

·         Sahneye yenilikler getirmiş.

·         Alışılmamış kıyafetlerle sahneye çıkmış.

·         Türkiye’de en çok konser veren sanatçı olmuş. Bir yılda yüz konser veren sanatçı olmuş.

·         Yabancı ülkelerde de çok konserler vermiş.

·         Türkiye’de Altın Plak Ödülünü ilk o almış.

·         Plakları ve kasetleri 600’ü geçmiş.

·         İkiyüz dolayında şarkı bestelemiş.

Büyük rekorlarından biri gazino hayatında olmuş.

·         Maksim Gazinosunda, Aralıksız 11 yıl Behiye Aksoy’la dönüşümlü olarak sahne almış.

·         Beklenen şarkı ile Sinemaya geçmiş.

·         On sekiz filmde oynamış.

·         1955’te Arena Tiyatrosunda; Çay ve Sempati’de başrol oyuncu olarak sahneye çıkmış.

·         Bir şiir kitabı çıkarmış İsmini Bıldırcın Yağmuru koymuş.

·         Yurdun çeşitli yerlerinde Desen sergileri açmış.

Bütün bunlardan sonra kendisine SANAT GÜNEŞİ ünvanı verilmiş.

·         En büyük isteği sahnede ölmekmiş.

·         1980’de TRT İzmir Televizyonunda onuruna yapılan tören sırasında kalp krizi geçirmiş, hayatını kaybetmiş.

·         Cenazesi çok kalabalık olmuş.

·         Vasiyeti üzerine mirasının en büyük bölümünü Mehmetcik Vakfına bağışlamış.

Bütün bunlardan sonra sanat adına söylenecek söz gelmiyor aklıma.

İşte bu sanattır. Bu emektir.

Bu güzelliktir.

Bu kendinden sonra kalanlara hatıralardır.

Düşünüyorum da; çocuktum, Zeki Müren şarkı söylüyordu, babam ve annem ona eşlik ediyordu. Bu çok güzel bir hatıra… Gözlerimin önünden gitmeyenlerden!

 

Nazan Şara Şatana

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 1094
Toplam yorum
: 112
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 2131
Kayıt tarihi
: 09.12.10
 
 

Nazan Şara Şatana (d. 1957, İstanbul), Türk yazar. Eğitim hayatından sonra; Günaydın Gazetesi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster