Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ocak '09

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
2109
 

Zenciler Kazandı !

Zenciler Kazandı !
 

Barack Obama artık bir Amerika başkası. Ve ailesi artık çok saygın olacak !...


Ku Klux Klan’ları hatırladınız mı? Ya, yaşadıkları topraklardan, gemilere, trenlere doldurularak, kendi ülkesinden çok uzaklarda başka bir ülkede, zengin ve soylulara satılan zenci köleleri! Hayatları boyunca pis işlerde çalıştırılan, asla yükselmesine izin verilmeyen, Amerikan vatandaşı olsa bile ikinci hatta üçüncü sınıf vatandaş kabul edilen zencileri? Harem’i hatırladınız mı mesela ? Benim gençlik yıllarım, Basketbol’a meraklı olmakla ve Harlemin oyunlarını hayal etmetle geçti. Çocukluktan, gençliğe adım attığım yıllarda, odamda zenci uçan adamların resimleri vardı. Bu Harlem’in tamamının zencilerden oluşması (şimdilerde beyaz oyuncularda var galiba) sizi hiç düşündürdü mü? Neden Amerikan filmlerinde zenciler hep çetecidir, kötü adamlardır, uyuşturucu satıcısıdırlar? Neden hep Amerika başkanları beyazdır?

Tarihe biraz meraklı olanlar bilirler, okumuşlardır. Amerika’nın en büyük kavgalarından birisidir Irkçılık. Tarihi okumayanlar, okumayı sevmeyenler bilmeyebilirler. Ama en azından, içinde ırkçılık geçen eski Amerikan filmlerini seyretmişlerse, duymuşlar yada görmüşlerdir. Her gün onlarca zencinin öldürüldüğü, dövüldüğü, hapislere atıldığı, beyazların olduğu yerlere zencilerin giremediği, zencilerin renginden dolayı toplu taşıma araçlarına bile bindirilmediği, iş yerlerinin yağmalandığı, yakıldığı, Amerikan vatandaşı yazılı kimliğine bile bakmadan işinden atıldığı, ikinci değil alt sıralardaki bir sınıfın vatandaşı sayıldığı, sokak çetelerinin zencileri avlama partileri düzenlendiği o eski Amerika’dan bahsediyorum. Yukarıdaki resim, işte böyle bir ortamı anlatıyor ve tamamen gerçektir. Ne suçla itham edildi bilmiyorum ama netice de idam edilmiş. Hem de çoluk, çocuk herkesin gözü önünde. Son nefeslerini dar ağacında vermişler..

Günümüzde bile hala zencilerle-beyazlar arasında çekişmeler vardır. Bugün bile hala zenciler pek sevilmez. Koyu ırkçılar iş yerlerine zenciler ve köpekler giremez yazıları asarlar. Hatta Amerikan polisinde bile yaygın olan bir sorundur ırkçılık. Eskiden devlet mekanizmalarında zenciler görevlendirilmezken, daha sonraları ağır ve pis işler verilmeye başlandı. Daha sonraları Martin Luther King gibi zencilerin haklarını arayanlar, zencileri örgütleyenler. Onların da insan olduklarını kabul ettirdiler. Daha sonraları zenciler de devlet mekanizmalarında görev almaya başladılar. Polislik gibi. Ama ne yazık ki, zenci polisler dahi iş arkadaşları tarafından ayrımcılığa tabi tutuluyorlar. Hatırlayacaksınız, bizim televizyonlarımızda da gösterilmişti, haber konusu olmuştu. 2 mart 1991 gecesi Amerikan polisi tarafından “yargısız infaz” edilen Rodney Glen King isimli bir zenci de bu ırkçılığın kurbanlarından oldu. Maaşları halkın vergisi ile ödenen polisler tarafından saldırıya uğrayan King’in videosu Amerika’yı ayağa kaldırmıştı. Mahkemenin polisleri beraat ettirmesi ise bardağı taşıran son damla olmuş, California’daki olaylarda kentin bazı mahallelerinde büyük yangınlar çıkmış, mağazalar yağmalanmıştı.

Bugün bile gizliden gizliye siyah ırkçılığı yapılıyor olsa da artık Amerika değişiyor. Daha dün siyahi ırkçılık yapılıyorken, bugün Amerikan başkanlık koltuğuna bir siyahi oturdu. Hem de ataları kölelik yapan, ezilen, dövülen, sövülen, hor görülen bir adam. Öyle ki, o adam renginden dolayı, gittiği lokantalarda kendisine yemek verilmeyen hizmet edilmeyen zenci bir adamın oğlu. Obama !..


Çok uzun yollardan buralara gelindi. Luther King çok büyük fedakârlıklarla bir mücade başlattı. Zencilerin, siyahî ırktan olanların köle değil, beyazlar kadar eşit haklara sahip olması gerektiğini hep söyledi, meydanlarda haykırdı. O da dövüldü, hapse atıldı ve bir gün bu yolda ilerlerken, bir otel odasında, muhtemelen ya bir ırkçı ya da gizli servis tarafından öldürüldü. İşte ölümü göze alarak verilen bu çabalar ve sabır; zencisiyle beyazıyla, çekik gözlüsüyle bir rüya etrafında Amerikan halkını birleştirdi. Ve bu Amerikan rüyası demokrasi deneyiminin can suyunu oluşturdu.


Bir rüyam var diyen King’in rüyasını Barack Obama gerçekleştirdi. Bu kardeşlik ortamında Obama onları buluşturmadı; kendileri bu ortamı acı deneylerden ders çıkararak vücuda getirdiler. Dünkü konuşmanın en önemli özelliklerinden biri, Martin Luther King’in “Bir hayalim var” diye seslenişinin 45. yıldönümüne denk gelmesiydi ve konuşma King’in o meşhur yürüyüşünü bitirdiği yerde yapılmasıydı. Başka bir ilginç nokta da bugün Obama, yıllar önce tamam ile zenci kölelerin <ı>–belki de atalarının- yaptığı beyaz sarayda ikamet edecek artık. Bir yerlere not ettiğim güzel bir söz ile bitireyim bu yazıyı !..

<ı>"İnsan memleketini niye sever; başka çaresi yoktur da ondan. Ama biz biliriz ki bir yerde mutlu, mesut olmanın ilk şartı orayı sevmektir. Burayı seversen burası dünyanın en güzel yeridir. Ama dünyanın en güzel yerini sevmezsen orası dünyanın en güzel yeri değildir."

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2489
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster