Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Mayıs '17

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
89
 

Zengin bir coğrafya

Zengin bir coğrafya
 

Anadolu kadar zengin ve çeşitlilikle dolu bir coğrafya daha var mıdır, diye sorsam, ne cevap verirsiniz?
Benim cevabım: Evet vardır. Orası Afganistan'dır.
 
Afganistan...
Kültürlerin, milletlerin kesiştiği coğrafya...
Mecusiliğin, Budizmin, İslam'ın hemhal olduğu topraklar...
Fars'ın, Hint'in, Türk'ün, Arap'ın birbirine karıştığı topraklar...
Hüznün vatanı, acının ülkesi, sefaletin diyarı...
Hindukuş dağlarının coğrafyası...
 
Anadolu'dan farkı Hristiyanlık, Ermeni, Rum, Mezopatamya; başka ne? Ha bir de zengin tarih... Aynısı olmasa da, benzer bir tarihi zenginliği de vardır Afganistan'ın.
 
Anadolu'nun farkirleştiği gibi, Afganistan coğrafyası da fakirleşen bir coğrafya...
 
Bu fakirlik, maddi anlamda değil, daha çok soyut...
 
Anadolu'nun asli çocukları kovulmuş, kültürel zenginlikleri horlanmış, tek tipleştirebilmek için elden gelen yapılmış...
Benzerini Afganistan'da yaşamıştır maalesef...
 
Zalimler hükmetmiş, cani Cengizhan ve ordusu buldozer gibi üzerinden geçmiş, şeytan Taliban inletmiş, cesetleştirmek için elinden geleni yapmış, Rus'u, ABD'si yakıp yıkmış... gerçekten çok çeken bir coğrafya...
 
*
 
Afganistan denildiğinde aklınıza neler gelir? Benim iyi-kötü bazı şeyler aklıma gelir. Müsaadenizle öne çıkanları sıralamak isterim:
 
-Rumi gelir ilk önce. Rumi'nin doğduğu topraklardır bu coğrafya. Rumi, Afganistan'ın Belh şehrinde hayata gözlerini açmıştır. Yıl 1207'dir. Cengizhan ve ordusu toza dumana katmaktadır Asya'yı, biçerin ekin biçtiği gibi insan biçmektedir. Korkuyu âdeta tek din yapmıştır cani ve ordusu. Belh'e de çok yaklaşmıştır zulüm fırtınası. Rumi'nin babası çoluk çocuğu toplar, batıya doğru kaçarcasına göç ederler. Rumi henüz altı yaşına girmemiştir.
 
-Gazneli Mahmud gelir. Gazneliler, 960-1180'li yıllarda hüküm sürmüş Türk devletidir. Adını Afganistan'ın Gazne şehrinden almıştır. Gazneli Mahmud, Gazneliler Devletinin en meşhur hükümdarıdır. "Vermeyice mâbut/ Neylesin Sultan Mahmud" sözü ve hikâyesi büyük bir ihtimalle ona aittir. Hindistan'a düzenlediği 17 seferin olduğu bilinir. Hindistan'da İslam'ın yer edinmesinde Gazneli Mahmud'un seferlerinin büyük bir payı vardır. Artık nasıl seferse bu seferler? Sürü sürü kervanlardan mı oluşuyordu bilmem (!) Tarih derslerinde Gazneli Mahmud'un seferlerini işittiğimizde gururlanırdık. Neyine gururlanıyorsak artık. Dediğim gibi seferleri kervan sürülerinden, gül-bülbül saçılmasından ibaret sanıyorduk herhal... Halbuki seferlerde; kılıç, mızrak, ok, kaba kuvvet, at, eşek, ter kokusu, maddi ve manevi tecavüz, yağma vardır daha çok... Bu seferleri Hinduların Müslüman bir ülkeye yaptığını düşünün, düşünün bir Allah aşkına. Müslümanların bu seferlerde şefkatli yaklaştıklarını düşünüyorsunuz ya, aynısını Hindular için de düşünün. Onlar da şefkatli yaklaştılar size. Soralım şimdi, içinden gelerek kaç Müslüman, Hindu olur? Çok az, neredeyse hiç! 'Hâk yol İslâm ama. Hâkkı bilen, neden bâtılı seçsin?' dediğinizi duyar gibiyim. Kardeşim, kardeşim! Din evrensel bir şey değildir. Herkesin dini kendine göre hâktır. Müslümana göre Müslümanınki, Hinduya göre Hindununki. Müslüman nasıl ölse vazgeçmezse dininden, Hindu da ölse vazgeçmez dininden. Yani anlayacağın bütün dinler, yayılırken zora başvurmuştur. Sultan Mahmud'un seferlerinde de zor vardır.
 
-Bamyan Buda Heykelleri gelir: 6. yüzyılda, yani günümüzden 1500 yıl önce, Afganistan'daki Bamyan vadisindeki kayalıklara inşa edilmiş devasa Buda heykelleridir. Biri 55, diğeri 37 metre uzunluğundadır. Maalesef ki, tekrar diyorum maalesef ki, 2001 yılında Taliban tarafından dinamitle patlatılarak yok edilmiştir bu heykeller. İnsanlık mirası insanlığa düşman çapulcularca yok edilmiştir.
 
-Rus işgali gelir. Taliban şeytanı gelir. ABD işgali gelir.
 
-Afganistan kökenli ABD'de yaşayan yazar Khaled Hosseini gelir. Birbirinden güzel ve nefis romanları 'Uçurtma Avcısı' gelir, 'Bin Muhteşem Güneş' gelir ve 'Ve Dağlar Yankılandı' gelir...
 
*
 
Khaled Hosseini'nin 'Ve Dağlar Yankılandı' adlı kitabını okudum bu hafta sonu.
 
2013 yılında çıktı. Gene aynı yıl Türkçe'de Everest Yayınları'ndan çıktı. Türkçe'ye çeviren çevirmen: Püren Özgören. Türü, roman. Sayfa sayısı, 408.
 
*
 
'Ve Dağlar Yankılandı'nın çok güzel ve çok zengin bir konusu var. Nasıl özetleyeceğimi inanın bilemiyorum.
 
1949 yılında 7 yaşındaki Abdullah'ın annesi doğum yaparken hayatını kaybeder. Doğan bebek kızdır, adını Peri koyarlar. Peri Abdullah'ın her şeyi olur...
 
Merkezinde Peri ve Abdullah'ın ve onların akrabaları ya da tanıdıklarının olduğu dolu dolu bir roman...
 
Afganistan'ın günümüze kadar ki hüzünlü tarihi...
 
*
 
Dili sorarsanız. Size şöyle derim:
 
Afgan kültürü, bir Fars kültürüdür. Edebiyatın büyüsü, Fars kültürüyledir.
 
-Mustafa Yıldırım - 15.05.2017

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 533
Toplam yorum
: 252
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 387
Kayıt tarihi
: 03.11.12
 
 

Konyalıyım. Edebiyat okudum. Amatör yazar ve şairim. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster