Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Eylül '21

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
14
 

Zeus Hera Evliliği

Zeus Hera Evliliği

Hephaistos Dedim Herhalde… Ateş Ve Sanatkârlık Tanrısı… Güzel Ve Kusursuz Tanrılar İçinde Tek Çirkin Tanrı…

 

Zeus ve Hera’nın evliliği kutsal bir evliliktir. Şöyle derler; HierosGamos. Yani Kutsal evlilik... Yeryüzündeki bolluk ve bereketin simgesi olarak da düşünürler. İkisinin üç çocuğu olduğu söylenir. Bunlar; Ares, Hebe ve Hephaistos’tur… Fakat bir rivayet daha vardır. Derler ki; Hera bu üç çocuğu Zeus olmadan dünyaya getirmiştir.”

“Zeus’tan önce küçüktü.”

“Bu başka bir efsane… Ona göre de Bir çiçeğe dokunmuş ondan Ares ve ikiz kardeşi Erisolmuş. Ares erkek Eris kızmış. Bir tere otuna dokunmuş ondan da Hebe’yidoğurmuş. Sonra da Tek başına da Hephaistos’a hamile kalmış.”

“Tabi… Tabii… Canım bu kadar safsatada fazla yani.”

“Ben bildiklerimi anlatayım. Siz hangisine inanmak istiyorsanız ona inanın.”

“İyide iş mi bu ya... Aklımı karıştırıyorsun.”

“Canım benim. Ne karışacak aklın. Bu bir masal!”

“Masalını seveyim senin.”

“Sev canım sev… Ama bir üçüncü rivayet var desem çığlık atarsın herhalde.”

“O neymiş hanımefendi.”

“Derler ki;”

Elif susması için parmağını dudağına götürdü. ‘Sus’ işareti yaptı.

“Çocuklar ne zaman Rüya ablanız Derler ki; Diyorsa bizim kafamız karışıyor. Dikkatinizi çekiyorum yine derler ki dedi.”

Muhtar güldü.

“Evet. Derler ki…”

Rüya kaldığı yerden devam etti.

“Derler ki; Hera’nın sadece bir çocuğu vardı. O da Daidalos’un erkek yeğeni Talos ile Hera’nın birlikteliğinden dünyaya geldiği ileri sürülen en çirkin tanrı Hephaistos’tu… Hatta onun topal olacağına dair bir kehanet duyulduktan sonra Hera onu denize atmış, çocuğu bulan Thetis onu çok zor büyütmüştür. Oda çok büyük bir sanatkâr olmuştur. Aynı zamanda; Hephaistos, Demir, ateş ve sanayi tanrısıdır. Ayrıca şu konuda da konuşmakta yarar var. Bakın mesela; Hera ve Zeus’un çocukları öyle meşhur olmamışlar. Çok ta adlarından söz edilmemiş. Diğer ikisi Ares; Acımasız ve kaba savaş tanrısıdır. Ona Mars’ta deniliyor. Ares yani Mars için biraz daha bilgi vermek istiyorum. Homeros’a göre; son derece katı yürekli, kinci bir tanrıdır.”

“Anasına çekmiş. Bana çekecek değil ya…”

“Evet. Bence de anasına çekmiş. Arkadaşları olan; Deimoskorku, Enyo; felaket, Phobos; dehşet, Eris; kavga ve Ölüm tanrıları Kerlerile Ares’in yanından hiç ayrılmazmış. Yunanlılar Ares’i sevmezlermiş. Onunda tapınağı yokmuş. Ama çocuklar birde bu tanrı ve tanrıçaların Romalılar tarafından da isimlendirilmesi ve tanıtımı var. Örneğin aklıma gelmişken hemen söylemek istiyorum. Romalılarda Mars; Üstün, soylu bir görünüşü var ve hiç yenilmez bir tanrı olarak düşünüyorlarmış. Birde onun simgeleri de Akbaba ve köpekmiş. Ve Hebe oda gençlik tanrıçasıdır. Gençlik Tanrıçası Hebe için iyi şeyler söylenir. O mesela gençliğin ve güzelliğin sembolü imiş. Tanrılara onların ölümsüzlüğünü sağlayan ambrosia ve nektar getirirmiş. Herakles Olympos’a gelip Hera ile barıştıktan sonra Hebe ile evlenmiş.”

Elif avucuna diğer elinin parmaklarını bastırarak mola işareti yaptı.

“Üç çocuktan topal olanı neydi adı hatırlamadım?”

“Hephaistos”

“Evet, onun hakkında da biraz daha bilgi rica edeyim.”

“Anlattım gibi geliyor bana ama karma karışık oldu aklım zaten. Ne anlattım neyi anlatacağım hepsi çorba halindeler.”

“Olsun biz ayıklatırız sen merak etme.”

“Tamam, o zaman. Mesele yok yani. Sizler anlıyor ve sıralıyorsunuz anladığım kadarı ile.”

“Evet. Aynen öyle yapıyoruz. Evet, şu çirkin Tanrı hakkında bilgi alalım.”

“Hephaistos dedim herhalde… Ateş ve sanatkârlık tanrısı… Güzel ve kusursuz tanrılar içinde tek çirkin tanrı… Homeros’un destanlarında ondan söz ederken şöyle anlatır. Doğurduğu yaratığın çirkin olduğunu gören Hera onu gökten fırlatmış yere düşen Hephaistos ayağını sakatlamış ve topal kalmıştır. Biraz öncede söylediğim kimine göre de denize atmıştır. Ama kendi çirkin olabilir sevilen bir tanrıymış. Athena ile şehir hayatında büyük bir yeri olmuş sonraları… İkisi tarımı, uygarlığı, el sanatlarını korurlar, dokumacıları, demircileri severlermiş. Güzeller güzeli Afrodit topal çirkin olan Hephaistos ile evlenmiş. Demek ki bir güzellik görmüş.”

“Tabi canım. Bazen hiç güzel olmayan kadın veya erkeklere nasıl âşık olunuyor da dünya güzellerine tercih ediliyor.”

“Öyle tabi… Afrodit ve Hephaistos’la ilgili mit her ikisinin temsil ettikleri sanat ve aşk kol kola olmasını gerektiriyormuş derlermiş. Yine de diyorum ki ben diyenlerin yalancısıyım.”

“Yok ya bu anlattıkların hangisi doğru bu yalan olsun.”

“Doğru söylüyorsun. Ben arada bir hatırlatma yapmayı kendime bir borç biliyorum.”

“İyi güzel o zaman senin suçun yok.”

“Evet. Yok… Çocuklara daldık Hera’yı anlatıyorduk unuttuk. Hera aslında savaş tanrısı değildir ama savaşçı kişiliği de vardır. Hera kinci demiştim ya sizlere. Düşünün şimdi anlatacağıma şaşıracaksınız. Hani Elif sana anlatmıştım. Üç güzeller yarışmasında birinciliği Afrodit’e kaptırmıştı Hera hatırlıyorsun değil mi?”

“Evet. Hatırlıyorum.”

“Güzel… O günden sonra Paris ve Troya’yakarşı inanılmaz bir kin duymuş. Savaşta Akha’ları tutmuş, Savaş Troya’lıların lehine döndüğü zaman savaşı İda dağında seyreden Zeus’un yanına gelerek onunla sevişmiş dikkatini dağıtmış onu oyalamış ve diğer tanrılarla birlikte Akha’lılarayardım etmiş. Sonra… Sonra ne olmuştu?

Durun bir dakika düşüneyim. Ha aklımda bir şey daha vardı önce onu anlatmak istiyorum. Okeanos’la Tethysi’nin kızı olan Metis buna ayrıca bilgelik ve irfan’la bağdaştırılan isimler verilir.

Bu ikinci kuşak bir tanrıdır. Zeus ve kardeşleri doğmadan önce doğmuştur. Zeus’a yardım etmiştir. Hani demiştim ya babasının kusturdu yuttuğu kardeşlerini çıkarttırdı diye işte aslında o zaman Metis ona sihirli bir iksir verdi o onu babasına içirdi ve babası kusunca kardeşleri karnından çıktı.

Tabi bu anlattıklarımda asla ve asla mantık arayın çünkü yok. Kim bilir bunun aslı nasıldır? Aslı dediğimiz en mantıklı açıklaması ama benim aklımda kalanı bu.

Zeus Tanrıların tanrısı olduğunda aslında ilk evliliğini Okeanos kızı Tanrıça Metis ile yapmış. Bunu da atlamamak lazım…

Hatta Tanrıça Metis için;

Bütün Tanrılardan hatta insanlardan daha çok bilen diye de söz edilirmiş. Metis; ‘Kurnazlık, olup bitecekleri önceden görebilme yetisi,

Yaş tahtaya basmama,

Yolunu şaşırmama,

Beklenmedik saldırıya maruz kalmamayı ‘ifade ediyor.

Zeus bu öngörü yeteneğinden dolayı Metis’le evlenmiş. Ama bir süre sonra onu yanında istememiş. Şimdi çocuklar komik mi, acayip mi yoksa hepsi acayipte bu biraz daha mı saçma sapan bir şey ama ne ise onu anlatacağım.

Bu tanrılarda yutma hastalığı varmış. Hikâye özetle şöyle yani anlatacağım şey; Tabi bir yorum bu.

Derler ki diye söze başlamalıyım.

Uranos ve Gaia, Metis Athena’ya hamileyken, Metis’in doğuracağı bir erkek çocuğun Zeus’u tahttan indireceği kehanetinde bulundukları için!

Bir başka yorumda;

Athena’nın sadece kendi çocuğu olmasını istediği için çocuğun hem annesi hem babası olmak istemiş. Zeus Metis’i yutmuş. Böylece akıl gücü aracılığıyla elde edebileceği dünya hâkimiyetini kimseyle paylaşmamayı amaçlamıştır.

Athena’yı da kafasından doğurmuştur.”

“Nasıl anlamadım. Athena’yı kim doğurmuş. Kim?”

“Zeus… Metis Athena’ya hamileyken onu yutmuş dolayısı ile Athena’yı kendi doğurmuştur. Ama kafasından doğurmuş.”

“Of saçmalardan seçmeler.”

“Başta söyledim. Suçum yok. Çok saçma gelecek dedim.”

“Dedin de bu kadarı da artık. İnsana yok devenin bale pabuçları dedirtiyor.”

“Öyle vallahi… Dahası var. Gülerseniz mahvederim sizleri. Sakin dinleyin. Metis’i yutmuştu ya oda içeride boş durmamış kızı için bir zırh yapmaya başlamış.”

Elif kahkahayı basınca diğerleri de gülmeye başladılar.

“Bu peri masallarından bile beter. Yok, yaaa denir buna. Ay karnıma ağrılar girdi.”

“Elif. Bende çok gülüyorum. İçeride Zırh yapmak için vurulan darbeler Zeus’un başını patlatacak kadar çok ağrıtıyormuş. Zeus deliriyormuş. Sonunda Hephaistos’u çağırmış. Hephaistos ustaca bir darbeyle Zeus’un kafasını yarmış, Athena tepeden tırnağa zırhlar içinde üstelik bir yetişkin olarak çıkmış.”

“Bu kadarına pes diyorum başkada bir şey demiyorum.”

“Elif daha pes diyeceğin o kadar çok şey var ki… Bekle anlatayım. Babasının kafasından doğan savaş, sanat ve akıl tanrıçası Athena, zamanla bilgelik, akıl ve saflığı temsil etmiş. Athena bilgeliğin kızıdır. Onun içinde bilgeliğin tanrıçası olmuştur. Zeus’unda en sevdiği çocuğudur.”

“Sever tabi onu o doğurmuş.”

“Öyle… Athena, Atina şehrine zeytin ağacını vermiş ve Atina’nın hâkimi olmuştur.

“Atina’ya gittim çocuklar. Aslında sen anlattıkça gezdiğim yerleri düşündüm. Şimdi senin anlattıklarından sonra bir daha gitmek gerek. Rehber o kadar çok şey anlatmıştı ki ama hiçbirini anlamamıştım. Dinlememiştim bile. Bunların isimleri zor ve anlatılanlar saçma gelince ben haber nasıl yaparım diye güncel konularla ilgilenmiştim. Ama kararlıyım son bir senedir senden dinlediklerimle oralara bir kez daha gideceğim ve en güzeli ne olacak biliyor musun?”

“Ne olacak?”

“Rehber anlatırken öyle salakça yüzüne bakmayacağım bende bildiklerimi söyleyeceğim ve sanıyorum ki senin anlattıkların kadar rehberin bilgisi yoktur. Dolayısı ile beklide ben rehberden daha bilgili olacağım.”

“İnşallah. O zaman sen yalnız gitme beraber gidelim.”

“Süpersin ya. Of ya of... Seninle oralarda olmak! Sen oraları sular seller gibi biliyorsun tabi. Sen kaç kere gittin ben hatırlamıyorum.”

“Bende hatırlamıyorum ama çok gittim. Unan dostlarımın da çok olması ve çok yakın olmamız da sebep tabi bu sıklıkta onların ülkelerine gitmeme…”

 

 

Nazan Şara Şatana’nın Yunan Mitoloji Kitaplarından…

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1723
Toplam yorum
: 112
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 4539
Kayıt tarihi
: 09.12.10
 
 

Turizmci; Genel müdür Yazar ; Romanlar, senaryolar müzikkaller... Sinema filmleri, TV filmleri.....

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster