Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mart '09

 
Kategori
Kültürler
Okunma Sayısı
3558
 

Zeybekler kimdir?

Zeybekler kimdir?
 

Son zamanlarda MB'da çok garibime giden birşey var. Bazı yazarların, uzmanlık gerektiren konularda adeta işin erbabı imişcesine kaleme aldıkları yazılara rastlıyorum. Bu yazıların tümünde değilse de bir kısmında bırakın uzmanlığı, gerçekle uzaktan yakından ilgisi olmayan fikirlere, görüşlere de rastlamak mümkün. Bunların bazıları herhangi bir artniyet olmadan, yanlış kaynaklara dayanarak yazılan yazılar. Bunlara 1. kategori diyelim. 2. kategoridekiler ise az sayıda olsalar da bilinçli bir şekilde bazı konuları saptırmaya yönelik olan yazılar.

Gerçi bu türden durumlara yalnız MB'da değil, televizyonlarda ve gazetelerde de çokca rastlıyoruz. Misal: deprem konusu! Anlatmaya gerek yok sanırım. Şimdi gelelim MB'a... Ama önce lüzumsuz polemiklere girmemek için bir açıklama: yazacaklarımla kimseyi rencide etmek, incitmek ve birşeyler öğretmek amacında değilim. Sadece artniyetli olmadığına inandığım bir yazarımızın yazısındaki bir yanlışa dikkat çekmek istiyorum. 2. kategoriye giren bir başka yazarın yazdıklarını ise daha sonra başka bir yazımda eleştireceğim.

Ben gençliğimde uzun zaman folklorla haşır neşir olmuş, üstelik yalnız doğduğum yörenin oyunlarını oynamakla kalmayıp, Anadolu kültüründe folklorun yerini, özelliklerini, tarihi gelişimini de araştırıp , uzun uzun kafa yormuş biriyim. Şimdi bu sözlerime bakıp, bu konuda uzman olduğumu iddia ettiğimi sanmayın. Sadece, amatörce de olsa folklorün yabancısı olmadığımı ifade etmek için söylüyorum bunları. Değineceğim konu ise MB yazarlarından Sayın, Efsane FB 1907 Baterist Metin rumuzlu arkadaşımızın Zeybeklere ilişkin yazdığı bir blogda dikkatimi çeken hususlardır.

http://blog.milliyet.tr/Blogum.aspx?BlogNo=166293

Sayın yazar blogunda; hangi yazılı ya da sözlü kaynağa dayandığını belirtmeden;

'' Zeybek, gelenekleri ve görenekleri Oğuz Türklerine dayanan, Batı Anadolunun yiğitlik ve mertlik sembolüdür...'' diyor ve devamında;
'' ...., zeybek, Selçuklular zamanında halkı koruyanlara ve öncü olanlara verilen isimdir...'' dedikten sonra;
'' Dünyanın Batı'sında şövalye ne ise, Batı Anadolu'da da zeybek odur.'' diyerek zeybeklere ilişkin bazı bilgiler veriyor.

Folklor yalnız, bir yörenin oyunu demek değildir. Aslında burada oyun değil, dans veya raks sözcüğünü kullanmak gerekir. İnsanın kendisini ifade etmek istediği sanatların kaynağı danstır. Müzik, şiir ve tiyatro da bu kaynaktan doğar. Bir coğrafyaya veya yöreye has olan folklor, o yöre insanlarının kültüründen, inanışlarından, dini inancından efsanelerinden, savaşlarından, savaş taktiklerinden, kazandıkları zaferlerden, adetlerinden, yaşam biçimlerinden, kısacası bu gibi toplumda derin iz bırakan olaylardan kaynaklanır. Estetik bir folklor dansında; oyuncuların diziliş düzeni, hareketler, figürler, her figürün müziğin ritmine uygun olması, müzik ve figürler arasındaki genel uyum, ritm, oynanış tarzı, kadınlı erkekli, ya da yalnız erkekler tarafından oynanması, el ve kolların tutuluş şekli, müziğinin özgün oluşu, kullanılan enstrümanlar vd. bir bütün olarak birbiriyle bağlantılı ve orijinaldir. Her oyun bugün artık çoğu unutulmuş ilkel ve dinsel bir ritüeli, bir olayı, misal; bir savaş sahnesini, bir devin, kötü bir varlığın, bir düşmanın ya da bir hayvanın öldürülmesini, birlikte yapılan önemli işleri vb. temsil eder. Bunların dışında folklorün en karakteristik yanı ise hiç kuşkusuz kıyafetlerdir. Bu kıyafetler ve bunların aksesuarları, bir kısmı değişmiş olsa da toplumun çok eskilere dayanan, orijinal giysileridir. Ve folklorün en vazgeçilmez birinci öğesidir.

Bu konularda yetkinliği ile tanınan C.Ş.Kabaağaç zeybekler hakkında şunları söylüyor:
'' Mesela Zeybek dansı vardır, bu oyunun dionisyak* menşei, hoplama ve zıplamalardan belli olur. Sıçrayacaklar, çünkü tepeleri dumanlı dağları çete halinde savrulurken çalı, kaya ve uçurumların üstünden sekmek gerekir. Bu gibi danslarda göbek ve fink atmak yoktur./..../ Zeybekler nar çiçeği rengindeki fese kuzunlu başlık der. Başlıklarına sardıkları örtüye poşu, çakşır menevrek, fes püsküllerine koja, kollu çeketlerine cepken, kolsuz olursa camadan, dizliklerine kepmen, şalvarlarına kiriket derler.''

Şimdi şu şalvar konusu üstünde biraz duralım. Halikarnas Balıkçısı şalvar konusunda ise şunları söylüyor:
'' Şalvar Minoen Girit icadıdır. Pantolonla karıştırılmamalı, pantolonu İskitler icad etti. Şalvar Asya'dan gelme değildir. Hiçbir Asya memleketinde şalvar giyilmez. Anadolu'da Türk ve Rum şalvar giyerdi.''

Sanırım zeybeklerin kıyafetlerinin şekli ve adları Zeybeklerin Oğuz Türkleriyle uzaktan yakından alakalı olmadığını kanıtlamaya yeter. Zaten bunun tersine ilişkin mantıklı bir kanıtta yoktur. Gelelim Zeybek sözcüğünün nerden geldiğine; Heredot, Anadolu'da bulunan Bakkhos'a** adanmış kurumlardan bahsederken bu dini teşkilatın üyelerine ''ibakki'' yahut ''iobakki'' dendiğini yazar. İyon dilindeki bir çok söz gibi bu da zamanla diğer Anadolu halklarının diliyle karışıp değişime uğradı.

Kabaağaç bu konuda şunları yazıyor: '' Böylece Bakkhos sözcüğü ''obekkhos'', '' to bekos'', '' bakkhi'' ve ''zeybek'' oldu.'' Burada aykırı gibi duran z harfi için de şu açıklamayı yapıyor:

'' Eskiden harfi tarif olan ''stin'', kimi yol; 's' veya 'z' diye ötülür./..../ Stin Mirina, sonra Smirna, ve daha sonra İzmir olmuştur. Stin Nikea İznik, Stin Nikomediya kısaltılarak İzmit diye söylendi. Türkçede S ve Z'den sonra sesli bir harf gelirse S ve Z'nin önüne İ konmaz: Zifos, Zigana, Zeybek gibi. Türkler Anadolu'ya geldiklerinde buldukları bir çok sözü kendi dillerine aktardılar./.....'' diyerek bu kelimenin aslının İyonca 'Dionysikles'in Lidya dilindeki karşılığı olan 'Bakkıfalis'ten türediğini anlatır.

Şövalye konusuna gelince, Ortaçağ Avrupasındaki seçkin bir askeri sınıfına verilen şövalye ile zeybek'in herhangi bir benzerliği yoktur. Dahası; çok ilginçtir, Ege Bölgesinde dağa çıkmış eşkiya için '' Zeybek oldu'' derler.

Büyük ölçüde bilgi kirliliğine rastladığımız internette zeybek konusunu araştırırken ilginç bir şeye daha rastladım. Belirtmeden geçemiyeceğim. Vatandaşın biri zeybek oyunlarının Muş ve Van yöresinde de oynandığını söylüyor. Olay şudur: son yıllarda, tv'nin yaygınlaşmasıyla birlikte TRT folklor konusuna özel bir yer verdi. Bazı okullarımız kendi yöresinin dışındaki yörelerin oyunlarını da oynamaya başladı. İşte bu durumu gören şahıs nasılsa arayan soran yok diye ve büyük ihtimalle iyiniyetli olarak teşhisini koyuvermiş... Şimdi bir başkası da çıkıp; Poşu Kürtlerin kullandığı örtüdür, demek ki zeybeklerin aslı Kürt'tür derse sakın kızmayın ve şaşmayın.

Şaka bir yana, sürç-ü lisan ettiysek affola!

*Dionysos: Yunan mitolojisinde bağbozumu ve bereket tanrısı. Anadolu kaynaklıdır ve sembolü asma ağacıdır. Nietzsche'ye göre Tanrı Apollon uyumun ve kontrolün, Dionysos ise taşkın ve coşkun duyguların, tutkunun simgesidir.

** Bakkhos: Şarap tanrısı olarak tanınır. Sevincin çıldırtıcı tanrısıdır. Bakkhos'un Grekçe adı Dionysos'tur.

Kaynak: Halikarnas Balıkçısı, Düşün Yazıları. Bilgi Yayınevi, 1985.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 535
Toplam mesaj
: 47
Ort. okunma sayısı
: 5908
Kayıt tarihi
: 12.12.07
 
 

Elazığ'ın, şimdiki adı Alacakaya olan, ama eskiden küçük bir madenci kasabasında; Güleman'da doğd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster