Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ocak '18

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
100
 

Zeytin Dalı: Türk-Rus Birliği'nin Doğuşu

Zeytin Dalı: Türk-Rus Birliği'nin Doğuşu
 

Dört gün önce Türkiye, Rusya'nın da desteğiyle Zeytin Dalı adında bir operasyon başlattı. Adı anlamlı... Saldırı değil, barış için yapılıyor harekat. Şekli anlamlı... ABD'nin desteklediği teröristlere karşı Rusya'nın desteğiyle gerçekleştiriliyor. 

Bu operasyonla birlikte birkaç yıldır yazdığım bir gerçek gün yüzüne çıkmış oluyor. Rusya ve Türkiye kaçınılmaz olarak ortak çıkarlar etrafında birleşmek zorunda. Bu zorundalık bu harekatla birlikte gün yüzüne çıkmış oluyor.

Türkiye, ABD gibi Suriye'nin petrol ve su kaynaklarını ele geçirme derdinde değil. Bununla birlikte Suriye'nin bir yerlerine bayrak dikme takıntısına da sahip değil. Peki derdi ne? ABD tarafından sınırımızın dibine yerleştirilip Türkiye'ye taarruz etmek üzere üretilen teröristlerden kurtulmak... Yani sadece hayatta kalmak.

Rusya ne istiyor peki? Öncelikle Suriye'deki askeri varlığını sürdürmek. Bunu başarmış durumda... Suriye'de gelecekte Rus çıkarlarını yok etmeye yeminli bir oluşum ve ABD üslerinin olmaması... Bu noktada Türkiye ile çıkarlar örtüşüyor.

Ayrıca Suriye'yi tek parça tutmak. Bu da çok makul bir gerekçeye dayanıyor. Parçalanma olursa bunu yutmak üzere hazır bekleyen bir ABD olması... Rusya'nın çıkarlarının tamamen ortadan kalkması demektir.

Peki bugüne kadar neden ortak hareket edilmedi? Bunun bazı nedenleri var. Birincisi Rusya'nın tıpkı ABD gibi PKK kartını bir ucundan elinde tutmak istemesi... Böylece Türkiye'ye karşı dengeleme için kullanışlı bir araç ellerinde bulunacaktı.

Ben de bunu daha önce defalarca yazmıştım. Rusya bunu başaramaz. Çünkü PKK kendisini ABD'ye ve onun çıkarlarına adamış bir kiralık katil sürüsüdür. ABD'nin emrinden çıkarsa ABD onları bir kaşık suda boğar. Bunu da Türklere vererek falan yapmaz. Gece gündüz bombalayıp kökünü kurutarak yapar. Bunu herkes biliyor. PKK ABD'nin emrinden çıkamaz.

Peki Rusya bu beyhude çabada neden ısrar etti? Tabi ki ABD'nin elinde tuttuğu terörist gücün bir kısmına ortak olmak için. Ancak bu son derece mantıksızdı. Epi topu 40.000-50.000 PKK'lıdan oluşan bir taşıma su örgütü ve bununla zorla Türkiye-İran-Suriye'den toprak alabilmek için 750.000 kişilik ordusu olan Türkiye'yi kaybetme riski... Tamamen salakçaydı.

ABD bunu başardı. Sözde NATO'da müttefik olmasına rağmen ortağını bozuk para gibi harcadı. Sadece Suriye'nin kaynaklarına el koyup Türkiye'ye saldırabilmek için 2400 yıllık ordu tecrübesi ve 750.000 kişilik dev bir güce sahip bir ülkeyi üç kuruşluk teröristler için harcadı. Ayrıca 15 Temmuzda başkentini de bombaladı. Yani artık bu bölgede bir müttefiki yok!

Oysa ABD, İsrail ve İngiltere ile ortak yürüttüğü 100 yıllık Wilson projesinin peşinden gitmek yerine Türkiye ile ortaklık kurmayı tercih etseydi Türkiye bölgedeki tüm kapıları kendisine sonuna kadar açabilecek bir güce sahipti. Hele de ABD'nin desteğiyle... Bunun yerine Türkiye'yi yok etmek daha makul geldi ABD'ye nedense...

Rusya da ABD'nin bu politikasına benzer bir politikayı uzunca bir süre çekici buldu. Ancak buradan defalarca yazdığım gerçeği yeni fark etti. Elindeki altı üstü 10.000 teröristle Afrin kadar küçük bir bölgede Türkiye'ye karşı olan bir PKK'ya ağabeylik yapıp Türkiye'nin düşmanlığını kazanmak yerine zaten %84'ü ABD'den nefret eden Türkleri PKK'ya karşı destekleyerek kendi yanına müttefik olarak çekmiyor ki?

Bunda Rusya'nın birçok çıkarı var. Türk milleti PKK'ya verdiği destekten, başkenti bombalamış olmasından ve sürekli hainlikler peşinde olmasından ötürü ABD'den ve onun NATO'sundan nefret etmekte. Bu ABD'nin Türkiye'ye kabul ettirmeye çalıştığı sözde ortaklık teklifi neydi? 2003 yılına dönelim. Siz Irak'a benimle birlikte girin. Benim için Iraklı din kardeşlerinizi acımadan vurup yok edin.

Kabul ettik mi? Hayır elbette. Hemen sonrasında ABD'liler yanlarına aldıkları PKK'lılarla Türk askerinin başına çuval geçirdiler. Aslında bu hareketle sonsuza kadar biten ABD-Türk ilişkisi bize neyi gösterdi? ABD kendisine bir ortak değil, sahada ısırganlık yapacak bir köpek aramakta. İşte bugün Suriye'de aradığı köpeği bulduğunu görüyoruz. PKK tam olarak budur.

ABD istediği için ölür ve ABD istediği için öldürür. Bir zamanlar Türkiye'ye teklif ettiği ortaklık da bundan başka bir şey değildir. Kaymağı ABD yiyecek, düşmanlığı üzerine çekip insanı ölecek olansa Türkiye olacaktır. Suudiler, Mısır ve Birleşik Arap Emirliği için bu son derece karlı algılanan bir ortaklık...

Türkiye ise komşusu olan din kardeşlerini öldürüp ABD'nin av köpeği olmayı ortaklık olarak görmemektedir. Türkiye'nin tarihsel kodları gereği ortaktan anladığı şey Azerbaycan veya Gürcistan'la kurduğu ilişkiye benzer bir ilişkidir.

Yeniden Suriye'ye dönelim. Rusya, kendisini doğal bir müttefik olarak görmeye hazır bir millet olduğunu yavaş da olsa görmeye başladı. Bunun için halihazırda ABD'den emir alan ve gelecekte de ABD'nin emriyle kendisine karşı taarruza geçeceği aşikar olan bir grup terörist için neden 100 yıldır beklediği bu fırsatı tepsin ki?

ABD 40-50 bin teröristi Türkiye ve Suriye'yi işgal için gece gündüz kendisini yırtarak eğitmekle uğraşırken Rusya hiçbir ek masrafa girmeden 2400 yıllık askeri birikime sahip ve 750.000 kişilik insan gücüyle dev bir orduyu yanına alarak bölgede istediği her şeyi yapabilecek bir güce erişebileceğini fark etti. Etmeliydi de.

Bu gücün yanına çok yara almış olsa da Suriye ordusunu ve 4000 yıllık deneyime sahip güçlü İran devletini de aldı. Bu devletler ve orduları (Suriye'yi saymazsak) dünyada seçkin güce sahip ve etki gücü çok yüksek ordulardır. ABD'nin bölgenin gerçekleriyle hiç ilişkisi olmayan ve 36 ülkeden getirdiği terör ordusunu yok etmesi ise ABD'nin elini çektiği saniyede hiç de zor olmayacaktır. 

5.000 değil. 155.000 tır silah da verilseler Rusya, Türkiye, İran ve Suriye'nin birleşik profesyonel gücüne karşı yapabilecekleri şey yok olup gitmekten başka bir şey değildir.

Özetle Zeytin Dalı, uzunca bir süre önce bozulan Suriye ile ilişkilerde Suriye'ye, yeni kurulmakta olan ve gerçekçi gerekçelere dayalı Türk-Rus ilişkilerine, aradaki anlamsız mezhep farkı takıntısını kaldırarak binlerce yıllık deneyime sahip Türk-İran birliğine uzatılmış bir zeytin dalıdır.

Yakın gelecekte Rusya ve Türkiye enerjilerini mantıksız yerlere harcamak yerine birleştirerek çok müthiş çıkarlar elde edebileceklerini görmeye başladı.

Basit bir emperyal mantıkla 80.000.000 nüfuslu bir ülkeyi işgal etmek, kaynaklarına el koymaya çalışmak veya bu devleti parçalamaya çalışmak için trilyonlarca dolar paraya ve çok müthiş bir askeri güce ihtiyaç bulunmaktadır. Tüm bunlar başarılsa bile ortaya çıkacak kaosta buna değip değmeyeceği ise tamamen muammadır.

Oysa Rusya, kendi devletine çok büyük ölçüde sempatik bakan, ABD gibi aşağılayıcı olmak yerine daha eşitlikçi bir dil kullanıyor olmasından ötürü prestiji daha yüksek bir devlet olarak algılandığı bir Türkiye'yi hiç öyle çok büyük emekler vermeden kendisine güçlü bir ortak haline getirme imkanına sahip.

Bunun için ABD'nin başına musallat ettiği PKK'dan kendisini kurtarma noktasında Türkiye'nin yanında yer alması yeterlidir. Bunun için ABD'nin yaptığı gibi milyarlarca dolarlık silah ve askeri harcamaya, teröristlerden ordu kurmaya çalışmak gibi gerzekçe işler yapmaya da ihtiyacı yok. Tek yapması gereken halihazırda tüm hazırlığını kendisini yok etmek üzere yapan ABD'nin teröristlerine karşı Türkiye'nin yanında yer almaktır. Yani maliyeti çok düşük.

Bunun karşılığında Türkiye'nin karpıları kendisine sonuna kadar açılacaktır. Zeytin Dalı harekatında da görmekteyiz ki bu kapılar açılmaktadır da. 

Örneğin Zeytin Dalı harekatı bittiğinde Türkiye Fırat'ın doğusuna yöneldiğinde "Türkiye'de 40.000 kişiyi öldüren ve ABD dahil birçok ülkenin de terörist olarak tanıdığı PKK'nın Suriye topraklarındaki işgaline son vermek üzere Türkiye ile birlikte hareket etmekteyiz. Terörle mücadelede Türk devletinin yanındayız." gibi bir açıklama yapsa ve askeri olarak da PKK'ya karşı Türkiye ile ortak hareket etse Türk halkının kafeleri Rus bayraklarıyla süslemekten gurur duyacağını şimdiden söylemek mümkündür.

Eğer Rusya, bir miktar uzun boylu bir siyasi perspektife sahipse 80.000.000'luk Türk halkının sempatisini kazanarak bu ülkede kendisine sonsuz imkan bulabileceğini ve ortadoğudaki gücünü katlayabileceğini görecektir.

Türkiye'nin maalesef NATO'nun bir üyesi olması Rusya'yı doğal olarak kaygılandırsa da Türk milletinin NATO'dan çoktan çıktığını, ABD'yi bir devletten çok terör örgütlerinin temel finansörü bir üst terör örgütü gibi algılamaya başlaması ve 100 yıllık Wilson planını inatla hayata geçirmeye çalışan ABD'nin artık devlet katında da bir müttefik olarak algılanmıyor oluşu Rusya'nın kendisine yeni ve güçlü bir müttefik kazanabilmesi için eşsiz bir ortam yaratıyor.

Rusya yavaş da olsa şunu görüyor: Türkiye'yi fethetmenin yolu PKK'nın yok edilmesi. Üstelik PKK'nın yok edilmesi bir taşla iki kuşun vurulmasıdır. Hem ABD'nin truva atının imhası, hem de zaten çuval ile 15 temmuz olaylarından tamamen bitmiş duruma gelen ABD müttefikliğinden Türkiye'yi çekip kendisine güçlü bir müttefik haline getirmek... 

ABD'nin emperyalizmde yeni bir level olarak musluklardan kan akıtarak kadehine doldurup içme stratejisinde inat etmesi tüm bu imkanları Rusya'ya altın tepsi içerisinde sunmaktadır. Ve eğer Rusya büyüklüğünün hakkını verecek bir devlet aklıyla yönetiliyorsa (ki Zeytin Dalı operasyonu öyle olduğunu ispatlar niteliktedir) bu fırsatları kaçırmayacaktır.

 

cdenizkent bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Amca...Yıllar önce, "Moskof gavuru" diyerek bizi korkuttular. Sonra, bilmediğimiz, haritada zor bulacağımız bir yere gittik Amerika için savaştık; şehitler verdik, bizi NATO'ya alsınlar diye. Aldılar, bize Rusya'ya karşı bir cephe açtırdılar. Dediler ki, siz NATO'nun Güney Kanadı'nın bekçisisiniz...Yıllardır tek kuruş almadan bu bekçiliği yaptık. Ülkemizde ABD'ye üsler verdik. Gençken, sabah kahvaltısı yaptığımız bir pastanenin sahibi, bize, "gençler, bize bir saldırı olduğunda, NATO cenazemize bile yetişemez" dedi. ABD, silahları ile eğitim yaptık. Su mataramızın üstünde bile "US" damgası vardır...Sanayimizin geri kalmasına neden oldular. Askerde, atış talimi sırasında, yere düşen mermi kovanı kaybolduğunda cezalandırdık. Kendimizi, hedefe kilitleyeceğimiz yerde, yere düşen mermi kovanına kilitledik.Şimdi, Rusya sıcak denizlere indi, Ortadoğu'ya girdi. Rusya ile birlikteliğimizi keşke daha önceleri yapsaydık.Geri kalmamızın tek nedeni ABD'dir...Bu konuda çok doluyum. Selamlar.

cdenizkent 
 23.01.2018 8:01
Cevap :
Kıymetli yorumunuz için teşekkür ediyorum, O kadar açık, net ve doğru yazmışsınız ki üzerine ekleyecek bir şey bulamadım. Ancak belki şunu eklemek gerekebilir. NATO'nun bize tek faydası, bir bahane ile NATO'nun bize açıktan saldırmasını engellemesidir. Ancak bu başka kılıflar altında başkentimizi bombalamalarının önüne geçmiyor elbette. NATO içerisinde kaldığımız süreçte tek şükrettiğimiz şey NATO'nun canı istedi diye buralara işgal başlatmaması oldu. Rusya'nın buraya saldırması hem mantıksız hem imkansız. Rusya'nın bugün olduğu gibi ABD terörüne karşı buradaki insanların sempatisini kazanması hiç olmadığı kadar kolay bugünlerde. ABD ise elinin altındaki müttefiki bir teröriste değişerek 80.000.000 nüfusun nefretini kazanıp devletin güvenini kaybetmiş durumda. Özetle, dediğiniz gibi keşke bu Rus ortaklığını çok ama çok önce kurabilseydik. Lakin o zaman milli bir silah sanayimiz ve nefes alabileceğimiz bir ekonomimiz yoktu. E buna da şükür o halde... Zararın neresinden dönülse kardır.  24.01.2018 0:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 352
Toplam yorum
: 210
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 2820
Kayıt tarihi
: 05.06.10
 
 

Jack Amca, düşünsel dünyasındaki gelişmeleri dışa vurmak niyetiyle başladığı yazı yazma sevdasına..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster