Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ocak '08

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
331
 

Zihin kayıtları

Bir yün çilesini yumaktan geri doğru sarıyordum. Bir bilgisayar programının "uninstall" komutunu çalistirmistim ve "varoluş", bir cep-telefonunun reklamındaki gibi tavanı, duvarları, tabanı ve bilumum içindekileri toplaya toplaya/ kendi üzerine katlanarak yoğunlaşiyordu. Belki "yüksek teknolojinin " getirileriydi tüm bunlar. Gündelik yaşantımız "elektrik" ve elektrik üzerinden çalisan cihazların istilasına uğramıştı ve tüm bu cihazlar hayatımıza korkunç kolaylıklar getiriyordu. Artık bir tanıdığımızı aramak ve onunla konuşmak sadece birkaç tuşa dokunmak kadar basitti. Ya da yemek yapmak derin-dondurucudaki pizzayı mikrodalga fırına yerleştirmekten ibaretti. Çamasir ve bulaşikları elektrikli makineler yıkıyor, halıları ve yerleri elektrikli süpürge süpürüyor, odamızı elektrikli radyatörler ısıtıyordu. Dünyada olup bitenleri televizyondan ve internetten ögreniyoruz, hoşlandığımız müziği ya müzik setinden, ya da radyodan dinliyoruz. Gerek radyo olsun, gerek televizyon olsun, gerek telefon olsun, gerek internet olsun bize uzak diyarlardan haberler getiriyor, gözümüzün göremediği mesafelerden malumat yolluyor. Kullanılan teknolojiler belki ilgi alanımıza girmez, belki hayal gücümüze sığmaz, belki de aklımıza yatmaz; ama başka yerlerdeki başka insanların kaderlerini bize aktarıyor. Gözümüz, kulağımız ve diğer kanallarla dışa açılan iç-dünyamızda zihnimizin oyunlarıyla simülasyonlar oluşturuyor.

Bize ait olmayan yaşantılar, "bilme" sürecinin tetiklenmesiyle "artık" zihin kayıtlarının arşivinde yerini alıyor. Gerçi insan zihni çok "kıvrak"tır. Dünya üzerinde insanı baskın, güçlü ve lider kılan bu niteliğidir. Çaresizliklerden çare üreten yeteneği olmasaydı, insan evrimleşme sürecinde bu basamaklara çikamazdi. Zihnin yüksek donanımlı işletim mekanizmaları her nedense "tenine ve tinine haz vermeyecek bilgileri çöp kutusuna taşimakta" usta. Bu özellik (büyük ihtimal) "varolma içgüdüsü" ile vücut bulan ve "benliğin korunma programları" ile takviye edilen bir özellik. Çünkü, bilinci bu derece yüksek olup da, diğer hem-cinslerinin dert ve sıkıntılarına bu kadar duyarsız olan başka yaratık bilmiyorum. Bazı hayvanların insandan daha vahşi olduklarını ileri sürebilirsiniz, ama bilinç düzeyi konusunda insanlarla kıyaslanamaz.

Bence, "bilinç düzeyinde" insanlığın çikabilecegi daha yüksek seviyeler vardır. Henüz evrimleşmenin alt basamaklarındayız. İnsanlığın bilinç ve iç-görüsü arttıkça daha güzel bir dünya oluşabilir. Potansiyel olarak insan(lık) buna yatkındır. Ama ikili bir akış her zaman söz-konusu... Tabloda pozitif alan yükseldikçe, negatif alan da doğru orantılı olarak yükselebilir.

Dünyanın nefes alış-verişleridir bunlar. Akış bazen genişlemeye doğrudur, bazen de toparlanmaya.

Gürsel Selçuk

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Okyanus dalgaları gibi ritmik geliş ve gidişlerdeki ahenk'i yakalamak gerekiyor... :)) Ve dengeleri kurmak gerekiyor. Sorunsuz ve tek düze bir hayat insanı sıkar ama hep sorunlarla boğuşmak zorunda kalmakta yıkar. Onun için en iyisi dengede kalmayı başarabilmekte galiba...

medisis 
 05.03.2008 19:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 20
Toplam yorum
: 14
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 301
Kayıt tarihi
: 30.12.07
 
 

Mayıs 2010'dan itibaren TUVA Sanat Atölyesinde Spiritüel Güçleri Geliştirme, Nefes Atölyesi, Holi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster