Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Haziran '11

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
Okunma Sayısı
928
 

Zihnime Kazınan Cümle, "Ne Etmiş Lan Bu Solcular Size?"

Zihnime Kazınan Cümle, "Ne Etmiş Lan Bu Solcular Size?"
 

Seçime ilişkin kampanya sürecinde, zihnime kazınan en etkili soru cümlesi Sırrı Süreyya Önder’den geldi. 

“Ne etmiş lan bu solcular size?” 

Düzene egemen kadim güçlerin hem koro halinde, hem solo vaziyette, her ağızlarını açtıklarında hedefe koydukları solcular, sosyalistler bu ülkenin hal-i pür melaline ne yapmıştı da bu kesimlerin bitmek bilmeyen hıncına mazhar olmuştu? 

Tarih önümüzde en yalın hali ile durmaktadır. Bir kez dahi iktidar olamamış, bu ülkenin gidişatına ilişkin hiçbir dönemde karar mekanizmaları içerisinde yer alamamış olan solculara, sosyalistlere karşı toplum nezdinde bitmek tükenmek bilmeyen bir itibarsızlaştırma operasyonu yürütülmesi insanın içini acıtan bir durumdur. Soru gayet açık ve nettir, “Ne yaptı lan bu solcular size?”. Şayet sol olarak Kemalist bir parti olan CHP ise kasıt, CHP bu ülkede hiçbir zaman sol siyaset kulvarında yer almamış, sadece yer alır gibi yapmıştır. Kaldı ki CHP’yi sol da dahi kabul etmiş olsak bile, CHP’nin iktidarda kaldığı süre bellidir. Oysa bizim derdimiz solu CHP üzerinden açıklamak değildir ve CHP hiçbir koşulda sol siyasetin gerektirdiği bir noktada duramamıştır. Zira ülkenin ve devletin kurucu gücü olması nedeniyle, resmi ideolojiye sıkı sıkıya bağlı bir partidir CHP. Oysa solun, sosyalistlerin bu topraklardaki en büyük derdi resmi ideolojidir. O halde bizler solun kimler olduğunu, solun renk tonlarının kimlerden oluştuğunu iyi saptamak zorundayız. 

Bu ülkede sol bir kez ve en güçlü şekilde TİP (Türkiye İşçi Partisi) ile parlamentoda temsil edildi. Ve TİP on dört vekille girdiği parlamentoyu adeta sallamış, silkelemiştir. TİP sonrası malumunuz, sol cephe en son Ufuk Uras’la parlamentoda temsil edilebildi. Bu ülke tek partiden, çok partiye her zaman aynı zihniyetin ürünleri, üretimleri sayesinde yönetildi. Gelinen noktada dış borcu tavan yapmış, gelir adaletsizliği diz boyu bir hale bürünmüş, dünyanın hiçbir ülkesinde görülmemiş düzeyde iç göç bunalımı yaşanmış, var olan hemen hemen hiçbir demokratik sorun çözümlenemediği gibi, var olan sorunların her biri kronik birer sorun halini almış… Binlerce insan ülke içi çatışmalarda yaşamını yitirmiş, askeri darbelerle toplum alabildiğine sindirilmiş, işkenceler, fişlemeler ve daha bilcümle insanlık dışı muameleler bu topluma reva görülmüştür. Baskı ve sindirme operasyonlarından ötürü bu ülke tarihinde en büyük darbeleri hep solcular, sosyalistler yemiştir. İşte Nazım Hikmet’in başına gelenler, Sabahattin Ali, Rıfat Ilgaz, Aziz Nesin, Yaşar Kemal, Kemal Tahir… Bu insanların her biri bu ülkenin solcu, sosyalist birer değeriydi. Başlarına neler geldiği bellidir. Ve haliyle bu ülkede solcu olmak, sosyalist olmak her babayiğidin harcı değildir. Onca baskı ve sindirme operasyonlarına karşın halen bu ülkede solcular, sosyalistler varsa, buna da sevinmek gerek. Zira sevinmek gerek, alın işte 12 Haziran 2011 seçimlerinde Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğunun başına gelenlere bir bakın. 

Seçime ilişkin kampanya sürecinde ve öncesindeki vaziyetlere hafif tarafından bir göz ucu ile dahi baktığımızda, “Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu” adına seçime girenlerin ne büyük zahmetlerle kampanyayı yürüttüklerine tanık oluruz. 

Yüzde onluk seçim barajı, kimi adaylara YSK vetosu, maddi yetersizlik, devletin baskı ve sindirme operasyonları, tutuklamalar, gözaltılar ve bunca saldırının ardından parlamentoya bu cepheden 36 tane vekil girebilmişse, kabul edelim ki seçimin gerçek galibi Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğudur. 

Onca baskıya, onca hileye hurdaya rağmen Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu duruşundan bir kez dahi ödün vermemiş ve seçimin en dikkat çeken kesimi oldukları gibi, adeta siyasetin nasıl yapılması gerektiği hususunda da düzenin siyaset ustalarına dersler vermişlerdir. Hedefledikleri vekil sayısından sapmadan, oylardan bir tekinin bile ziyan olmasına fırsat vermeden 36 vekili meclise gönderebilmek kabul edelim ki hiç de hafife alınabilecek bir durum değildir. 

Artık bir gerçeği anlamış durumdayız… Sol, Sosyalist cephe bu şekilde çalıştığı takdirde, önümüzdeki dönemlerde bu ülkenin bütün kesimlerinin ilgi odağı haline gelebilir. Korkular bu sebeptendir. Zira solun, sosyalistlerin bu ülke halklarına anlatacağı, söyleyeceği daha çok şey var. Bu yüzdendir sola, sosyalistlere yönelik itibarsızlaştırma operasyonları yürütmek. Bir kez daha Sırrı Süreyya Önder’in sorusunu soralım bu çevrelere, “Ne etmiş lan solcular size?” 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Siyasal akımların, ideolojilerin oluşmasında insan karakterinin önemi olmadığını sanmak akıllıca değildir. Gençlerin eline molotof kokteyli verip otobüs yaktıran adamı, ideoloji yönlendirmiyor. İnsanlıktan nasibi olmayan sütü bozuk kişiliği yönlendiriyor. Tabi bomba atanı da, mayın koyanı da... Yumuşak tabiatlı insan şiddeti reddeder. Konuşarak çözüm arar. Şiddetin olduğu yerde liderliğe soyunmaz. Maşallah fikirleriniz hem namütenahi, hem de temele lök gibi oturuyor. O yüzden, bir türlü yerinden kımıldayıp kitlelerle buluşamıyor. Benim fikrimse, havada dolaşıyor ama herkese ulaşıyor. Yazınızla, farkında olarak veya olmayarak, (Sırrı bey üzerinden) PKK ve KCK'yi aklama gibi bir ferasete (!) imza atmış oluyorsunuz. Falcı bile, iki satırlık bir yorumdan sizin kadar sonuç çıkaramaz. Selamlar.

Hüseyin Atacan 
 28.06.2011 2:27
Cevap :
Sayın Atacan; “Siyasal akım ve ideolojilerin oluşmasını insan karakterine bağlıyor olmanızı tuhaf bulmakla birlikte bunu nasıl temellendirdiğinizi doğrusu merak ediyorum. En nihayetinde bahsini etmeye çalıştığınız şiddet eylemlerinin sosyolojik yönünü göz ardı ederek genel geçer ifadelerle birilerine eleştiri getirmek ne kadar doğrudur bilemiyorum. Ayrıca bu ülkede yaşanan kitle katliamlarına ilişkin söyleyeceğiniz bir şeylerinde olabileceği kanısındayım. Mesela “Sivas Madımak”, “Maraş”, “Sivas”, “Çorum” gibi… Veya 12 Eylül öncesinin kahve taramaları, TİP’li öğrencilerin öldürülmesi, 16 Mart 1978 Beyazıt katliamı… Sırrı Süreyya’nın serzenişi yerindedir. Bunca olayın üstüne halen bu ülkede solcular sizin nazarınızda sanık sandalyesinde yer alacaksa, ne ala…  28.06.2011 11:17
 

Sol maalesef ülkenin üvey evladı, şamar oğlanıdır.

Turbest 
 16.06.2011 14:19
Cevap :
Maalesef...  27.06.2011 10:40
 

Nihat bey, seçimden 2 gün önce, oy kullanacağım okulda sandık müşahidi olmak için, S.S.Önder'in Kasımpaşa'daki seçim bürosunu arıyordum. Bir çakmakçıya adres sordum. Adam biraz düşündü ve "Hani şu molotofçu adam mı?" dedi. Ne yalan söyleyeyim, bu lafı işitince seçilmesi zor diye düşünmüştüm. Ama İstanbul halkı bizi yanıltmadı ve yüksek bir oyla S.S.Önder seçildi. Yazınızın her satırına katılıyorum. Sevgiler, selamlar.

hazandagüzeldir 
 14.06.2011 18:37
Cevap :
Esnafın zihnine ilginç bir şekilde işliyor bu durumlar Taner Bey. Ben Sırrı Süreyya’nın kazanacağının kesin olduğu kanaatindeydim. Zira kampanya sürecini çok iyi yönetti ve yürüttü Sırrı… Bundan sonraki süreçte de kendisinden beklentilerim bir hayli yüksek.  27.06.2011 10:43
 

Chp Tip'in mirasına oturup kendini sol ilan edince Chp'nin günahları da solun boynuna asıldı. bu ülke her zaman baskıcı despot sağcılar tarafından yönetildi ki zaten. Ha Chp ha Ap ha Dsp ha Akp. hepsi sola karşı aynı despotluğu benimsediler. selamlar.

Başak ALTIN 
 14.06.2011 14:52
Cevap :
Aynen dediğin gibi Başak. Ülke yönetiminde damgası olanların hepsi birbirinin bir şekilde uzantısıyken, CHP’nin günahlarını sol çekiyor. Umarım bu durumun ters yüz olacağı zamanları görürüz.  27.06.2011 10:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1509
Toplam yorum
: 3024
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 1133
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster