Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Nisan '07

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
815
 

Zincirbozan: Hayal yıkan!

Zincirbozan: Hayal yıkan!
 

Gazeteci Avni Özgürel’in senaryosunu yazdığı Atıl İnaç’ın yönettiği ‘Zincirbozan’ filmini izledim…

Baştan söyleyeyim: Hiç beğenmedim!

Eğer 80 ve öncesine tam hâkim değilseniz filmden bir şey anlamanız mümkün değil…

En basitinden filmde ismi ‘Mehmet’ olarak değiştirilmiş ‘Reis’ lakabıyla çağrılan kişinin Abdullah Çatlı olduğunu bilmek için Abdullah Çatlı’nın Mehmet Özbay sahte kimliğiyle dolaştığı bilgisine sahip olmanız lazım…

Bir sinema filminden çok o dönemi anlatan belgesel film olmuş, iyi bir belgesel film olduğunu söylemek de güç…

Film bir Çankaya’da, bir TBMM’de, bir CIA’de, bir sağcıların arasında, bir solcuların arasında, bir Genelkurmay Başkanlığı Harekât Dairesinde, bir gazete binasında geçiyor. Daha bir yerde konuşulanları anlamadan diğer yere dönüyor kameralar…

Film her şeyiyle 80 darbesi ve öncesinde yaşananların tamamının ABD nezdinde gerçekleştiği tezi üzerine kurulmuş, ama bir kurgu ve hikâyeden yoksun olarak…

Türkiye’nin çok önemli bir dönemini anlatan film daha iyi bir kurguyla çekilebilirdi, üstelik TBMM ve Çankaya Köşkü kapıları ilk defa bir film için açmış…

12 Eylül sabahı Süleyman Demirel’in kendi evinden alınış sahnesi Demirel’in Güniz sokaktaki evinde çekilmiş ama kapının hemen üzerindeki doğalgaz sayacı göze çarpıyor. ‘Acaba o dönemde doğal gaz var mıydı?” diye sormadan edemiyorsunuz…

Filmde en çarpıcı sahne 13 Aralık sabahı, henüz 17 yaşında olan ama sırf idam edilebilsin diye yaşı mahkeme kararınca büyütülen Erdal Eren’in idamı beklediği sahne…

Ve filmin belki en önemli yararı o döneme ilişkin bir merak bırakmış olması…

Filmden sonra kitaplarınızı tekrar karıştırma ihtiyacı duyuyorsunuz…
(filmle ilgili daha fazla bilgi için: www.zincirbozan.com )

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çatlı ve Hayatını su gibi yuttum. Sanırım Susurluk bende kalıcı bir etki bıraktı. Değişik bir filme benziyor, sevgiler....

Hasan ARSLAN 
 26.04.2007 11:24
Cevap :
Susurluk birçok kişinin yüreğinde kalıcı bir etki bırakırken aynı etkiyi malesef bellekte bırakmadı... Belleklerimizden hiç silinmemesi umuduyla! Değerli yorumunuz için içten teşekkürler...  26.04.2007 19:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 73
Toplam yorum
: 196
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 2829
Kayıt tarihi
: 17.02.07
 
 

1985 yılının bir Nisan sabahında (ki kendisi 15'i olur) sabah ezanından sonra (saat daha bizim kö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster