Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Eylül '06

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
925
 

Zırhından soyunmak...

Zırhından soyunmak...
 

Artık vaktidir zırhları çıkarmanın. Hayata korkusuzca cesaretle atılmanın vakti zamanı. İnsan yaşlandıkça daha az risk alır derler ya... Aslında bu doğru değil. Risk alıp almak tamamen hayatta öğrendiklerinle ilgili... Nasıl baktığınla... Ne yönde biçimlendirildiğinle... Eğer hayatın her an sana zarar vermeye gebe olduğunu düşünüyorsan zırhını kuşanır çıkarsın hayatın sokağına. Oysa hayatın bir oyun alanı olduğunu düşünüyorsan ne var ne yok çıkarır atarsın üzerinden.

Zırhlarıyla dolaşanlar ne zaman bir kaya bulsalar ardına saklanıp oradan izlerler hayatı. Hayat kocaman, renkli bir tiyatro salonu iken onlar oyuncu değil seyirci olmayı tercih ederler. İncinmemek için aşkı, yaralanmamak için heyecanı, kederlenmemek için duygulanmayı, ağlamamak için gülmeyi ıska geçer ve bunun adına güvenli bir hayat derler. Ellerinde kalan yaşanmamış, güvenli bir hayattır. Oysa düşünmezler hayat yaşanmıyorsa güvenli olmasının anlamı nedir diye.

Zırhı önceleri kendin edinmezsin. O sana birileri tarafından ufak ufak giydirilir. Sen büyüdükçe kalınlaşır o zırh. Önce "Yapma yavrum düşersin. Ama dikkat et bir yerin yaralanır" larla başlarsın giyinmeye sonra ise "Aman o adama dikkat et hiç gözüm tutmadı, ona güvenme bence yalan söylüyor. "la devam eder. Sevgi aslında bazen kötülük eder insana. Sevdiklerini korumaya çalışırken onu hayattan alıkoyarsın haberin olmaz. Ona güvenli bir hayat sağladığını sanırken aslında onu hayattan uzaklaştırıyor , bir odaya kapatıyorsundur. Onu o kadar seviyorsundur ki; saçının teline zarar gelsin istemezsin, bu yüzden farketmezsin bile onu bir zırhla sarıp sarmaladığını. Oysa o zavallı, o zırhın içinde boğuluyor nefes alamıyordur. Öylece duruyordur. İşin tuhafı bir süre sonra o zırhı derisi sanmaya başlayacaktır. Bunu henüz bilmiyordur.

Bir zaman sonra kalın mı kalın bir derisi vardır artık onun. Oldukça korunaklı ve hava geçirmez. Aslında hayatı da geçirmiyordur o deri içine. Ama herkes öyle, hayat öyle sanıyordur. Tüm insanların bu görünmez deriyle kaplı olduğunu sanıyordur. Olabildiğince kaçmayı öğrenmiştir ve zırh ona sinyaller yolluyordur. "Uzak dur sakın yaklaşma" diyen ışıklar yanıp sönüyordur etrafta. Bir süre sonra o zırhı nasıl parlatacağını da öğrenir zaten. Kimsenin ona dikkat et demesine gerek de duymaz. O zırh kara bir böcek derisine dönüşür sonra. O kadar kalınlaşır ki hayat çarpıp geçer tek bir iz bırakmaz üzerinde. Hayatın yolunu düz bir çizgi sanır ve yürür gider. Yan yollara dönüp bakmak aklına gelmez. Zaten zırhı da buna göre hazırlanmamıştır. O herhangi bir tarafa dönmeyi olanaklı kılmaz.

Sonuna geldiğinde yolun sadece ve sadece yürümüş olduğunu görür. Yürümüştür ve korunmuştur. Ve sorar kendine "Hepsi bu muydu?" Oysa zırhı cevap veremeyecek kadar dilsizdir. Onun görevi cevap vermek değil korumaktır zaten. Şimdi soyunmak ister o zırhtan. Oysa o artık zırh değil kendi derisidir ve kendi dersini soyup atmanın imkanı yoktur...

RESİM:Sir Frank Dicksee

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Zırhların olmadıgı bır hayatı ıstemek, cok mu hayalperestlık olur acaba? Yıne cok guzel ıfade etmıssın,ellerıne saglık. Son cumleyı tekrar ede ede ezberledım. gr.uz.sevgıler.

Tuğba 
 18.09.2006 22:06
Cevap :
Sevgili Tuğbacım, Çok teşekkürler. Sanırım zırhsız olmak hayal.Ne yazık ki ...Sevgiler...  18.09.2006 22:53
 

Hos geldin sevgili Fulya. Blogunun temasi yabancisi oldugum birsey degil. Bunu hep gözlemleyebiliyoruz. Senin zirh dedigini ben kendi kendime hep dikenli tel seklinde anlatir dururdum. Ama zirh daha iyi oturuyor. Cünkü kendini dikenli telle cevirdiginde temiz hava imkanin var. Ayrica dikenli tel senin derin olup cikmiyor sonunda. Sagol; yazinla zenginlestigimi hissediyorum. Yazima verdigin sicacik geri bildirtim icin de ayrica tesekkür ediyorum. Sevgiyle ve hep öyle kal:-))) Not: Birisi cikip hala kisaca ögretmedi yoruma cevap yazmayi:-((( (Kolayini buldum, kendi yazima yorum yaziyor gibi cevap veriyorum, ama biraz komik kaciyor:-)))

pirmete 
 18.09.2006 12:52
Cevap :
Sevgili Pirmete, Çok teşekkür ederim. Senin şu yorum cevabına bir mesaj atacaktım ama "Fulya ukalalık ediyorsun" dersin diye yazmadım. Sana gelen yorumun yanında, yorumu yazan kişinin adının hemen yanında C harfini tıklarsan yoruma cevap yazabilrisin Sevgili Pirmete :) Sevgiler...  18.09.2006 13:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 408
Toplam yorum
: 4068
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1081
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster