Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ekim '12

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
353
 

Zıtlık...

Zıtlık...
 

Hayatta her şey zıtlıklarıyla var olur: güzel-çirkin, iyi-kötü, doğru-yanlış vs… Keza düşünce sistemleri bile!

İnsanlar, özellikleri ve davranışları itibariyle, bu zıtlıktan nasiplerini alırlar ve hatta söyledikleri ve yaptıkları arasında bile, yine zıtlıklar içerir. Mesela bir söylerler, tam tersini yaparlar. Söyledikleri ve yaptıkları arasında ilişki %25’i geçmez.

Aşkta bile sevgi ve nefret bazen birlikte gelişebilir!

Evet, zıtlıkların dünyasında yaşıyoruz. Mesela davranış kuramında bile, X ve Y model davranış biçemi, birbirinin tam zıttıdır. X kuramı, insanların bir solucan kadar değersiz olduğundan bahsederken, Y kuramı da, insanı her açıdan yüceltir.

Tüm algılama biçimleri de bu zıtlıktan nasibini alırlar. Bir kişi ya iyi, ya kötüdür. Ya kahramandır, ya düşman! Ya şeytandır, ya da melek!

Aslında hiçbir zaman doğru bir yaklaşım değil zıtlık yaklaşımı. Çünkü hayat ne beyaz, ne de siyahtır. Hayat gridir.

İnsanlar ne tam iyi, ne de tam kötüdür. Atatürk, mükemmel bir komutandır doğru, ama iyi bir eş midir, yanlış!

Çağımız kahramanlar çağı! Bu yüzden sıkça sinemada Amerikan kahramanlarını görüyoruz. Ve bu kahramanların çoğu, çizgi roman kahramanları… Çoğu kahraman gibi, kahramanken dahi, pek azı gerçek anlamda kahramanlar. Mesela Nolan’ın Batman’i kesinlikle bir anti-kahraman ve aynı zamanda bu seride hayat bulmuş diğer kahramanlar da keza öyle; örneğin Joker de öyle! Uzun yıllarca süren Smallville dizindeki Clark Kent de bir anti-kahramandı ve bu yüzden seviliyordu. Çünkü özcesi, mükemmel insan ve onun yarattığı mükemmel sistem yok!

Ancak sınırları bilmek, eksi ve artı yönde, bilimsel yaklaşımları kolaylaştırır. Mesela tüm sistemler, o gurubun en aptalına göre belirlenir. Diğer taraftan bilim adamları en zekilerden çıkar. Aslında o kadar kötü de değildir iy ve kötü tanımlamaları yapmak.

Bizim ülkede işlerin bu kadar ters gitmesinin en önemli sebebi, bu tür tanımlamaları, doğru yapamayışımızdır. Nitekim bizdeki bilinç düzeyi yeterli seviyede gelişmemiştir. Çünkü tüm öğrendiğimiz sistemler, kopyalama üzerine geliştirilmiştir ve alıntıdır. Öğrenim sistemi ve onun sınavları, ezberlemeye dayanır. Özgün ve amaca yönelik sınavlar gerçekleştiremiyor ve gerçekleri ölçemiyoruz. Mesela ben, bazı özel okullar duydum, tamamıyla ÖSYM sınavlarına göre konumlanıp çocukları, test sınav sistemiyle yetiştiriyor. Ve bu durumdan şu sonuç çıkıyor; insan isminde robotlar…

İnsanlara özgüven aşılayacak, özgün bir sisteme ihtiyaç var. Kudretini bağımsızlığından, egemenliğinden, alan bir sistem! Bence günümüzde Atatürk’ün ilkeleri de gücünü yitirmiştir.

Türkiye, dünyadaki konumu açısından, ne kadar çok jeopolitik bir öneme sahip olursa olsun, bundan daha önemli olan ve bu ülkenin genlerinde de bulunan, bir zeka ülkesi olması, o kadar da uzak bir ihtimal değil!

Dünyada işler sapasarıyor. Avrupa aptallaştı ve tembelleşti. Çatışmalar, her türlüsüyle, mislisiyle,  arttı. Asabi Kedi’nin son bloğunda bahsettiği gibi, yeni bir sisteme ihtiyaç var. Yeni bir paylaşım savaşı kapıda bekliyor. Ve ben buna kaniyim ki, Türkiye, bu sefer, bu savaştan karlı çıkan taraf olacak.

Hayat işte böyle zıtlıklarıyla var. Biz insanlar da, birbirine zıt biçimde, bu toplumda yaşamaya devam ediyoruz. Ne zaman ki doğru tanım ve teşhisleri koyup,  doğru ölçümleri gerçekleştiririz,   o zaman, bu zıtlıklardan faydalanma şansımız olur. Bu fırsatı da kaçırmayalım…

Saygılarımla,

Kavi’l

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

4-Laiklik - Laiklik, devletin vatandaşlarıyla olan ilişkilerinde inançlara göre ayrım yapmaması ve ayrıca, herhangi bir inancın, özellikle de bir toplumda egemen olan inancın, aynı toplumda azınlıkların benimsediği inançlara baskı yapmasını önlemesi demektir. 5-Devletçilik- Atatürk’ün devletçilik ilkesi; Türk toplumunun ulaşmak istediği çağdaş ve modern bir düzen için gerekli olan ekonominin güçlendirilmesi ve ulusallaştırılmasıdır. Devletçilik ilkesine göre, devlet ekonomiyle ilgili olarak doğrudan doğruya müdahale yapabilir. Ekonomik teşebbüsler sadece devlet tarafından yapılmayacak, özel teşebbüslere izin verilecek fakat hiçbir özel teşebbüs devlet kontrolünden ve teftişinden çıkamayacak. 6-İnkılapçılık (Devrimcilik) - İnkılapçılık (Devrimcilik), Türk ulusunun çağdaşlaşması yolunda yapılan Atatürk devrimlerinin benimsenmesi, geliştirilmesi ve her türlü tehlikelere karşı korunmasıdır. Bu ilke, seçkinciliği açıkça yansıyan, halkla bütünleşmeye ve dolayısıyla demokratik yöntemlere büyük önem veren Türk milliyetçisi bir devrimcilik anlayışıdır. Kemalist Devrimcilik anlayışının iki yanı bulunur. Birinci yanı, eski düzenin geçerliliğini yitirmiş kurumlarını yıkıp, yerlerine çağın gereksinmelerini karşılayacak kurumları koymakla ilgilidir. Ama Kemalizm, bununla yetinmemekte, devrimciliği aynı zamanda sürekli olarak yeniliklere, değişimlere açıklık biçiminde anlatmakta ve kalıplaşmaya karşı çıkmaktadır

Nil ALAZ 
 21.10.2012 21:28
 

1-Cumhuriyetçilik- Cumhuriyet; egemenliğin halkta olduğu devlet yönetimi demektir. Cumhuriyet, demokrasinin bir uygulama şekli olup halkın kendi kendini yöneterek, yönetimde söz sahibi olduğu rejim demektir. Cumhuriyetçilik ise devlet yönetiminde cumhuriyetin bulunması demektir. Atatürk, cumhuriyeti Türk gençliğine emanet ederek ülkenin sürekli yenileşme ve çağdaşlaşma içinde olmasına çalışmıştır. 2-Milliyetçilik- Atatürk'e göre millet; geçmişte bir arada yaşamış, bir arada yaşayan, gelecekte de bir arada yaşama inancında ve kararında olan, aynı vatana sahip, aralarında dil, kültür ve duygu birliği olan insanlar topluluğudur. 3-Halkçılık- Atatürk’ün halkçılık ilkesinden anlaşılan; toplumda hiçbir kimseye, zümreye ya da herhangi bir sınıfa ayrıcalık tanınmamasıdır. Bütün herkes kanun önünde eşittir. Halkçılık ilkesine göre; hiçbir kimse başkalarına karşı din, dil, ırk, mezhep veya ekonomik açıdan üstünlük sağlayamaz.

Nil ALAZ 
 21.10.2012 21:27
 

Merhaba Anıl, "zıtlık" yazında yazdığın "Atatürk'ün ilkeleri de gücünü yitirmiştir" sözün seni bilmeyenler tarafından farklı algılanabilir. Eksik bi anlatım bence si... Günümüzde siyasi iktidarların, sistemin isteklerine şartsız koşulsuz boyun eğmesi Mustafa Kemal' in ilkelerinin göz ardı edilmesi, Mustafa Kemal'in yeni yetişen nesillere unuturulmak istenmesi çabalarını biliyoruz. Ki bu ilkelerin çoğu zamanımzda delik deşik edilmiş, vatanımız nerdeyse satılmış, laiklik hikaye olmuş, "milliyetçiyim" demekle milliyetçilik yapacaklarını sananlar halkı uyutma çabalarına pervazsızca devam etmekteler ... Şimdi "Mustafa Kemal'in devlet anlayışına hakim olan ulus devlet, tam bağımsızlık, ulusal egemenlik ve çağdaşlaşma hedefinden kaynaklanmakta" olan bu 6 temel ilkeyi kısaca hatırlayalım ve içimiz acıyarak bizlere yaşattıkları "zıtlık"ları görelim:

Nil ALAZ 
 21.10.2012 21:26
Cevap :
Hassasiyetini kesinlikle algılıyorum. Nadir beyin de söylediği gibi, referansları verirken, lüzumsuz işlere kalkmamak lazım. . Katkın için teşekkürler...  24.10.2012 5:25
 

Saygı ile.. Bir yanlış anlamayıkarşılamak için sayfaya konuk oldum. Akla dayanmayan hiç bir tutkum yoktur diyebilirim.'Votaire' paradoksu olsa bile. Düşünsel ya da teknolojik her buluş, kendi döneminde çok gerekli ve saygın olmuştur. Örneğin, lokomotifin icadı. Hayran olduğum bir buluştur ve halâ geçerli; biçim değiştirmiş olsa da. Modası geçen icatlar yok mu? Kağnı, harman döven, ateş elde etme mekanızması vb. Bunlar, dönemi içinde fonksiyonel olmuşlardır. Küçümsemeyi hakettiklerini söyleyemeyiz. Değerli yaarımız Anıl YİĞİT'İN şu vurgusu, gençler tarafından yanlış algılanmaın diye bu girişi yaptım: 'Atatürk ilkeleri, eski gücünde değildir.'Bu söylem, Atatürk ilkelerinin gereksiz olduğu savını kapsamaz. Döneminde fonksiyonel olan ilkeler, şimdilerde geçersiz olabilir. Ancak onları gereksiz kılmaz. Kaldı ki kimi ilkelet, insanlığa öğüt niteliğinde:1)Yurtta sulh, cihanda sulh. 2) Ya istiklâl ya ölüm. 3) En hakiki mürşit,ilimdir vb. *Nadir ŞENER HATUNOĞLU: matematikçi-bilim uzmanı

Nadir Şener Hatunoglu 
 20.10.2012 12:17
Cevap :
Açıklamalarınız için özellikle teşekkür ederim. Gerçekten o cümleden bir yanlış anlaşılma doğabilir. Ben bazen tüm bloglarım okuyor hissiyle yazıyorum. Oysa her biri birer bağımsız blog. Katkılarınız için her zaman size müteşekkirim... Saygılarımla ANIL YİĞİT  21.10.2012 4:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 617
Toplam yorum
: 1646
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 292
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric küllerinden doğduktan sonra dünyada büyük değişiklikler olsa da Türkiye'de çok fazla şey değ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster