Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Kasım '11

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
269
 

Zonguldak…

Zonguldak…
 

Küçük şehirlerde büyüyen çocuklar için dostlukların seyri her zaman daha farklıdır…

Çünkü, küçük şehirlerde büyüyen çocuklar, üniversite çağına geldiklerinde büyük olasılıkla daha büyük, en azından iyi bir üniversiteyi sınırları içinde barındıran şehirlerin yolunu tutarlar…

Bu, İstanbul’da, Ankara’da doğup büyüyen çocukların pek de bilmediği bir duygudur…

O ana dek kurulmuş arkadaşlıklar, vazgeçilmez görülen dostluklar, ilk gençliğin masumane aşkları uzayan mesafelerle sınanır olur birdenbire…

Ve biliriz ki çoğu da bu sınavı geçemez…

Yeni arkadaşlıklara, yeni dostluklara, yeni aşklara bırakırlar yerlerini…

Küçük şehirlerde büyüyen çocuklar için dostlukların seyri her zaman daha farklıdır…

Çünkü, küçük şehirlerde büyüyen çocuklar, üniversite çağına geldiklerinde büyük olasılıkla daha büyük, en azından iyi bir üniversiteyi sınırları içinde barındıran şehirlerin yolunu tutarlar…

Bu, İstanbul’da, Ankara’da doğup büyüyen çocukların pek de bilmediği bir duygudur…

O ana dek kurulmuş arkadaşlıklar, vazgeçilmez görülen dostluklar, ilk gençliğin masumane aşkları uzayan mesafelerle sınanır olur birdenbire…

Ve biliriz ki çoğu da bu sınavı geçemez…

Yeni arkadaşlıklara, yeni dostluklara, yeni aşklara bırakırlar yerlerini…

Ama geride kalan anılar, her ne kadar zaman içinde içimizde bir yerlerde toz tutmaya, unutulmaya başlasa da, olur olmaz zamanlarda, belli belirsiz gösteriverir kendini…

Farklı şehirlerde, farklı hayatlarda, farklı zamanlarda aynı duyguyu yaşarlar mı bilmem ama küçük şehirlerin büyüyen çocuklarının, savruldukları yeni yerlerde, ‘anımsamalarla’ geçmişlerine kement attıklarını bilirim, zaman zaman…

Kendimden bilirim…

Savrulmamış, sınavları başarıyla aşmış dostluklarımdan bilirim, onlardan bilirim…

Onur’dan bilirim…

Erem’den bilirim…

Günü gelip de vedalaştığım şehre döndüğümde içime dolan özlemle karışık hüzünden bilirim…

Hiçbir şeyden değilse;

Kömür karası bir sahilden,

Yıkılmış bir otobüs durağından,

Şimdilerde sınıf atlamış bir lokalden,

Ama en çok dalga seslerinden bilirim…

İz bırakmışızdır çünkü oralara…

Bugün görünmese de var olduklarını her zaman bildiğimiz bir iz…

Bu yüzden, her ne sebeple olursa olsun, benim küçük şehrime, Zonguldak’a gitmek hep zor gelir bana…

Ankara’dan uzaklaşıp, on yıl sonunda yarattığım bu yeni kabuktan çıkıp, eski evime, savrulmuş anılarımın merkezine dönmek içimi acıtır…

Bilmem ki bu yüzden midir, pek dışarılara çıkmam Zonguldak’a gittiğimde…

Şehre bırakılmış izlerin beni kıskıvrak yakalamasından korkar, saklanırım dört duvar içinde…

Yoktur çünkü geçmişe dönmenin bir yolu…

Küçük şehirlerde büyüyen çocukların, kayıp listesi her zaman daha uzundur…

Ve onlar, bir ömür, bu kayıpları anımsamanın hüznünü taşırlar yüreklerinin bir köşesinde…

Bak, ben mesela işte,

Sırf yarın Zonguldak’a yolculuk var diye,

Yazdıklarıma bak…

Çoktan kuşatmış belli ki Ankara sınırlarını bile anılar…

Top sesleri geliyor kulağıma…

Güm!

Güm!

Güm!

Bak,

Şehir, ha düştü ha düşecek…

 

 

www.taylanozbay.com

Ama geride kalan anılar, her ne kadar zaman içinde içimizde bir yerlerde toz tutmaya, unutulmaya başlasa da, olur olmaz zamanlarda, belli belirsiz gösteriverir kendini…

Farklı şehirlerde, farklı hayatlarda, farklı zamanlarda aynı duyguyu yaşarlar mı bilmem ama küçük şehirlerin büyüyen çocuklarının, savruldukları yeni yerlerde, ‘anımsamalarla’ geçmişlerine kement attıklarını bilirim, zaman zaman…

Kendimden bilirim…

Savrulmamış, sınavları başarıyla aşmış dostluklarımdan bilirim, onlardan bilirim…

Onur’dan bilirim…

Erem’den bilirim…

Günü gelip de vedalaştığım şehre döndüğümde içime dolan özlemle karışık hüzünden bilirim…

Hiçbir şeyden değilse;

Kömür karası bir sahilden,

Yıkılmış bir otobüs durağından,

Şimdilerde sınıf atlamış bir lokalden,

Ama en çok dalga seslerinden bilirim…

İz bırakmışızdır çünkü oralara…

Bugün görünmese de var olduklarını her zaman bildiğimiz bir iz…

Bu yüzden, her ne sebeple olursa olsun, benim küçük şehrime, Zonguldak’a gitmek hep zor gelir bana…

Ankara’dan uzaklaşıp, on yıl sonunda yarattığım bu yeni kabuktan çıkıp, eski evime, savrulmuş anılarımın merkezine dönmek içimi acıtır…

Bilmem ki bu yüzden midir, pek dışarılara çıkmam Zonguldak’a gittiğimde…

Şehre bırakılmış izlerin beni kıskıvrak yakalamasından korkar, saklanırım dört duvar içinde…

Yoktur çünkü geçmişe dönmenin bir yolu…

Küçük şehirlerde büyüyen çocukların, kayıp listesi her zaman daha uzundur…

Ve onlar, bir ömür, bu kayıpları anımsamanın hüznünü taşırlar yüreklerinin bir köşesinde…

Bak, ben mesela işte,

Sırf yarın Zonguldak’a yolculuk var diye,

Yazdıklarıma bak…

Çoktan kuşatmış belli ki Ankara sınırlarını bile anılar…

Top sesleri geliyor kulağıma…

Güm!

Güm!

Güm!

Bak,

Şehir, ha düştü ha düşecek…

 

 

www.taylanozbay.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 74
Toplam yorum
: 139
Toplam mesaj
: 29
Ort. okunma sayısı
: 1774
Kayıt tarihi
: 06.05.07
 
 

Zonguldak’ta doğdu. On altı yaşından beri çeşitli yerel, bölgesel ve ulusal gazete-dergilerde, ay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster