Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ekim '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
347
 

Zor derslerimiz

Zor derslerimiz
 

İyi günler.

Yazmak benim için vazgeçilmez bir serüven. Blog yazarlığı ise, benim biraz üşengeç olmam nedeniyle, çok özel çok hoş ve pratik. Diğer bir önemi de insanlara doğrudan ulaşmamı sağlıyor olması. Çünkü yaşadığım deneyimlerden fikirlerimden kaç kişi yararlansa o kadar mutlu olurum. Bu yazımla yakınları çok acı ölümcül hastalıklarla boğuşan insanlara birazcık destek olabilmek amacım. Çünkü son yıllarda hayat beni bu konuda deneyimli kıldı. Yakınlarımı ebediyete yolcu etmiş olmak, onları bir daha asla göremeyecek, kokularını sıcaklıklarını duyamayacak olmak içimde kapanmaz bir yara. Annemin resmini görmek bile yeterli anında ağlamam için ama, bu işin bir yönü.

Evet...Duygu sömürüsünden çok rahatsız olan birisiyim ve ikide bir şahsi üzüntülerimi yazmayı da sevmem ama bunlar benim gerçeğim....Önce eşimi, sonra annemi hastalıktan kaybettim. Fanusta büyümüşçesine üzüntüden uzak , adeta steril bir hayat yaşayan hiçbir sorunla karşılaşmaması için özenle büyütülen ben, eşimin ve annemin hastalık teşhislerini ilk öğrenen kişi oldum.Daha sonra her ikisinin de çok kısa bir süre sonra ölecekleri Ümitsiz durumda oldukları pat diye yüzüme söylendi. Hatta defalarca söylendi çünkü inanmak istemiyor bir" acaba?" arıyordum umutla. Bu acı gerçeği kimselerle paylaşamadım, çünkü kıyamadım yakınlarıma, onlar da yıkılsın istemedim.Bu iki çok yakınımın en sıkıntılı ve ağır geçen son zamanlarında da tesadüf, çoğu zaman tek ben vardım. O insanlar için çırpındım, herkes yapardı zaten bunu o ayrı mesele, ama sonunda onları kaybettim.Hayatta pat diye iki çocuğumla kalakaldım.

Çok eskiden depresyona girdiğim olmuştur. Hatta sevdiğimden ayrıldığım için hayattan el etek çekecek kadar bunaldığım, yaşama şevkini yitirdiğim. Ama ilginçtir, bu kayıplar beni hayattan koparmadı.Depresyona girmedim. Çevrem hayata bağlılığımı takdir etti çünkü, en başta çocuklarımın bana ihtiyacı vardı.

Hayattan kopmamamdaki etkenler çok çeşitliydi."Anne acıktım...anne bana şunu al vs..." diye çevrenizde dolanan çocuklarımın varlığı tabii ki çok önemliydi. Çünkü onlar benim üzüntülü halime asla dayanamıyorlardı. Sonra biz evimize haberlerdeki kederli yüzleri, korku ve dehşet filmlerini, gerilimli programları almadık. Kendimize adeta terapi uyguladık, bizde mutsuzluk uyandıracak dış etkenlerden kaçındık.Ama tabii ki kaybettiğimiz kişilerle ilgili anılarımız, düşüncelerimiz hep bizimleydi.Ağlayarak da olsa konuşuyorduk. Acımızı yok saymıyorduk ama dış etkenlerden de koruyorduk kendimizi.

Bana güç veren diğer bir konu yaşadığımız hayatı bir tiyatro olarak görmemdi. Bu sahne geçiciydi.Ölümden sonrası asıl..Bütün bir hayatı düşündüğümde bu olaylar çok çok önemli birer dersten ibaretti. Bu acı olaylar bizi üzsün yıksın diye başımıza gelmiyordu. Bu bir imtihandı ve beklenen uygun bir tavır vardı. Rolümü en iyi nasıl oynayabilir, o yüce makamın gözünde nasıl daha iyi insan olabilirim diye düşündüm. Kötü bir oyuncu bu kayıplar karşılığında kendini paralar, kadere lanet okur, kendisine acır, aylarca çevresine bu kederi en ağır şeklide yansıtır ve dünya ile ilgili sorumluluklarını askıya alırdı.

Bu bana hiç uymayan bir tavır olurdu. Herkesin başına gelebilen bu ölüm olayı yakınlarımıza da gelmişti.Bu Allahtan gelen doğal bir olaydı. O en güçlü biz çok güçsüzdük ve ona tabiydik..Yani zaten hayatımızı bize o vermişti..Bu teslimiyet beni şahsen çok rahatlattı. Haddimi bilirim.

Diğer bir konu, benim şu düşünce tarzımdı: "Allah bize her nimeti verdi.Ev yiyecek para, vücudumuz, herşey...Biz o bize bu kadar nimeti verdiği için çok mutluyduk ve ona sevgimiz şükrümüz çoktu. Ama şimdi bizden, canımız ciğerimiz iki insanı almıştı o halde bizim ona karşı sevgimiz ve bağlılığımız asıl şimdi sınanıyordu.Nimet verince onu sevmek ne kadar da kolay ama, acaba sevgimiz içten miydi? İki üç sıkıntı görünce isyan mı edecektik.Sevgimiz bu kadar mıydı. Tabii ki hayır. Bu zor dönemde de ona sevgimiz, şükrümüz bağlılığımız aynen sürecekti...Bu düşünce içimi kapladı. Sıkıntıyı görünce Allahımdan yüz çevirmekten çok ürktüm. Bu imkansızdı çünkü baki olan herşeyi kaplayan her an benimle olacak olan oydu.Bana onun kadar yakın hiçkimse yoktu. Hayat ne getirirse getirsin ebediyyen o yanımda olacaktı.Kendimi ondan koparmam demekse,
sonsuza kadar karanlık bir hiçlik olabilirdi...Bence bu asıl cehennemdi.

Zaten insan hayatta neyi yapmak isterse ona o konuda bir güç veriliyor. Doğru bir karar almışsanız onu uygulayacak zemin size mutlaka veriliyor.Yeter ki inanç niyet ve sabır olsun.

Bütün ağır hasta yakınlarına sabır diliyorum. Yaşadıkları çok zor bir basamaktır ama onu layıkıyla geçerlerse, hem kaybettikleri hem kendileri ebedi huzur ve mutluluğu yakalayacaklardır diye düşünüyorum.Çünkü sabır dinimizde mihenk taşlarından birisidir.

Herkese selamlar sevgiler....

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sizi gerçekten taktir ediyorum. Allah'ım inancınızı ve sabrınızı daim kılsın. Bende şu anda sizinkiyle aynı durum olmasada zor bir dönemden geçiyorum. Sabırla harmanlanması gereken. Çok ağır bir kazadan döndüm. Taktir edersinizki bu yollar çok azim, sabır ve inanç gerektiriyor. Umarım bende sizin gibi bu zor yolu atlattıktan sonra geriye bakıp şükür diyebilirim. Şimdilik sadece o günleri hayal edebiliyorum. İnançla kalın. Sevgiler

Beyazlale 
 16.10.2007 15:28
Cevap :
Güzel yazınız için teşekkür ediyorum.Şu anki durumunuzu bilemiyorum ama inşallah en kısa zamanda çok daha iyi olursunuz. Ben şöyle düşünürüm sahip olmadığımız şeyler ya da değiştiremeyeceğimiz gerçekler için kendimize acıyıp, günlerimizi cehenneme çevirerek geçireceğimize sahip olduğumuz güzelliklere yoğunlaşmak daha yararlı olur.En azından çevremizdekileri yıkmamış oluruz.Karamsarlık kime yarar sağlar ki.Bazan çok zor olsa da moralimiz sağlam tutmak için çaba göstermeliyiz. Hoşçakalın  17.10.2007 12:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 158
Toplam yorum
: 210
Toplam mesaj
: 58
Ort. okunma sayısı
: 396
Kayıt tarihi
: 21.09.07
 
 

Merhaba...  Üniversite mezunu Kamu İdaresinde  çalışan bir bayanım. Ankara'da iki oğlumla yaşıyor..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster