Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ekim '12

 
Kategori
Dostluk
Okunma Sayısı
512
 

Zor dostum zor

Zor dostum zor
 

İnsan, insana kendini aradıkça insandır (Charles Allen)...

Zor bir önerme! Zorluğu, hem yazılımında, hem de anlatımında... Temel olarak şunu söylüyor; insan kendi suretini başka bir insanda görmeli ki, yaşadığını hissetsin. Dostluktan bahsetmenin en anlamsız şekli olmasına rağmen, ben bu önermeyi severim.

Asabi Kedi ile dost olduğumu hepiniz biliyorsunuz artık. Ve bunun ilgili ayrıntılı bloglar da geçtim. Ama  bilmediğiniz ise, ondan gayri dostumun olmadığı! Yani şunu söylemek istiyorum; birçok samimi arkadaşım olmasına karşın, dost bulundurmuyorum. Bunun birçok sebebi var:

"En çok kazığı, en yakınından yersin!"

Hep öyle olmadı mı?

Benim hep öyle oldu. Ve o kadar çok kazık yedim ki, ben de daha fazla yiyecek enerji kalmadı! Hep de o dost denen, tanım itibariyle seni sevdiği düşünülen, insan müsvettelerinden!

Ne anlatıyoruz bu köşede yıllardır? İyi insan olmayı! Ne kadar zor bir şeydir iyi insan olmak! Çünkü size nasıl davranılırsa davranılsın, siz gül ile cevap vermek durumundasınız...

"Kim olursan ol, gel!"

O kadar kolay mı, bu yürekte bir insan olacak kadar, kadim bir insan olmak? Hiç ama hiç değil!!!

Sevgililerinden kazık yedin mi? Evet...

Ailenden kazık yedin mi? Evet...

Dostlarından kazık yedin mi? Hem de kaç kere...

Şimdiye kadar kimden kazık yemedin? Sadece kendimden ve Allah'tan!

Zeki ve akıllı olmanın en berbat yanı, her şeyi tüm çıplaklığıyla görebilme yetisidir. Bu da adamı yer, bitirir...

Çünkü sonuçta diyeceksin: "Sen de mi Brütüs!"

"Evet, bende ve zevkle!"

İnsanoğlunun yırtıcı bir yapısı vardır. kendi çıkarları ve bazen ZEVKİ söz konusu olduğunda, öldürmeye kadar yaptırımlar uygulayabilir. Kuran-ı Kerim, sırf bu yüzden, insandan bahsederken, İncil gibi, romantik bir dil kullanmaz... Aksine insanı, insanlığından ötürü aşağılar!

Benim kişilik olarak en kötü yanım, kötülüğe karşı, savaş açmış olmamdır. Cezalandırmadan es geçemem! Ve özellikle en yakınımdakiler bunu yapıyorsa, mislisiyle cezalandırırım. Aileden olması, onun için negatiftir. Bu özelliğimden dolayı karım, kardeşim ve annem benden ürker.

Ben kötülüğe katlanamam. Kötülük, bilinçli yapıldığı sürece kötülüktür. Bilmeden yapılanların önemi yoktur zaten. Ancak hatalı olduğunu  bile, bile yalan söylemek, hırsızlık yapmak, başkasının malına, ırzına göz dikmek, başkasını kıskanmak gibi daha da detayları olan bir konuda, benim yanımda yer alan bir zatsanız, o gün olmasa bile, mutlaka bir gün sizi cezalandırırım. En sevmediğim ancak vazgeçmeyi düşünmediğim bir huyumdur. Bu anlamda ben, hiç bir zaman Mevlana gibi olamam, olacaksam Şems olurum...

Asabai Kedi beyaz, ben ise siyah kısmıyım Ying and Yang'ın... 2 elimin on parmağı bile, her biri, birbirinden farklı!

Dost olmak, zamandan, mekandan bağımsız bir şeydir. Daha çok tesadüfe dayanır. Tıpkı "aşk tesadüfleri sever" filmindeki aşk gibidir. Bir karşılaşırsınız ve her şey oradadır. Gizli bir zaman diliminden bugüne dökülür. Ve doğru sözcük, AKAR... Tıpkı nehirin akması gibi sebepsiz! Sabahki kuş sesleri kadar net! Güneşin doğuşu kadar kati!

Bazı hüzünlü hikayeler var biidiğim ve bu hikayeleri sır gibi saklarım. Mesela çok sevdiğim bir kadın arkadaşımın kocası, onu en yakın arkadaşıyla aldatmıştır, ancak bunu ben ona söyleyemem! Tesadüfen, ben görürüm biri birini aldatırsa! Ya da rahipmişim gibi, bana anlatır suçu işleyenler! Ya da suça tesadüf edenler! Bilgi bana öyle ya da böyle gelir. Ben hayatı gerçekleriyle bilirim. Ne kadar yalan yaşandığını bilerek yaşarım... Ama canım yanmaz! Çünkü suçu işleyen, hiç bir zaman, ben değilimdir. Kendime suç işleme alanı bırakmayacak kadar çok çalışırım hayatla ilgili ve böylelikle, canım sıkılacak kadar zamanım olmaz suç işlemek için. Ve kendimi hep üretmeye veririrm...

Hayatta tek gerçek olan ailendir. Tabi varsa! Ya yoksa, hemen aile kurmaya bak... O da felaket zor bir şeydir! Hem şanslı omak, hem de çok çalışmak lazım. Mesela ne kadar iyi baba olursan, o kadar kötü eş olursun. Dengelemek lazım... Benim de daha bu konuda yemem gereken kırk fırın ekmek var.

Dostum var derken, hep iki kere düşün... Çıkarlar var mı aranızda? Test etmeden kesinlikle, kimseye dost deme! Dost seçmek, eş seçmekten daha zordur. Bir arkadaşımın tanımıyla, senin iyi zamanında seninle beraber, senin kadar sevinebilecek bir dost bul... Bu mümkün mü? Zor dostum zor....

Hayatta şansa inanırım ve bana göre başarının %50'si şanstır. Diğer %50'si ise çalışmaktır. Bu oranlar, her konuda geçerlidir. Buna dost bulmak da dahil...

Şansınız bol olsun...

Saygılar,

Kavi'l

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Şmes'e kadarki kısmı okudum, Merhaba Şems'im benim. bende mevlana olmak istemezdim aslında bende şems-i tebrizi olmak isterdim. E ne yapalım:)) Anıl kardeş, abi seni severek okuyorum. Anıl görsem okuyorum. Okuduğuma da pişman değilim. Dost zor bulunur. Keşke şems olsak, mevlana olsak nerde!! DEvam edeyim okumaya.

İbrahim ARSLAN 
 08.10.2012 9:56
Cevap :
teşekkür edrim..  09.10.2012 5:30
 

Sevgili dostum, ben de tamamıyla ak sayılmam aslında. Galiba yapılanları ben de unutamıyorum, belki kin tuttuğum da oluyor. Yalnız intikam almak için girişimde bulunmuyorum, ama kafamda bazı cinayetler işliyorum. Bu açıdan bakıldığında içimde kara ve gri bölgeler de olduğunu rahatlıkla itiraf edebilirim. Ben de senin benden daha iyi ve saf olduğunu düşünüyorum, ne ilginç! Kazık yemek herkesin yaşamında tattığı acı bir yemek galiba. Hem de defalarca! Bir halk deyişini sansürlü olarak anımsayalım; "Bıyık büküle büküle kaytan, insan öpüle öpüle şeytan olurmuş!" Yani yediğimiz her darbeyle deneyim kazanıyoruz.

Güz Özlemi 
 07.10.2012 11:27
Cevap :
Her insan sevdiğine daha iyisini yakıştırıyor demek ki! Bu arada yediğimiz her kazık sonrasında daha da olgunlaşıyoruz. Bari kendimizi böyle avutalım....  08.10.2012 6:07
 

Sayın Yiğit, çok güzel anlatmışsınız...Satırların başlarında ''Çünkü size nasıl davranılırsa davranılsın,siz gül ile cevap vermek durumundasınız'' sizde böyle yapabilseydiniz...Çünkü duyduğunuz artık kin oluyor, bekliyorsunuz karşınızdakini cezalandırmak için, tam o vakte kadar siz sırtınızda hep yük ile yaşamak zorundasınız...Keşke affetmeyi ve sırtınızda ki yükten kurtulmayı deneseniz. (haddim olmayarak) Dostluk, çok güzel çok dostun olmasın bir tane olsun. Her daim yetiyor insana, sizinde Asabi Kedi gibi dostunuz varmış ne güzel, sonuna kadar bozulmadan gitsin temennim...Aşık Veysel ''Bir dost bulamadım, gün akşam oldu '' demiştir. Bu zamanda dostluğun yeri blogunuzda saydığınız maddeler olmuş, ne yazık ki gerçek. Bu da insanları birbirinden iyice kopardı...Dost olmayı başaramayanlar da keşke o kötü şeyleri yapmasalarda, ne olursa olsun öyle kalmayı başarabilselerdi...Ellerinize sağlık...Saygılar

Sündüs Akkaya 
 07.10.2012 10:44
Cevap :
Bir insanı affetmek için özür dilemesi şarttır. Aksi takdirde affetmeyi haketmez. Gül sunabilmek için, tabi ki, davranışı düzeltmek gerekir. Yoksa biz insanı severiz yaradan ötürü. Ancak kötülüğü sevmek bize göre değil. Gül uzatmak da onaylamak olur. Günümüzdeki ahlakı kirlenmenin sebebi de umursamamalar. Katkınız için teşekkür ediyorum...  09.10.2012 5:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 613
Toplam yorum
: 1639
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 276
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric küllerinden doğduktan sonra dünyada büyük değişiklikler olsa da Türkiye'de çok fazla şey değ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster