Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ağustos '17

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
10762
 

Zor İnsan Tipleri ve Zor İnsanlarla Başa Çıkma Yöntemleri

Zor İnsan Tipleri ve Zor İnsanlarla Başa Çıkma Yöntemleri
 

Her geçen gün zorlaşan yaşam koşullarının daha da çok gerginleştirdiği bir toplum içerisinde yaşıyoruz. Etrafımızda, iş yerinde, evde, sokakta kısaca her yerde rastlayabileceğimiz zor ve geçinilmesi güç insanlar mutlaka ki var. Gün içerisinde herbirimizin,  bir şekilde karşımıza zor kişilik tipinde insanlar çıkabiliyor. Günümüzü mümkün olduğunca olumlu ve pozitif geçirebilmek için, ne tür yaklaşım yöntemleri uygulayarak bu zor insanlarla  başa çıkakabiliriz?

Aslında belki de ilk yapmamız gereken çevremizdeki insanların bizimle aynı vizyonda ve bakış açısında olamayacağını, onları değiştiremeyeceğimizi kabul edebilmemiz.

Bu insanlar, ister bir türlü ne yaparsak yapalım kendimizi kabullendiremediğimiz annemiz, babamız, kardeşimiz olsun, ister sürekli mutlu edebilmek adına kendimizden sınırsızca verdiğimize inandığımız halde bir türlü memnun olmayan, sürekli söylenen eşimiz ya da başkaldıran, söz dinlemeyen çocuğumuz olsun, ister sorunları ya da talepleri hiç bitmeyen bir arkadaşımız veya fikirlerimiz konusunda bir türlü ikna edemediğimiz meslektaşımız ya da müşterimiz olsun, ister bir pazar sabahı uykuya doyamadığınız bir anda, hatta sabahın saat 8’inde topuklu terlikleri ile üst katımızda şuursuzca gezinen, televizyonunun sesini sonuna kadar açan komşumuz, ya da trafikte en gidilebilir süratli halimizle seyir ederken bile arabamızın arka tamponuna yapışmak istercesine bizi sıkıştırarak kaza yaptırmaya uğraşan, selektör ve korna bağımlısı sabırsız, kavgacı bir sürücü olsun, işte bütün bu insanların hiçbirini değiştiremeyeceğimizi bilmek, ıssız bir adaya yerleşemeceğimize göre de onlarla yaşamaya devam etmek durumunda olduğumuzu kabullenmek ve önlemlerimizi almak zorundayız.

Madalyonun bir de diğer bir yüzü daha var ki; bizler de, farkında olmadan kimi zaman etrafımızdaki diğer insanların enerji ve sabırlarını tüketiyor ya da bize yapılmasından hoşlanmadığımız davranışları gene belki de farkında olmadan başkalarına yapıyor olabiliriz. Gerek ailemizdeki bireyler, akrabalarımız gerekse sosyal ya da iş çevremizdeki birileri tarafından “zor insan” olmakla nitelendirilebiliriz.

Şok, Üzgün, Kişi, Insanlar, Ifade, Genç

Karşılıklı ilişkilerdeki sorunlar çoğunlukla sadece tek taraftan kaynaklanmamaktadır. Bu nedenle, öncelikle kendimizi, ilişkilerimizi ve davranışlarımızı gözden geçirmemiz, kendimizi içsel olarak değerlendirip, önyargılı algılarımızı biraz daha yumuşatarak, duygu ve öfke denetimimizi yapabilmemiz, bize yapılan davranışlara karşı gösterdiğimiz tepkilerimizin doğru ya da yanlışlığını değerlendirerek kendi özbenliğimizi daha çok tanımamız zor insanlarla başa çıkma becerileri geliştirirken daha verimli yöntemler üretebilmemiz ve sağlıklı iletişim kurabilmemiz açısından bize kolaylık sağlayacaktır.

Zor insan kime denir?

Genel tanım olarak ele alırsak “zor insan”; düşünce ve davranışları nedeniyle iletişim kurmakta güçlük çekilen, iletişime kapalı insan olarak kısaca tarif edilebilir. Aşırı kaprisli, gereğinden fazla hırslı ve inatçı, aşırı eleştirici, agresif, asla hatasını kabullenmeyen, karşısındakini hiçbir zaman dinlemeyen hatta konuşturmayan, sürekli kendi haklılığını dile getirirken karşısındakinin haklılığına önem vermeyen, düşüncelerini ve duygularını kelimelerle dile getirmek yerine sürekli başkalarının kendisini çözmesini bekleyen, bilgi ve deneyimi yeterli olsun, olmasın kendini bilirkişi olarak adlandıran, empati kuramayan, sürekli şikayetçi, memnuniyetsiz ve olumsuz tipteki insanlar genellikle “zor insan” olarak tabir ettiğimiz kişilik özelliklerini taşıyan insanlar sınıfına girmektedir.

Zor insan tipleri ve başa çıkma yöntemleri

Evet doğru, kaçınamayacağımız bir gerçek var ki zor insanlar evde, apartmanda, işyerinde, trafikte, markette, bankada, sinemada, kısaca her yerde... Peki ne yapacağız? Sınırlarımız karşımızdakiler tarafından zorlanmaya başladığında, öfkemizi kontrol edemeyip isyan ettiğimiz her an tartışmaya mı başlayacağız? Ya da birilerine bütün uğraşımıza rağmen derdimizi bir türlü anlatamıyor, sonunda da çileden çıkıyorsak ve bu duruma sebep veren kişi işte o “zor insan” olarak tabir edilen kişilerden biriyse gidip yakasına mı yapışacağız?

Her ne olursa olsun toplum içerisinde yaşamak durumunda olan bir birey olarak ve en önemlisi kendimize olan saygımızdan dolayı bu tarz bir davranışta bulunmaya hakkımız olmadığına kendimizi ikna etmek durumundayız.

Sokakta, trafikte veya topluma açık alanlarda belki de bir kereliğine gördüğümüz ve bu tür sıkıcı diyaloglar içerisine girmeye maruz kaldığımız, ama gene de saygı duymak durumunda olduğumuz “zor insanlar”, ertesi günkü veya ileriki yaşantımızda etkin bir rol oynamayacaktır. Ama ya bu “zor insanlar” her gün görüp, uzun zaman dilimlerini paylaşmak durumunda olduğumuz aile veya akraba çevremizde, iş çevremiz veya arkadaş çevremizde yer alıyorsa? İşte bu durumda yapılacak en olumlu davranış karşımızdaki insan ne kadar “zor insan” grubuna giriyor olursa olsun sakinliği ve soğukkanlılığı elden bırakmamak.

Zor insanlar çoğunlukla tutumu herkese karşı aynı olan insanlardır. Bu nedenle de bu kişileri öfkeyle ya da sert tepkilerle karşılık vererek yenmeyi başarmak pek de kolay değildir. Haksızca hatta kırıcı ve saldırganca davranışlara maruz bırakılsak bile her ne olursa olsun seçebileceğimiz en iyi yaklaşım yolu; konuşurken kullandığımız usluba, karşı tarafa vermek istediğimiz mesajı ne kadar verebildiğimize ve karşı tarafın verdiği mesajı ne kadar alabildiğimize, sorunumuzu ne derecede çözülebilir bir insanla karşı karşıya olduğumuza seri bir şekilde karar verebilmektir.

Her türlü iyi niyetli çabamıza rağmen karşı taraftan halen verimli bir sonuç, yapıcı bir geribildirim alamıyorsak hele ki karşımızdakine karşı kontrolümüzü kaybetmeye başladığımızı hissediyorsak, seçilebilecek en iyi yöntem o kişiden ya da ortamdan bir süreliğine de olsa uzaklaşabilmektir.

Kızgın, Üzgün, Darılmak, Yüz, Memnun

Agresifler ve Asabiler grubuna giren tipler; herşeye çabuk sinirlenen, en ufak bir tepki ile karşılaştıklarında bile saldırgan ve rencide edici tarzda yaklaşım göstermeye açık ve alışkın tiplerdir. İletişim kurarken ne kadar çok geri çekilirsek o kadar çok üstümüze geleceklerinden dolayı, bu kişilere uygulanabilecek en iyi yöntem kendimizi ifade ederken ve fikirlerimizi savunurken polemiğe girmeden, net kelime ve cümleler kullanarak konuşmak, bize yapılabilecek saldırgan veya öfkeli tavırlar karşısında sakin ama kendimizden emin bir tavırla karşılık vererek hareket etmektir çünkü bu tarzdaki tipler ancak üstün gördükleri insanlara saygı duyabilirler.

Memnuniyetsizler ve Şikayetçiler grubuna giren tipler; ne kendilerine ne de karşılarındakine güven duymazlar. Bu güven eksikliklerini kamufle edebilmek için sürekli etraflarındakileri suçlar, her şeyden şikayet eder, söylenen ya da kendileri için yapılan hiçbir şeyden memnun olmazlar. Bu tür insanlarla iletişimde başarı sağlayabilmek için kullanabileceğimiz yöntemler; güvenlerini kazanabileceğimiz ve kendilerine olan güvenlerini arttırabileceğimiz şekilde konuşmak ve davranmak, çok iyi bir dinleyici olmaya çalışmak, tartışmaya girmemek ya da savunmacı davranmama sabrını gösterebilmek, kendilerini mutlu ve memnun edebilecekleri yöntemleri bulabilmeleri konusunda onlara destek olabilmektir.

Adam, Kızgın, Tedirgin, Mutsuz, Maske

Sızlananlar ve Mızmızlananlar grubuna giren tipler; en ufak istekleri bile yerine getirilmediğinde çocuk gibi davranıp yüzlerini asan, kendilerini hemen geri çekerek tepkilerini yansıtan, hep kendilerinin mağdur edildiklerine inanan, duygu sömürüsü yapmaya yatkın, devamlı söylenen, alıngan ve kırılgan tiplerdir. Bu tür tiplere karşı uygulanabilecek en başarılı strateji; onları önemsediğimizi, yardım etme isteğimizi, onları dinlediğimizi, anladığımızı ama bunun yanında her şeyin hep istedikleri anda ve tarzda olamayacağını anlatarak ikna edebilmek, hislerini tepkileriyle yansıtmak yerine konuşarak ve kendilerini ifade ederek daha etkin sonuçlara ulaşabileceklerini gösterebilmek, en önemlisi sabırla bu kişilere yaklaşımda bulunabilmektir.

Çokbilmişler ve Ukalalar grubuna giren tipler; olaylar ve insanlar üzerinde sürekli kendi kontrollerini oluşturmaya çalışan, her şeyin en iyisini bildiğine inanan, kendini üstün görme eğiliminde olan, haksız olabileceklerini kabul etme esnekliğinde olamayan tiplerdir. Bu tip kişiler savunduğumuz fikirleri devamlı çürütmeye çalışabilir ve bizi bu yolla bezdirebilme yoluna gidebilirler. Bu nedenle görüşlerimizi her an ret edebilecekleri riskine hazırlıklı olmamız, öfkemizi geri plana atmamız, meydan okumak veya münakaşaya girmek yerine önerisel yorumlar yaparak hatta onlara danışıyormuşuz gibi bir tarz ile yaklaşımda bulunmamız bu kişilerin görüşlerimize daha çok saygı duyabilmesini, onları daha çabuk ikna edebilmemizi sağlayacaktır.

Bilir geçinen grubuna giren tipler; bilgisi ve deneyimi yetersiz olmasına rağmen kendisini iyi ve becerikli sanan, her konuda doğru ya da yanlış bildiğine bakmadan fikir beyan etmeye ve bu fikirlerini ne olursa olsun sonuna kadar savunmaya hazır olan tiplerdir. Hatasını kabul edemeyen, sürekli açıklama yapıp kendisini temize çıkarmaya eğilimli bu tiplere karşı uygulanabileceğimiz en iyi strateji doğru anın geldiğine inandığımız anda karşı tarafa bilgisizliğini ya da yanlış-eksik bilirliğini kibarca vurgulayarak yanlışlarını ortaya çıkarabileceğimiz sorulardan ve diyaloglardan kaçınmamaktır.

Karşımızdaki kim olursa olsun, herhangi bir sorun veya anlaşmazlık nedeniyle “zor insanlar” ile karşı karşıya kaldığımızda, uyumlu ve soğukkanlı olmaya özen göstermek, karşı tarafı dikkatlice dinlemeye ve anlamaya çalışmak, düşüncelerimizi ifade edip, savunurken kendimizi karşımızdaki kişinin yerine de koyarak daha yapıcı yaklaşımlar içerisinde olmaya çalışmak çevremizle olan iletişimimizdeki verimliliğimizi arttıracak, daha çok sevgi ve saygı duyulan bir insan olmamızı sağlayacaktır.

Alphonse Karr’ın çok beğendiğim bir sözünü sizlerle paylaşarak yazımı bitirmek istiyorum.

“Her insanın üç kişiliği vardır; ortaya çıkardığı, sahip olduğu ve sahip olduğunu sandığı”

 

Yeşim BUYURGAN

Kişisel Gelişim Uzmanı, Eğitmen

 

*Yazılar telif hakları gereği yazar ismi ya da link belirtilmeden kopyalanamaz.

Muzaffer Cellek bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 92
Toplam yorum
: 402
Toplam mesaj
: 26
Ort. okunma sayısı
: 3602
Kayıt tarihi
: 10.11.10
 
 

İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Bölümü'nden Kimyager olarak mezun olmuştur. 1996-1997 yılları ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster