Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Mart '14

 
Kategori
Dünya Kadınlar Günü
Okunma Sayısı
1025
 

Zor iş ülkemde kadın olmak...

Zor iş ülkemde kadın olmak...
 

"Kadını götürüp mutfağa ya da süslenme odasına kapatıyor, sonra da ufkunun darlığına şaşıyorsunuz, kanatlarını kesiyorsunuz, sonra uçamıyor diye yakınıyorsunuz" demiş Simone de Beauvoir, ve de ne güzel söylemiş.

Kadın kendini eğitmezse ve bilinçlenmezse istediğimiz kadar “kadına şiddete son” diye bağıralım, hiçbir faydası yok. Kadın yararına istediğimiz kadar yasa çıkarılsın, kadın evleri açılsın, korumaya alınsın, yine erkek şiddetine maruz kalacaklar, yine cinsel ayrımcılığa kurban gidecekler.

Ülkemizin şartlarını biliyoruz. Kızların erkek egemen toplumda çoğunlukla kırsal kesimde ataerkil ailelerde nasıl büyütüldüğünü de biliyoruz.

Üstelik anneler de bir kadın. Kendisi nasıl yetiştirilmişse aynısını kızı için de uygular. Erkek çocuklarını kayırıp, kızı bastırır. Kız çocuklar eve kapatılıp kısmetinin çıkıp bir an evvel evden gitmesi için beklenir. Çünkü ailenin namusu için birer tehlikedir kızlar.

12-15 yaşındaki kızları evlendirmekte sakınca görmezler. Erkeğe hizmet için şartlandırılır. “Babana söylerim, abine şikayet ederim, kocandır döver de sever de, kol kırılır yen içinde kalır, bu evden gelinlikle çıktın bir daha kefenle döneceksin” masallarıyla boynu eğdirilir.

Aile içi tacize maruz kalırlar, söyleyemez üstelik cezalandırılırlar.

Erkek gücüyle baş edemez, toplumun ona dayattığı kurallarla yaşamaya çalışırlar. Değersizleşir, ötekileştirilir. Kendi isteği ile vücudunu kullandırır. Cinsel obje olarak görülür. Kendisinin aklının ermediği teknolojik reklamlarda bile kadın vücudu süs olarak kullanılır.

Günümüzde kadın temsili, tersine olacağına en aza indirgenmiş. Parlamentodaki 548 sandalyeden sadece 79 tanesinde kadın oturuyor. Cinsel ayrımcılık taa tepeden başlıyor.

Böyle gelmiş ama böyle gitmemeli.

8 Mart 1857 yılındaki emekçi kadınların başkaldırısı ile başlayan süreç sonunda her yıl 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanır olmuş.

Kadınlara yılda bir gün karanfil verilerek günlerinin kutlanması ağızlarına bir parmak bal sürmek gibi geliyor bana.

Kadın önce kendi değerini bilmeli. Geleceği inşaa eden kadınlardır. Doğurandır, büyütendir.

Bilinçlenmesi ve var olan haklarına sahip çıkması, toplum içinde ve yönetimde daha çok yer alması gerekir.

Hak verilmez alınır. Erkeğin vermesini beklemeden. Kanunlar her şey değil, zihniyet de değişmesi lazım. Tabii ki annelerden başlayarak. Zor iş Türkiye’de kadın olmak.

Eşit hak ve adalet için, sömürüsüz barış dolu bir dünya için, kadının artık bir adı olması için “Dünya Kadınlar Günü” kutlu olsun.

 

Şükran Okyay 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bazı Zeynepler utançla salyalı erkeklerin altına yatarken başka Zeynepler görkemli törenlerle yılın kadını seçiliyorlardı. Devlet övünç madalyası alıyor, televizyon ekranlarında boy gösteriyorlardı. Oysa iki Zeynep arasında pamuk ipliği kadar bir fark vardı. Birisi köyün yakışıklısına hayır demiş diğeri dayanamamış evet demişti. Sorunun bir de insan hakları boyutu var. Bazılarına göre fahişlerin hakkı mı olurmuş. Zaten en iyi hayatı onlar yaşıyorlar. Daha ne istiyorlar. Yedikleri önlerinde yemedikleri arkalarında. Para gani. Rakı, şarap, sigara ellerinden ağızlarından hiç düşmüyor. Zevkini, eğlencesini de ediyorlar. Vay alçak herif vay! Değerlendirmeye bakarmısın? Namusu geç de onur, haysiyet, aile, koca, çocuk, aşk, umutlar, hayaller ne oluyor? Bir dal sigara, bir kadeh şarap, üç beş parça elbise ve sevmediğiniz iğrenç adamların öpüşleri. Hayat sadece bunlardan mı ibaret? Hepsini sana vereyim, bana mavi gözlü bir oğlan çocuğu ver. (BENT DERESİ ÇAPKINLARI adlı yazımdan)

Kerim Korkut 
 13.03.2014 21:08
Cevap :
Teşekkürler Kerim Bey. Yazıma anlam kattınız.  17.03.2014 13:52
 

Yazınızdaki fikirlerinize aynen katılıyorum, sevgili Şükran Hanım. Dediğiniz gibi istediğimiz kadar sığınma evleri açalım, kadının kendisi ayakları üzerinde duramıyorsa bütün önlemler boşuna çabadır. Ayakları üzerinde durmak, bilinçli olmak demektir . Bir kere, olanakları ölçüsünde tahsil yapacak kadın.Şayet bulunduğu ortam buna engel olacak konumda ise hiç olmazsa ne yapıp edecek ekonomik özgürlüğünü kazanacak .Aklını kullanacak, gerektiğinde politik olacak,kendine bakacak,sorumluluklarını yerine getirecek, haklı olsa bile gereksiz tartışmalardan kaçınacak,fırtına geçtikten sonra "kadınca taktiklerle " iknaya çalışacak eşini. Kadın cinayetlerinin arkasındaki sorunlar irdelendiğinde kadının da suçsuz olmadığı görülecektir.Bu; asla öldürmeyi hatta şiddet kullanmayı gerektirmez tabiki.Ben, kadının bedence zayıflığından yararlanarak şiddet kullanan sözüm ona "erkek"leri akıl yoluyla alt edebilmenin mümkün olabileceğini anlatmaya çalıştım. Hasta ruhlular için durum daha vahim. Sevgiler.

Nur Eşmeli 
 08.03.2014 10:34
Cevap :
Aynen Nur hanım, kadın kendi ayakları üzerinde duramıyorsa başkaları ne yaparsa yapsın sonuç aynı. Eğer çocukluğunda olumsuz koşullarda büyüdüyse ve eğitilmemişse yetişkin olduktan sonra kendi eğitimi, bilinçlenmesi ve aklını kullanması en azından ekonomik bağımsızlığını kazanması kendi tercihi diyorum. Ve en büyük görev annelere düşüyor bu anlamda çocuklarını yetiştirirken. Kadın zavallılığını kabul edemiyorum ben. Aklını kullanmasını bilirse tabii. Çok teşekkürler güzel yorumunuz için. Sevgilerle...  08.03.2014 10:52
 

Şükrancım umutsuz olmayalım diyoruz hep ama bazen öyle durumlar yaşanıyor ve olmadık işler oluyor ki inan umudumu yitirmeye başlıyorum malesef.Emeğin ve bu güzel yazın için teşekkürler.Selam ve sevgiler.

Şennur Köseli 
 08.03.2014 10:08
Cevap :
Evet, çok vahim şeyler yaşanıyor günümüzde, ancak umut yiterse yenilgi olur Şennur'cum. Teşekkürler yorumun ve ilgin için. Selam ve sevgiler...   08.03.2014 20:28
 

Gerçekten zor iş kadın olmak ve her geçen gün daha da zorlaşmakta arkadaşım. Tüm zorlukların üstesinden geldiğimiz o bayram gününü bekliyorum özlemle....Selamlar, mutlu kalın...

Ayşegül HAYVAR 
 07.03.2014 18:56
Cevap :
Umutsuz olmamak ve yılmamak adına daha da bilinçlenmek olmalı çabamız Ayşegül Hanımcım. Yarınları biz kadınlar inşaa edebiliriz ancak. Teşekkürler, sevgiler...  07.03.2014 20:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 249
Toplam yorum
: 1563
Toplam mesaj
: 40
Ort. okunma sayısı
: 2848
Kayıt tarihi
: 19.03.11
 
 

Doğup büyüdüğüm şehirde, İstanbul'da yaşıyorum. Emekliyim. Gezmeyi, görmeyi, keşfetmeyi sevdiğim ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster