Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mayıs '22

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
45
 

Zor Zamanlarda Dayanıklılık

Pandemi ile birlikte en çok konuşulan konu. Hayatımızı en çok işgal eden başlık. Soru işaretlerimiz, bekleyen cevaplarımız. İyileşme korkusu yaşatan aşılmazlarımız. Ne derseniz.

Merhaba dostlarım,

Ne zamandır bizi düşündüren başlıkları konuşmuyoruz. Yazmakla ilgili bir nadas döneminde gibi hissettiğimi söyleyebilirim. Bugün farklı bir gün. Cesaret bulduğum ya da hadi dediğim bir anda bu satırları yazmaya ve size merhaba demeye karar verdim. Belli mi olur, bilmeden bir noktaya dokunuruz, birlikte iyileşmeye doğru yol alır, iyi hissederiz.

Etrafınızda olumsuzluk ne kadar çok olursa olsun, olumlu olanı yaratmak elinizdedir. Bugün bunu hatırlatmak için, esneklik, dayanıklılık, esenlik de diyebileceğimiz “resilience” dan bahsetmek istedim size. Herkesten farklı olarak. Pandemi de çok konuştuk bu başlığı belki ama pandemi sonrasına da gerekli olabilir diyerek, bir hatırlatma yapmak istedim.

Psikolojik dayanıklılık olarak çevrilebilen resilience, bir krizle baş etme ve kriz öncesi duygu durumuna dönem yeteneği şeklinde tanımlanabilir. Pandemi öncesi nasılsak, pandemi sonrasında da öyle hissetmek gibi. Tabi onun da bir sınırı var. O daha geniş bir başlık ama bir travma sonrası travmanın yarattığı stresin de bir hastalık olduğunu hatırlatmama gerek yok sanırım.

Pandemi öncesini hatırlayın. Hatta Çin’de pandeminin patlak verdiği ilk günleri. Sokaklarda insanların yürürken düşüp öldüğünü bile gösterdiler. Sosyal Medya öyle bilgilerle dolduruldu ki, bize gelmeyeceğini düşünüp kendimizi avutsak da, korktuk. Belirsizlik hakimdi çünkü. İlk vaka görüldüğü zaman da önümüzde koca bir boşluk oluştu. Evlerimiz de kalmaya başladığımız ilk günler, ekmek yapmayı öğrenmemiz, boşuna değildi. Sonra o dahi “alışkanlığa” dönüştü. Korku ve belirsizlik içinde hayal kurmak zor derken, hayaller kurmaya başladığımız günleri de gördük. Şu zamanlar içerisinde pandemi bitti huzuru ile hayatlarımızı yine sürdürüyoruz. Ama Travma Sonrası Stres Bozukluğu başta olmak üzere, sağlığımızı fiziken ve ruhen etkileyen birçok hastalıkla da uğraşıyoruz.

Sabahları uyanmakta zorlanıyorsanız, eskiden yaptığınız bazı şeyler keyif vermiyorsa, başka felaketlere artık kızamadığınızı sadece “yeter” duygusu taşıdığınızı görüyorsanız. Sürekli kendinizi meşgul etmeye çalışıyor ve kendinizle geçirdiğiniz zamanı azaltırsanız, o zor zamanları aşmanın etkilerini üzerinizde taşıdığınızı, hala unutmayın.

Peki biz böyle zamanları nasıl aşarız ya da aşmalıyız?

1.      Kabullenme: Yaşama karşı anlayışlı, nazik, sabırlı yaklaşmanın bir yolu. Olanı olduğu gibi görmek. Bu felaket başıma geldi, bunun üstesinden nasıl gelebilirim diyebilmekle başlar her şey. Pandemi’de evlerde online hayata alışmanın, yeni yetenekler geliştirmenin, sonra yeniden hayata dönmenin adı kabullenme. İlk olarak ne gerekiyor derseniz, dayanıklı olmak için, kabullenmeliyiz.

Kabullenme demişken sizlere bir isimden ve onun hikayesini anlattığı kitabından bahsetmek isterim. Viktor Frankl ismini duydunuz mu? Logoterapi’nin kurucusudur. İnsanın Anlam Arayışı isimli kitabın yazarı. Nazi kamplarında kalan bir psikolog. Sonuna kadar ölümü düşünmekle birlikte, bir şekilde umuda tutunup devam etmiş bir isim. Umutsuz hissettiğiniz zaman kitabını okuyup, ayakta kalmanın ne demek olacağını hatırlamanıza yardım edecektir. Bence hayatınızda bulundurmanız, o kitabı, önemli.

2.      Anlam çıkarma: Zor zamanlara dayanabilmeniz için, bir anlam bulmalısınız. Neden devam etmelisiniz? Nereye varacaksınız? Yani hedefinizin ne olacağını bilmek size ne hissettirecek. Bu devam etmenize yardımı olacak en güçlü verilerden bir tanesi. Anlam bulduğunuz zaman da dayanıklı hissetmek daha kolay olacak diyebiliriz.

3.      Yaratıcı düşünce: Olduğunuz andan çıkmanın en verimli yolu. Ekmek yapmayı öğrenmek. Bu hepimizde olan, denemeyen de vardır eminim, dayanıklılığı artırmak için başvurduğumuz bir tecrübe. Denemeyen varsa, denemesini öneririm. Çünkü hamura temas stresi azaltmaya birebir. En son zaman hamura dokundunuz?

4.      Mutluluk: Zor zamanlarda sizi mutlu edecek en az bir neden bulabilirsiniz. O nedeni bir de paylaşırsanız, bu sizin dayanıklılığınıza katkı sunacaktır.

5.      Kendinize dönün: İçe dönmek, kendinize yatırım yapmak, kendinize zaman ayırmak ne derseniz, iyileşmek için en güzel adımlardandır. Aslında zor olana karşı duracak olan bizsek, ona özen gösterip, beden ve ruh sağlığı bütünlüğünü korumayı da başardık mı, yapılamayacak şey yok gibidir.

6.      Ve en son olarak: “Destek alın!” Destek almak bir lüks değil. Artık milyonlarca yolu var. Enerjinizi besleyeceğini düşündüğünüz her aracı, duygusal dayanıklılığınızı geliştirmek için bir yol açacaktır.

Değerli olduğunuzu, sevildiğinizi, devam edecek güçte olduğunuzu ve isterseniz her zorluğu aşabileceğinizi unutmayın. Değişim ve gelişim için baş etmek zorunda olduğunuz ne varsa, hepsi birer tecrübedir. Alışkanlıklarınızın değişmesi, sevdiklerinizden bazılarını geride bırakmanız, her zorlukta bir darbe yemiş gibi hissediyor olmanız konusunda asla yalnız değilsiniz. Hepimiz için ortak olan bu tecrübelerin, hayatlarımızda birer anlamı vardır. Ve bu anlamın ne olduğunu bulduğunuz zaman esnek olmak ve iyiliğe doğru adım atmak mümkündür. Asla pes etmeyin. O yataktan çıkmak için hep gücünüz var.

Yeni yazılarla görüşmek ve hep dayanıklı olmak dileğiyle.

Sevgiler.

Züleyha Gülveren 

 
 
Yusuf Cemin Arza, ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 44
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 74
Kayıt tarihi
: 11.01.21
 
 

Profesyonel Koç Bağımlılık Danışmanı Sosyolog Yazar Latin Amerika Çalışmaları Uzmanı Analog Fotoğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster