Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ocak '21

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
145
 

Zordur kabullenmek hayatı

Hayata gözlerini açmakla kabullenmiş oluyorsun kaderini. Yaşayarak öğretiyor zorluklarını hayat. Çocukken hiç bir şey anlamıyorsun, her şey tozpembe geliyor insana. Ailemizin omuzlarındaki yükü bile göremeyiz çocukken. En masum dönemimiz çocukluğumuzdur. Tek derdimiz oyun olur ve annemiz eve çağırdığı için, mızmızlanırız.Yaralar dizlerde oluşur oda düşünce,büyüdükçe ailemizin çektiği sıkıntıları görür ve onlara yardımcı olmaya çalışırız. İsteklerimizi en aza indirip elimizdekilerle yetiniriz. “Kemer sıkmak” diye bir tabir vardır ya halk arasında, biz büyürken bir yandan da bizleri zorluklarla büyütmeye çaba gösteren ailemize destek olmaya çalışırız.

 

Kabullenmek denince her şeyi kapsayan bir kelime akla geliyor. Mesela engellilik zor bir kabulleniş.Engelli bir bireyin öncelikle kendi engellini kabullenmesi gerek. Önyargı denen şeyi sizler nasıl

nitelendirirsiniz bilemem ama ben önyargı tanımlamasını canavar olarak adlandırıyorum. Söylediğim gibi, birey kendini kabullenmeli. Bu bir engel olabilir ya da herhangi bir sıkıntı olabilir. Önyargıyı yıkabilmek için, kabullenmek önemli. Engelli aile içinde de kabul görmeli ki, kendini iyi ve huzurlu hissetsin. Aile bireyleri tarafından kabul edilmezse kendini yük olarak görmeye başlar, böyle bir engellenin psikolojisini bir düşünün.Bazı önemli konular gibi; eğitim, yetiştirilmek, saygı ve sevgi kavramlarını aile öğretir,bu yüzden ailenin önemi büyüktür.

 

Hayata gelir, yaşar ve ölürsün. Bazen de daha çocukken ölüm sarıp sarmalar.Yaşarken düzgün yaşamalı insan. Düzgün yaşamalıdan kastım şu, saygı ve sevgi.Çevremize karşı iyi davranmak. İyi niyet beslemek. Sevdiklerimizi kırmamak.Kısacası iyi insan olarak yaşamak. Sevdiklerimizi kırmadan yaşamak ölümü düşünerek onların canını yakmamaya çalışarak bir hayat sürmek güzel olmaz mı? Paragraf başında yer alan hayata gelir, yaşar ve ölürsün cümlesini hafife almayın çünkü hayat o kadar hafife alınacak basitlikte değil, basitlik derken, lay laylom yaşayan insanlar var. İşte hayat onların sandığı gibi basit değil, yaşam biçimi olmalı insanın. Kırmamak, zarar vermemek gibi. Unutulmamalı ki, kötülük bir gün cezalandırılır.

Yüce ALLAH tarafından, bu da kabullenilmesi gereken hayat şartlarından bir tanesidir.

 

Hayat dikenli bir yol gibidir, adımlarını dikkatli atmazsan dikenlerin içinde bulursun kendini. Hayat zordur; zoru başarmak varken pes etmek, yenilmek yakışır mı bizlere? Bazen her şeyin üzerine geldiğini düşünüp kaçmak istersin. Bilmeliyiz ki, kaçarken dertlerimizi sıkıntılarımızı beraberimizde götürürüz. İnsan bu dünyaya neden geldiğini bilirse daha kolay yaşar hayatı, o zaman üstesinden gelebilir sıkıntıların. Ne kadar sıkıntı yaşıyorsak o kadar günahlarımıza kefaret oluyor. Yeter ki sabırlı olalım. Tüm dertlerimiz ölümle bilirlikte silinir gider.Ben ölümü nasıl nitelendiriyorum biliyor musunuz? Su ile sabun gibidir, ellerimizi ve ya tüm bedenimizi nasıl temizliyorsak, ölüm de tüm sıkıntılarımızı ve çektiğimiz acıları temizler...

 

İyi bir yaşam sürelim, yeter. Hayatı iyisiyle ve kötüsüyle yani olduğu gibi kabullenirsek yaşamdan daha çok tat alabiliriz.

 

Rukiye Türeyen!

Göksel47, Nesrin Saldıran bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 49
Toplam yorum
: 38
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 207
Kayıt tarihi
: 31.05.17
 
 

Rukiye TÜREYEN kimdir.     1980 yılında Sakarya'da doğmuştur. Üç aylıkken geçirdiği menenjit hastal..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster