Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Kasım '06

 
Kategori
Kültür Turizmi
 

Zorlu ama müthiş GAP gezisi

Zorlu ama müthiş GAP gezisi
 

Mayıs 2006da GAP turu yapmaya karar verdik. Güzel ülkemizin her yerini gezip, görüp, tarihini anlamadan diğer ülkeleri gezmeye öncelik vermemeliyiz. Ve bu gezide bu düşüncemizi destekledi ve şimdiye kadar gezdiğimiz tüm ülkelerden (Avrupa) ne kadar koklu ve farklı yapıda olduğumuzu bir kez daha ortaya koydu.

Geziye öncelikle Batman' dan başladık, ve Ankara' dan yola çıktık. Batman' a uçak da var ancak THY’ nin haftanın bazı günü/leri var bu sebeple otobüs daha fazla alternatif sunuyor. Genellikle saat 16:00, 17:00 de seferler var ve Malatya-Elazığ-Diyarbakır üzerinden saat 08:00-09:00 gibi Batman da oluyorsunuz. Yol uzun ama çok da yorucu değil otobüsler güzel.

Batman'da askerlik arkadaşım Behmen'in ısrarlı davetleri sonunda o yörenin en güzel gezi zamanı olan mayıs ayında 5 er gün izin alarak 9 günlük GAP turuna esim Şöhret ile başladık. Behmen öğretmen olduğundan izinlerini bizim gibi ayarlayamadı ve tüm bölgede bize katılamadı. yolculuğumuz boyunca farklı bölgelerde farklı okul ve askerlik arkadaşlarımızı da görebilme fırsatımız oldu.

Batman küçük bir şehir. Ancak merkezi beklemediğimiz kadar modern. Plakası: 72 sonradan il olan şehirlerden Siirt ten ayrılmış ve muhtemelen Siirt'ten daha gelişmiş. Batman'ı il yapan özellik Petrol. Raman dağlarından çıkarılan petrol ve Tüpras tesisleri sayesinde refah düzeyi artmış. Diyarbakır'a 1,5 saat Midyat 2 saat uzaklıktadır. Turizm olarak; Hasankeyf cazibe merkezi, köyleri ise virane durumda. Yazın sıcak, kuru toprakları ile akrep ve yılana sık rastlanıyormuş. (Orada öğrendiğim bir şey; tüm kapı ve pencereler deniz mavi renginde olmasının sebebi akrep ve yılanların su sanarak uzak durmalarıymış..)

Batman merkezin bir ana yolu var (yeni yol) bir de eski (Cumhuriyet/Atatürk cad.?) var gezilecek ve pasajları var uğranılacak. Pasajlarında küçük ürünler(saat,çakmak,mp3 calar v.b.) diğer yerlerden daha ucuz (önceden daha da ucuzmuş ancak simdi büyük partiler direk Urfa pasajlarına gidiyormuş). İlk gün Batman'ın çevresindeki raman dağlarını ve Hasankeyf’i Behmen ve arkadaşı Erol'un arabasıyla gezdik. Batman'dan Hasankeyf güneydoğu yönünde yarım saatlik mesafede ve bu çok güzel yer yakında baraj kalacak!Buralarda daha çok Arap toplumu göze çarpmakta. İkinci gün,Behmen ile aynı yol üzerinde Gercüş ve Midyat’a yarım saatlik bir yoldan sonra ulaşılabilen Süryani kiliseleri ve telkari gümüşü ile ünlü küçük, şirin Midyat ilçesini gezdik ve geri döndük. Burada Meryemana Kilisesi, Mor Gabriel Manastırı ( Deyrul Umur), Cevat paşa Cami v.b gibi tarihi eserler görülmesi gereken yerlerdir.

O günün akşamı bir diğer asker arkadaşım olan ve Batman'da öğretmenlik yapan Mizgin ile buluştuk. Daha sonrasında Behmen,Erol, Mizgin ve biz Tupraş tesislerinde yemek yedik. Sağ olsunlar ev sahipliği mahcup edecek derecede yaptılar.

Ertesi gün Behmen ayrılmak zorundaydı ve Bize yeni güzel bir araba getirdi ve turumuza o arabayla kendimiz devam ettik. Öncelikle Diyarbakır yolu tarafından Mardin'e gittik ve direk eski şehri gezmeye gittik. Sonra öğretmen evine yerleşip, kebap yedik ve eski şehirde çay içtik.

Mardin'de dar sokakları gezdik, Deyrul Zaferan Manastırı, Kasımpaşa camii, Kasım Tuğmaner camiini, gezdik. Mardin'in tarihi yapıları

Çay içtiğimiz yerden Suriye sınırı görmemiz sonraki gün Nusaybin’e gitmemize sebep oldu. Belki Suriye ye de geceriz dedik. Sorduk olabilir dediler. Nusaybin çok küçük bir yer. Kaymakamlıga gittik onceden izin alınması lazımdı dediler, geçemedik ancak sınıra gidip foto cektik. Sonrasında Urfa'ya doğru yola çıktık. Yol yakın olmasına rağmen kamyonlarla dolu ve asfalt düzgün değil. Akşama doğru Urfa ya gidip hemen öğretmen evine yerleştik. Güzel bir misafirhane. Sonra ayağımızın tozuyla balıklı göle gittik. Çok mistik bir şehir peygamberler şehri. Akşam gezmenin avantajı sakin ve serin. Gündüz çekilmiyor. Sokaklardaki dürümcülerden yedik. Çok lezzetli ve ucuz. Ertesi gün önce Urfa pasajlarını, balıklı gölü gezdik hem de Harran’a gittik orası da ayrı bir dünya.

Ertesi gün Adıyaman'a doğru yola çıktık. Yol uzun ama güzel bir yol. Aralarda Atatürk barajını gördük. Suları açık olan nadir zamanlarda çok ihtişamlı oluyormuş ama biz göremedik."Pirine" mezarlılarını gezdik ve Nemrut dağına çıkmak için gaza yüklendik. Eski yoldan gittik ki tarihi içimize çekelim. Eşimin migren krizi tuttu doğal olarak çok sıcak ve karakuş tümüsünü gördükten sonra direk nemrut eteklerindeki otelimize yerleştik. Biraz dinlendikten sonra gün batımına çıktık çok etkileyici. Eteğine kadar kötü bir yoldan vasıtayla gidiliyor sonrasında 300m kadar tırmanılıyor. Ama manzara hak ediyor bu eziyeti. tepede kırma taşlardan bir Tümülüs ve doğu ve batı teraslarında tahtlar ve heykeller yer almakta..

Bir sonraki gün, arkadaşlarla Diyarbakır’da buluşacağımızdan Kâhta-Siverek araba vapuru ile karşıya geçtik. Sonrasında Diyarbakır; "büyük surlar şehri", kalabalık ve canlı bir şehir. Orada öncelikle ODTU den arkadaşımız Serap ve arkadaşı ile buluştuk, sonrasında Behmen ile. Bir yerlerde yemek yedik ve şehri gezdik. Surların zamanında gereksiz bir yönetici tarafından "şehir hava alsın" diye yıkılmaya çalışıldığını duyunca irkildik.. Akşam ana caddede çay içip gece kadayıfçıya gittik ve hava kuvvetlerinin lojmanlarındaki amcamın kızı Filiz ablalarda kaldık. Ertesi sabah kahvaltıdan sonra lojmanların içindeki havaalanından direk Ankara’ya döndük.

Yorgun ama çok güzel bir geziydi, bir daha belki cesaret edemeyeceğimiz bir gezi.

 
Toplam blog
: 6
: 2003
Kayıt tarihi
: 06.11.06
 
 

Burada çeşitli başlıklarda ilgi alanlarımı ve bu alanlardaki düşüncelerimi paylaşmayı amaçlıyorum.....