Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Haziran '08

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
796
 

Zülfü Livaneli: Borazanlar, davullar ve son perde...

Zülfü Livaneli: Borazanlar, davullar ve  son perde...
 

Bu kutsal vatan toprağı, sevgiyle kucaklaşmış Türk milletinin mutluluğu ile daha da kutsallaşacaktır


"Borazanların ve davulların çalındığı yerde alçak sesli konuşmalar, akılcı çözümlemeler ve fısıltılar duyulmaz hale gelir. Böyle ortamlarda akıl susar, zorbalık yükselir ve kim daha fazla bağırırsa o, haklı olduğunu zanneder.

Ben son zamanların Türkiye’sini böyle görüyorum.

Kutuplaşmanın son aşamasında kimse kimseyi dinlemiyor. İnsanların birbiriyle ilgili ön yargıları olduğu için daha sözün başında bağırmaya başlıyorlar. Ya da öyle bir yükleniyorlar ki sizi isyan ettiriyorlar.

Kırk yıllık dostluklar bozuluyor, aileler ayrışıyor.

Tam bir çatışma ortamı.


***


Peki, bunca öfkenin sebebi ne?

Türkiye’de ne oluyor?

Kim kime kızıyor?

Bazı Türk ve Batılı gazeteciler bu sorulara; “Türkiye’nin demokratikleşmesinin önüne engeller çıkarılıyor!” diye cevap veriyor.

Öfkeleri bu yüzden.

Michael Rubin gibi yazarlar ise “Türkiye uçurumun eşiğinde” diyor.

“Düşmek üzere!”


***


Bana göre bu kavgada son perde oynanmakta.

Dikkat ederseniz bir aydır herkes eteğindeki taşı dökmeye ve daha cesur konuşmaya başladı.

Ali Babacan diyor ki “Türkiye’de Müslümanlar zulüm altında!”

Dengir Fırat diyor ki: “Cumhuriyet devrimleri travma yarattı.”

Ve bugün bana gelen birçok okur mesajı, artık Atatürk dönemiyle hesaplaşılması gerektiğini yazıyor.

Osmanlı’nın Batılılaşma hamlelerini bile inkâr ediyorlar.

II. Abdülhamit’in Latin harflerine geçme denemesini sükût ile geçiştiriyorlar. Çünkü işlerine gelmiyor.

“Devrimler halka soruldu mu?” gibi çok parlak icatlarda bulunuyorlar.

Ben de “Ha şöyle!” diyorum. “Açık açık, mertçe konuşmalı. Yıllardan beri takiye yapılıyor ve her söze Atatürk’le başlanıyordu. Artık herhalde son düzlüğe girildiği için bu takiyeye gerek kalmıyor.”


***


Evet. Son perde başladı.

Türkiye’yi bir “İslam Cumhuriyeti” olarak görmek isteyen iç ve dış çevreler olayları tırmandırdı.

Saldırının dozu arttı.

İki taraf da keskinleşti.

Ve olan Türk demokratikleşmesine oldu.

Çünkü Türkiye “ya şeriat ya ordu” cehennem ikilemine sokuldu.

İki rahmetten biri.


***


Bir kez daha tekrar ediyorum: Cumhuriyetin demokratikleşmesi şarttır. Ama bu, din üzerinden yapılamaz."

Sağduyulu yazar Zülfü Livaneli bugünkü Vatan'da "Son Perde"yi yazdı. Büyük bir umutla; bu akşam Almanya ile oynayacağımız milli maça kilitlenmiş durumdayız. Yenecek miyiz?!.. "Elbette yeneceğiz!.." diyoruz. Aksini düşünen yok. Ne büyük güven değil mi?... Milli takımın başarısı, tuttuğu yol mevcut sorunlarımızı aşmak için de uygun bir yoldur. Milli takım teknik direktörü Fatih Terim dün akşam çok güzel de bir konuşma yaptı. Doğruları, yaşananları kısa ve öz cümlelerle ifade etti.

Gazze'den, Azerbaycan'a;Berlin'den Van'a, ta Çin'e kadar bayrağımız sevinç, gurur ve umutla dalgalandı.

Bugün Almanları da inşallah yenersek, bu milli birlik ve beraberlik ruhuyla her sorunumuzu tek tek ele alıp aşmanın yollarını aramalıyız. Bunun tek yolu farklı düşünceden doğru Türk yurttaşlarının bir ve bütün olmasıdır. Doğru insan; iyi insan yani iyi vatandaş demek istiyorum. Kendini değil yurdunu düşünen; kendinden çok milletini, milletinin her ferdini düşünen insan demek istiyorum... Yurttaşlık bağı ile Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olan herkes; her doğru insan diyorum...

23 Haziran 2008 Pazartesi akşamı, efsane valimiz Rahmetli RecepYazıcıoğlu'nun yurt sevgisini konu alan "Köprü" filminin final bölümünü izledik. İzleyenlerin dikkatini çekmiştir, ama burada da yazayım. Komiser Zafer sorgudaki hain adama kahramanlığı anlatıyordu; şu sözlerini not ettim: "Kahraman kim biliyor musun?!.. Akşama kadar çalışan ve akşam da evine güleryüzle giren adamdır, kahraman!.." İşte ben de "doğru" insan derken bu insanlardan bahsediyorum. Ardahan'dan-Edirne'ye kadar bu doğru insanlar o kadar çoklar ki... Neredeyse yetmiş iki milyon!..

"Son Perde" bu milletin kendisiyle, kahramanlarıyla, milli ve manevi değerleriyle kavgası olmamalıdır. Her son perde açılan yeni bir fabrika; yeni bir okul; ağlayışı ve gülüşüyle karışık merhabasıyla yeni doğan bir bebek; her zaman daha çok mutlu olabilen bir anne; her karış toprağı ağaçlandırılmış vatan, buluştan buluşa koşan dinamik gençlik, kaderde, kıvançta, tasada bir ve bütün olmuş bir millet ve milletimizin her anını sevgiyle yaşadığı bir hayat olmalıdır.

Son perde!...

Hergün yeniden sevgiyle kucaklaşmak olmalıdır!..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Batili yazar cizer takimi Ataturk'u cagin en buyuk devlet adami ve kemalizmi de gelismis bir izm olarak kabul eder.Eski nesil bu ulkeyi bu hale getirirken ne buyuk zorluklardan gecmis ailemin buyukerinden bizzatihi canli kulaklarimla dinledim yaptiklarini.Ve fedakarliklarini.Simdi ise belirttiginiz uzere iki kutbun catismasi tabir caizse rahatlik batiyor!Ulkeye ve ordusuna guvenmek gerek siyasiler gelip gecici takim ulke millet ordu ise sonsuza kadar baki. Saglik ve saygiyla

Newyorker 
 09.07.2008 18:09
Cevap :
Sevgili Newyorker, bir milletin tarih bilinci olmazsa; tarih yerine günlük didişmeleri ve parti eksenli gelip geçici çekişmelerle dolu yazıları okuyarak bugünü yaşayıp yarını düşünmezse böyle bir milletin geleceği olmaz. Hele de bizim şimdi içinde bulunduğumuz hal ile nereye varacağımız; herkesi derin derin düşündürüyor. Fatih Sultan Mehmet gibi tarihi şahsiyetleri ve hele de Atatürk'ü anlamak istememek ne büyük yanılgıdır. Bir sabır ile ve bir güçlükle yaşanıyor hayat burada. Siz oralardan bizim buraları daha iyi görüyorsunuz. Batılı yazarlar; aklı başında insanlar, hak sahibine hakkını teslim edenler Atatürk'ü istisnasız olarak son iki asrın en etkili lideri olarak tanımlıyorlar. Gelecekte de bu değişmeyecek. Tarih bilinci; bir millet için en önemli şey tarih bilincidir. Tarih bilincine sahip olmak için de çok okumak gerek; vatanı, milleti, aileyi çok sevmek gerek. Günlük çekişmelerle yaşayıp gidiyoruz. Sizler oralarda, bizler de buralarda üzülüp duruyoruz. Selam ve sevgilerimle..  13.07.2008 23:25
 

Bu Cumhuriyetin elbette demokratikleşmeye ihtiyacı var. Yarın da olacak. En gelişmiş demokrasiler de zaman geçtikçe kendilerini çağa uyduracaklar. Ama o ilk üç madde var ya, onu değiştirmeyi denemek... Çok çok ağır bedeller getirir...

yeşilsoğan 
 25.06.2008 21:22
Cevap :
Sevgili yeşilsoğan, çocukluğumda top oynamış, futbol merakı olan,spordan anlayan biri değilim;ama bu milli maç bize birşeyler hatırlattı, umut oldu bizlere, birlik ve beraberliğin başlangıcı oldu. İsviçre'yi yendik, Çekleri yendik,saldırgan milliyetçi Hırvatları yendik; Almanya'yı da son dakikaya kadar yener gibiyken son dört dakikadaki golle yıkıldık.Akşamdan beri inanır mısınız kendimde değilim. Atatürk'ün Türk yurduna ve Türk Milleti'ne kazakdırdıklarına karşı olmak; 1453'te İstanbul'u alan Fatih Sultan Mehmet'e karşı olmakla aynıdır;aklın alacağı şey değildir. Gerçek bir inanç ehli, gerçek bir düşünce adamı; Türk tarihinin en az son 200 yıllık dönemini ezbere bilen hiçbir Türk yurttaşı Atatürk'e ve onun bizlere kazandırdıklarına tavır alamaz. Emperyalizmi ve tarihimizi demek ki milletimize anlatamamışız. Mehmet Ali Birand bugünkü Posta'daki yazısına "Herşeyimiz, oynadığımız futbola benziyor" başlığını koymuş. Almanlarla yaptığımız savaşı-oynadığımız futbolu kaybettik.Sevgilerimle.  26.06.2008 16:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 316
Toplam yorum
: 578
Toplam mesaj
: 319
Ort. okunma sayısı
: 2038
Kayıt tarihi
: 04.09.06
 
 

Yaşanan her hayat en iyi hayattır; yeter ki içinde kötülük olmasın!.. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster