Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Mayıs '13

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
4606
 

Zülfü Livaneli "Kardeşimin Hikâyesi"

Zülfü Livaneli "Kardeşimin Hikâyesi"
 

  • Zülfü Livaneli’nin son kitabı “Kardeşimin Hikâyesi” isimli kitabını geçtiğimiz hafta Cumartesi günü akşam okumaya başladım ve Pazar sabahı kitabı tekrar elime aldığımda, kitapta okunacak sayfa kalmamıştı.
  •  
  • Kitabı eşim almıştı. Şahsıma hediye niyetine… Komidinin üzerinde, kısa süre içerisinde okunması gereken kitaplar arasında yerini almıştı. Ve bir gecede gereği yerine getirildi.
  •  
  • Zülfü Livaneli genel olarak dilini beğendiğim bir yazar. Anlatımı gayet yalın ve akıcı… Sıkmayan bir üslubu var. Son kitabı “Kardeşimin Hikâyesi’ isimli kitabı da bahsetmiş olduğumuz yönleriyle Zülfü Livaneli’ni edebiyatçı kimliğini yansıtan bir kitap… Ama doğrusunu isterseniz ben kitabı beğenmedim. Tabi ben beğenmedim ama böyle bir kitabı beğenecek çok insan çıkar.
  •  
  • Kitapla ilgili görüşlerimi ilk olarak eşime açmıştım ama eşim bu görüşlerimi dinlemek istemedi, zira kendisi de kitabı okuyacağından, henüz üzerinde konuşmak istemediğini bana söyledi ama geçtiğimiz hafta Pazar günü sabah MB’daki arkadaşlarımızdan Beran Uzer, Fatma İyibilgin, Hasan Kuyucak  ve aileleriyle birlikte Antalya’nın müstesna yerlerinden bir yerde kahvaltı için buluştuğumuzda ben kitaba ilişkin görüşlerimi söylemek durumunda kaldım.
  •  
  • Tabi bu arada Milliyet Blog’daki arkadaşlarla Pazar sabahı kahvaltısı yapmak da pek bir keyifli oluyor. Hele bir de bahar aylarındaysanız… Ve her yerde çiçekler açmış, doğa uyanmış ve hanımeli, portakal çiçeği, iğde kokuları her yanı sarmışsa…
  •  
  • Kitaba dönecek olursak…
  •  
  • Son dönemlerde cinayet romanları pek bir revaçta… Heyecan, macera, “Katil kim?” sorusunun cevabını biran önce öğrenme isteği, ister istemez kitabı okunur kılıyor. E tabi bir de araya aşk ilişkisi katarsanız… Sadece aşkla, cinayetle sınırlı kalsa iyi… Kitabın muhtelif yerlerine Tolstoy’u, Dostoyevsky’i, Gorki’yi yerleştirip, Raskolnikov’dan, Anna Karenina’dan bahsediyorsanız sanırım böyle bir kitabı okuyacak çok insan bulursunuz. Ara ara geçmiş devrimcilik günlerinden bahsetmek, kitabı biraz olsun sol söylem sosuna bulamak ve en nihayetinde iyi bir anlatım diliyle okuyucuyu kitaba bağlama çabasına girişmek… Bence kitap bu yönleriyle çok satışlı kitaplar listesine girer ama içerik açısından bence epey bir eleştiri alır. Romanın kurgusunu neden beğenmediğimi anlamışsınızdır.  Zülfü Livaneli gibi birisinden “Serenad’ isimli romanı okuduktan sonra, o ayarda bir şeylerin beklentisine giriyorsunuz ama karşınızda epey sıradan ve sanki sadece ticari kaygı düşünülerek yapılmış bir çalışmaya denk geliyorsunuz. Böyle bir kitap çok mu gerekliydi? Bence hiç gerekli değildi. Daha vurucu konular yakalamak gerekmez mi? Neden cinayet, neden aşk, sol ve edebiyat sosuna bulamaç yapmak? Cevap gayet basit tabi… Ticari kaygı! Ama gereksiz. Kaliteli yazarlık çabasına girişip epey mesafe aldıktan sonra bu çabaya gölge düşürtmenin bence pek bir anlamı yoktu.
  •  
  • Olaylar Podima denen Trakya’nın, Karadeniz taraflarında İstanbul’a iki saatlik mesafede bir köyde geçiyor. Ve işlenen bir cinayetle ilk perde açılıyor. Benim de hayalini kurduğum şekilde bir köy evinde, kitapların arasında kalan ömrümü tamamlama isteğinin bir kısmını kitabın esas kahramanın bu köydeki yaşantısıyla yakalayabiliyorum. Yani bir günlük hayatının uyku saatleri harici ve yapılması gereken zorunlu işler dışındaki tüm zamanını kitap okuyarak geçiren mühendisin gizemli dünyasını ele almış yazar. Nede olsa günümüzde yavaş yaşam merkezlerine kaçışlar yoğunlaştı. Yavaş yaşam merkezleri de nüfus yoğunluğundan ötürü bir süre sonra hızlı yaşamın merkezine dönüşecekler. Podim’a  köyü de böyle bir izlenim veriyor. Hem sessiz ve sakin bir hayat sürüyor Podima köyü sakinleri, hem de istedikleri anda İstanbul’da soluğu alabiliyorlar. Yani hızlı yaşamın merkezine kısa bir yolculuktan sonra ulaşabiliyorlar. Köyde yaşanan bir cinayet ve cinayetle ilgili gazetesine haber geçme çabasında olan meraklı muhabir kız… Gazeteci kızın haber kotarma merakı üzerinden ortaya çıkan edebiyat oyunları… Sonuçta umulmadık bir şekilde “Katil kim?” sorusunun cevabıyla, esas kahramanın dram dolu hayatı…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1632
Toplam yorum
: 2984
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 935
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster