Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Şubat '10

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
2167
 

Zülfü Livaneli'nin 'Veda'sı

Zülfü Livaneli'nin 'Veda'sı
 

Zülfü Livaneli’nin hem senaryosunu yazıp, hem de yönettiği “Veda”nın başrollerini Sinan Tuzcu, Serhat Mustafa Kılıç, Dolunay Soysert, Ezgi Mola, Özge Özpirinççi, Burhan Güven, Fikret Kağan Olcay, Bartunç Akbaba, Ayhan Aktaş, Melahat Abbasova ve Kaya Akkaya üstleniyorlar. Atatürk’ün çocukluk, gençlik, olgunluk ve yaşlılık dönemini 4 farklı oyuncu canlandırıyor.

“Veda” Zülfü Livaneli’nin Atatürk’ü Salih Bozok’un gözünden anlattığı bir yapım.

Filmin başlangıcında mekan tüm görkemiyle Dolmabahçe Sarayı, Atatürk ölüm döşeğinde. Salih Bozok’un bu son saatlerde Atatürk’le ‘Veda’laşması..

Salih Bozok Atatürk’ün ölüyor olmasını kabullenemiyor. Oğlu Muzaffer’i çağırarak Atatürk öldüğü takdirde, kendisinin de yaşayamayacağını anlatmaya çalışıyor.Sonrasında oğluna yaptığı şeyin vicdan azabıyla bir mektup kaleme alıyor. Bu mektupta 6 yaşından beri birlikte olduğu Atatürk’ün dehasını, dostluğunu, uzak görüşlülüğünü, acılarını anlatıyor. Filmdeki en etkileyici sahnelerden biride Salih Bozok’un Atatürk’ü Ağrı Dağı’na ve bulutlara benzeterek sevgi ve hayranlığını anlatmaya çalışmasıydı.

Atatürk’ün hayatındaki önem taşıyan iki kadına Fikriye Hanım ve Latife Hanım’a olan hisleriyle arada kalmışlığı verilmeye çalışılmış. Atatürk’ün Osmanlı İmparatorluğu ve yeni Türkiye Cumhuriyeti konusunda bu arada kalmışlık metafor olarak kullanılmış. Eski ile yeninin mücadelesinde tabii ki yeni ve çağdaş olan kazanmış.

Filmdeki olaylar tarihsel sıralamayla veriliyor. Filmdeki diyaloglarda o zamana özgü konuşma şekilleri kullanılarak sanatsal bir yön katılmış.. Dolunay Soysert Zübeyde Hanım’ın Selanik şivesinde çok gerçekçi. Filmin genel havasında Selanik’e olan özlem hissediliyor.

Bu kadar genel olarak verilen bir hikayede tekrarlar filmi sıkıcı hale getirmiş. Atatürk’ün Zeybek oynadığı sahneler iki kere kullanılmış. Bazı diyaloglar da iki kere kullanılmış.

Filmde biraz kolaycılığa kaçılmış. Atatürk’ün çok bilinen artık ezberlenen anıları kullanılmış. Atatürk’ün dehası ve olağanüstü kişiliği filme tam olarak yansıtılamamış.

Tamamen Türk sermayesiyle yapılan filmde Türk sinemasının tüm imkanları kullanılmış. Filmde 2bin figüran rol almış.12 bin Kostüm kullanılmış. Senaryo yazımı 3 yıl, çekimler 7 hafta sürmüş.

Makyajlar çok ayrıntılı, savaş sahneleri gerçekçi, ama biraz kanlı, savaşın kansız olmasıda beklenmez sanırım. Filmin müzikleri filmin bile önene geçecek kadar güzeldi.

Atatürk ile ilgili bir film yapıldığında beklentiler çok yüksek oluyor. Benim de beklentilerim yüksekti. Bu yüzden hayal kırıklığına uğradım. Atatürk’e yakışacak film henüz yapılmadı. Umutlarım başka bahara kaldı.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Sinema sitesinde de yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Fakat bu güzel, objektif bir tarzda ele alınmış yazınız sonrası izleme isteğim daha da arttı. Filmle ilgili yorum ve eleştirileri izliyorum. "Yüzeysellik" ve özellikle Latife ve Fikriye hanımlar konusundaki bazı yanlış bilgilendirmeler bu eleştirilerde seslendiriliyor. Bu da dikkat çekici. Umarım gün gelir, gerçekten objektif, o yüce şahsiyetin temel kişilik özelliklerine ve eserlerine uygun bir "Atatürk filmi" de yapılır. Kaleminize sağlık. Paylaşımınız için içten teşekkürler, sevgi ve selamlarımla...

Ersin Kabaoglu 
 05.03.2010 8:48
Cevap :
Benim filmde dikkatimi çeken şeylerden biri Latife Hanım ve Fikriye Hanım karışılaştırmasıydı. Orada Eski ile yeni benzetmesi yapılırken çok güzel bir metafor kullanılmış. Atatürk'ün iç dünyasını bir yerden yakalayan güzel bir saptamaydı. Sinema dilinde değilde dış sesten vurgu yapılıp harcanıp gitmiş, bir temaydı. Sırf bu tema kullanılarak bile daha içi dolu bir film olabilirdi. Söz konusu Atatürk olduğunda herkesin söyleyecek çok şeyi var. Film yapmak ta cesaret ister. Bu cesaret varsa eleştirilere katlanmaya da hazır sanırım, filmi yapanlar.  05.03.2010 11:40
 

Gerçekten çok sıradan olmuş ve konu tüm yaşam olunca dağılmış ve çok üstünkörü ve aceleyle geçiştirilmiş. Ben filme gitmeden sanki braveheart , vatansever gibi etkileneceğimi düşünmüştüm. Türkiye'de bu işleri beceremezler gibi geliyor bana. Film insanı içine almıyor, alıp götürmüyor. Sıradan tv dizilerinde bile ikili dialoglar daha etkileyici. İkili dialoglar kötü. AŞk filmi desen değil. Kahramanlık desen değil, mecara desen değil. Biyografi gibi sanki. Bence Atatürk'ün hayatının bir parçasını alsa oraya odaklansa çok harika olabilirdi. Örneğin Sakarya meydan savaşını işlese veya büyük taarruza odaklansa çok çocukuluğunu kısaca geçse ve konuya gelse birşeye benzeyebilirdi. Ben bu filmi sevmedim. İlkokulda öğretilen Atatürkle aynı şeyler tekrarlanmış. Ben de hayal kırıklığına uğradım. Sevgiler

Ayhan ÖZTÜRK 
 04.03.2010 22:28
Cevap :
Tüm yazdıklarınıza katılıyorum. Hatta Atatürk'le ilgili anılar, ilköğretim müfredat kitaplarında yer alan bildik anılardı. Benim gördüğüm ama yazımda yazmadığım, fazla acımasız olmamak için, sizin yazmanız tercüman oldu bir anlamda benim söyleyeceklerime. Yazımı çoğalttınız zenginleştirdiniz, çok teşekkürler, saygılar.  05.03.2010 11:34
 

Sevgili Hülyalya, Bende "Veda" ile ilgili bir eleştiri yazdım. Bunu okuyan kızım,"Baba çok acımasız yazmışsın" dedi. Senin yumuşak eleştirini okuyunca kuşkuya kapıldım. Ama ele alınan bir ulusun küllerinden doğuşu, yeniden dirilişi ve onun eşsiz önderi. Bu nedenle hiç bir eksiği kabullenemiyorum. Tarafsız bir görüşe ihtiyacım var. Filmi izlediğine göre, sahneleri bir daha canlandırarak yazımı değerlendirirsen çok sevineceğim. Saygılarımla

Nihat Öner 
 04.03.2010 20:58
Cevap :
Yorumunuza çok teşekkürler. Sonuçta bir çaba var, emek var. O yüzden çok sert bir eleştiri yazmak istemedim. Okuyacağım yazınızı. Saygılar.  05.03.2010 11:30
 

Değerli Blogdaş... Yazınızı sabah, ekrana düştüğünde okudum. Gitmeyi düşünmediğim bir filmde, "hayal kırıklığı"na uğramanız, beni gitmeme konusunda haklı çıkardı. Livaneli adı bana eskisi gibi çekici gelmiyor. Filminin de, Atatürk'ü konusu etse de, çekici olmayacağına inanıyordum. Saygılar, selamlar.

TURGUT ÇELİK 
 27.02.2010 16:21
Cevap :
Basmakalıp, klişe geldi. Atatürk'ün dehasını, vatan sevgisini, daha sayılamayacak özelliklerini, insanların yüreklerine dokunacak şekilde anlatan bir film değil. Atatürk filmi yapmak herkesin harcı değil. Anlatmak için çaba gösterilmesi de güzel. Saygılar, selamlar.  27.02.2010 22:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 72
Toplam yorum
: 166
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3825
Kayıt tarihi
: 20.09.09
 
 

Evli bir çocuk annesiyim. Eğitim alanında çalışıyorum. Felsefe, sosyoloji, edebiyat alannda atöly..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster