Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Aralık '14

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
201
 

Zulüm görenlerden biri sizin anneniz, babanız ya da çocuğunuz olsaydı…

Zulüm görenlerden biri sizin anneniz, babanız ya da çocuğunuz olsaydı…
 

Bu başlığı okurken bile rahatsızlık duydunuz değil mi? Kolu, bacağı kopan, canlı canlı yakılan, kafasına kurşun sıkılıp şehit edilen, üzerine varil bombası yağan, gece evlerinden sürüklene sürüklene çıkarılıp gözlerinizin önünde vahşice katledilen sizin anneniz, babanız veya çocuğunuz olsaydı ne yapardınız?

Son zamanlarda dünyanın dört bir yanında Müslümanlara yapılan zulümlere hepimiz şahit oluyoruz. Suriye’de, Afganistan’da, Myanmar’da, Irak’ta, Doğu Türkistan’da Libya’da her gün yüzlerce kardeşimiz şehit ediliyor. “Kardeşimiz” kelimesi üzerinde bir an için durup düşünmenizi rica ediyorum. Bu kelime öylesine söylenmiş bir kelime değil. Dünyanın her yanında her gün, hatta siz şu anda bu yazıyı okurken şehit edilen insanlar bizim kardeşlerimiz. Çünkü hepsi  Müslüman. Hepsi bir olan Allah’a iman ediyor, hepsi Kuran’a inanıyor, hepsinin kıblesi bir… İster Sünni olsun, ister Şii, ister Alevi. Hepsi bizim kardeşimiz. Allah’ın bize bildirdiği Kuran ahlakına göre kardeş olmak için bir kan bağı olması gerekmiyor. Birinin kardeşimiz olması için Müslüman olması yeterli. Allah Kuran’da bütün Müslümanların kardeş olduğunu bize şu şekilde bildiriyor.

Mü'minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup-düzeltin ve Allah'tan korkup-sakının; umulur ki esirgenirsiniz. (Hucurat Suresi, 10)

Ayette de gördüğümüz gibi Allah Müslümanların kardeş olduğunu ve kardeşlerin de arasını bulup düzeltmeyi emrediyor. Bu, Allah’ın açıkça farz kıldığı bir ibadet. Bir Müslüman nasıl namaz kılıp, oruç tutuyorsa, kardeşlerinin arasını düzeltmekle ve zulüm gören bir Müslüman olduğunda onu kurtarmak için elinden geleni yapmakla da yükümlüdür.

Şeytanın en büyük özelliği insanın aklına kuruntular vermesi, üşengeçlik vermesi, “senin yaptığından ne olur, orada şehit edilen insanlar için sen ne yapabilirsin ki” gibi saçma telkinler vermesidir. Ama Allah’ın bize öğrettiği Kuran ahlakına uygun olan şeytanın bu telkinlerini dinlemeden insanın yardıma muhtaç kişiler için elinden ne geliyorsa yapmasıdır. Çünkü bir şey yapabilecekken yapmamak ahirette hesabını veremeyeceğimiz bir davranış olur. Yazılan bir yazı, açılan bir telefon, sosyal medyada paylaşılan bir bilgi; bunlar küçük şeyler gibi görünebilir. Ama Allah katındaki karşılığını biz bilemeyiz. Rabbimiz en ufak bir çabanın bile karşılığını kat kat vereceğini bir Kuran ayetinde bize şöyle bildiriyor.

“Kim bir iyilikle gelirse, kendisine bunun on katı vardır... (En'am Suresi, 160)

Ama sizden kim Allah'a ve Resûlü'ne gönülden -itaat eder ve salih bir amelde bulunursa, ona ecrini iki kat veririz. Ve Biz ona üstün bir rızık da hazırlamışızdır. (Ahzab Suresi, 31)

Bir insan bazı sorumluluklara tabi olduğunda tabi ki çok fazla fedakarlıklar yapması gerekir. Kendinden önce kardeşinin rahatlığını, iyiliğini düşünmek çok güzel bir mümin ahlakıdır.  Mümin bir insan gerektiğinde kardeşi için sıkıntıyı göze alır, karşılaştıkları zorluklara karşı sabır gösterir.

Kuran’da tarih boyunca yaşamış bütün Peygamberlerin ve elçilerin din ahlakını yaymak için ne kadar büyük çabalar gösterdiklerine şahit oluyoruz. Peygamberler hiç bir karşılık beklemeden din ahlakını hakim kılmak için inkarcılarla, putperestlerle, müşrik topluluklarla ölümü göze alarak İslam’ı anlatma çabalarına devam etmişlerdir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) de İslam’ı tebliğ ettiği zamanlar boyunca çok büyük zorluklarla karşılaşmış ama hiçbir zaman İslam ahlakını yaymaya çalışmaktan vazgeçmemiştir.

Allah’ın bir emri olarak haksızlığa uğrayan, zulüm gören, ülkelerinden çıkarılan, çok zor şartlarda yaşayan, hatta açlıktan ölen Müslüman kardeşlerimiz için biz de elimizden geleni yapmalıyız. Başka bir ülkede yaşıyor, ya da onları tanımıyor olmamız onlar için çaba göstermemizi engellemez. Yazımın başında da belirttiğim gibi onlar bizim din kardeşimiz. Bu nedenle onları zulümden kurtarmak, rahat bir yaşam sürmelerini sağlamak bizim üzerimize düşen bir sorumluluk. Çünkü biz İslam dünyasının birleşmesi için elimizden geleni yapmazsak dünyada Müslümanlara yapılan bu zulümler devam edecek. Allah bize Kuran’da yaşanacak olaylara karşı çözümleri ayetlerle bildirmiştir. Müslümanlara yapılan zulmün durması, dünyada barışın, huzurun, güvenliğin sağlanması için Rabbimizin bize gösterdiği çözüm de birlik olmak, kardeşlerimizin arasını bulup düzeltmektir.

Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir. (Enfal Suresi, 46)

Mü'minlerden iki topluluk çarpışacak olursa, aralarını bulup-düzeltin...(Hucurat Suresi, 9)

... Eğer mü'min iseniz Allah'tan korkup-sakının, aranızı düzeltin ve Allah'a ve Resulü'ne itaat edin. (Enfal Suresi, 1)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1126
Kayıt tarihi
: 22.10.14
 
 

İstanbul doğumluyum. Orta okul ve liseyi Nişantaşı Anadolu Lisesi’nde okudum. Boğaziçi Üniversite..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster