Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Haziran '13

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
3751
 

Zulüm nedir, nasıl yapılır?

Zulüm nedir, nasıl yapılır?
 

Mesuliyet ve sorumluluk yükü, her şeyden, ölümden de ağırdır.


Güçlü bir kimsenin, yasaya ve vicdana aykırı şekilde başkasını uğrattığı kötü durum, kaygı, eziyet, işkence, haksızlık  ve cefa. Kimi zaman keyfi uygulamalarla. Kimi zaman "Keyfi kanundur" diyerek, kimi zaman da kendi gücünün hukuk sistemini kurarak zulüm yapılır.

Zulüm insani ilişkilerde, her türlü olumsuz söz, fiil ve davranışlardır. İnsan zulmü ya başkalarına karşı, ya da nefsine karşı işlenir.

Zulm'ün çeşitleri vardır;

İnsan ile Allah arasında vuku bulan zulüm; ( şirk, küfür, nifak ve isyan )

Kişi ile insanlar arasında zulüm; ( haksızlık, eziyet, işkence, cefa, hırsızlık, öldürme, iftira ve günahlar )

Kişi ile nefsi arasında zulüm;  (Allah'a karşı görevini yapmamak ve insanlara zulm etmek)

Peki zulüm nasıl yapılır.

Makamını, mevkisini, yetkisini  kirli emelleri için feda eder. Sizden mi, bizden mi? diye ayırım yapar,Toplumu ikiye böler, diline hakim olmaz. Aç bırakır, yük yükler, hürriyetten yoksun bırakır,

Elektriği, suyu keser, yolları çukur  ve yamalı bırakır. İnsan kazancının yüzde doksanını çeşitli vergiler adı altında keser, geri ister. Konuşturmaz, hak aratmaz, nana muhtaç eder, İşsiz bırakır, yoksulun, fakirin sayısını artırır. Seçim korkusu nedeniyle tüketim mallarının sağlık ve fiyat denetimini yaptırmaz.

Sabah ayrı, akşam ayrı akaryakıta zam yapar. Sağlık kuruluşlarında, veznelerde kuyruk yaptırır. Az üretir, çok tüketir. İhracatı merkeple, İthalatı uçakla yapar.

Adaletin yükünü ağırlaştırır. Yaşamın sürdüğü her yerde, canlı ve cansızlar üzerinde az yada çok zulüm vardır.Yani zulmün çeşitleri yazmakla bitmez.

Kendisinden önceki yönetimden geri kalan zulüm mirasıyla karşılaşan adil yöneticinin devrimci olması ve mazlumların hakkını sahiplerine iade etmesi gerekir.

Ey " Şerefli" sıfatı ile onurlandırılan insan;

Göçen ve hayatta bulunan milyarlarca insan kainatın özüdür. Bırak insanların gönül ve ruh alemini, Bunca insanların beyin yapısını, parmak izlerinin ayrı, ayrı desenlerin dizilişini seyretsen. Aklın zorlanacağını göreceksin.

Ey güçlü ve yetkili, İnsan'a karşı gücünü ve yetkini iyiye kullanmayı bilmelisin.

Allah kullara hiç bir zulmü istemez ( Gafir:40/31)

Allah Alemlere hiç bir zulmü istemez ( Al-i İmran:3/108 )

Bu iki ayet de, birbirinden ayırmadan zulmü ( haksızlığı,hakların çiğnenmesini ) ortadan kaldırmayın, hatta bunu yalnızca insanlar için değil, diğer varlık çeşitleri ve mertebeleri için de gerçekleştirmeyi Yüce Allah iradesi olarak ortaya koymaktır.

Zalim uygulamaların üzerinden zaman geçtiğine aldırmaksızın, Zaman zulmü şer’i ( meşru ) kılmaz. Yüce Allah fakirin geçimini zenginlerin malından takdir etmiştir. Fakirlerin aç kalması zenginlerin onların mallarını yemesi sebebiyledir.

Allah bunu onlardan soracaktır.

Zenginlik gurbette vatandır,

Fakirlik ise Vatanda gurbettir.

Hz. Ali ( r.a) nın Mısır Valisi’ne yazdığı mektup;

“ Sana en sevimli gelen şeyler şunlar olsun”

Hak hususunda orta yolu tutmak, adaleti herkese yaymak ve halkın gönlünü kazanmak. Eşit olarak yaratılmış olan insanlara zulmetmekten sakın. Allah’ın nimetini tahrif ( aslını bozmak, kalemle oynatmak, değiştirmek ) eden, azabının hemen gelmesine sebep olan şeyler içinde zulümden daha güçlüsü yoktur.

Kuşkusuz Yüce Allah mazlumların ahını duyandır, Zalimleri de gözetleyendir. Hilesi,düzeni olmayan, yüksulların, kimsesizlerin ve çaresizlerin oluşturduğu aşağı tabakayı Yüce Allah için koru.

Yüce Allah zayıfın hiç çekinmeden güçlüden hakkını alamadığı bir toplumu yüceltmez.

Halife Hz.Ömer bin Abdulaziz;

Bir defasında gece boyu seccadesinde ağladı.Sabah eşi bunun sebebini kendisinden sorunca şu cevabı aldı.

Ben kendimi bu ümmetin herşeyinden sorumlu gördüm. Ben yeryüzünün her köşesinde bulunan fakirleri, evsizleri, muhtaçları, gurbetçileri, mazlumları ve mahkumları ve benzeri kişileri düşündüm.

Yüce Allah'ın beni bu kişiler hakkında sorguya çekeceğini hatırladım. Hz.Peygamber  (SAV) onları bana karşı savunacağını aklımdan geçirdim. Yüce Allah'a gücümün yetmeyeceğini ve Resulullah'ı (SAV) da hiç bir şekilde ikna edemeyeceğimden korktum. Bunların hepsini düşündükçe dehşete kapıldım. 

Ey güçlü işte yönetmek, sevk ve idare etmenin sorumluluğu böyledir.

Hz.Ömer’in ilk hutbesinde ifade ettikleri gerçekten ibretlerle doludur.

” Ey ahali ben işleriniz ve meselelerinizin valisi ve varisi yapıldım. Ama şunu bilmelisiniz ki eskisi kadar sert olmayacağım. Buna rağmen, zulüm eden ve başkalarının haklarını gasp edenler için sertliğim aynen devam edelicektir.

Elleri açık ve Yüce Allah’tan korkanlar için oldukça yumuşak olacağım. Bir kişinin bir kişiye zulüm etmesine tahammülüm yoktur.

Zulüm eden Hak’ın önünde eğilinceye kadar bir yanağını yere sürteceğim, diğer yanağına da ayağımı basacağım. Bu sertliğe rağmen dürüst, namuslu ve haysiyetl sahibi kimseler için yüzümü yere sürüyorum.

Mesuliyet ve sorumluluk  yükü, her şeden, ölümden de ağırdır, sözü unutulmamalı.

Farzlara harfiyen riayet edilirse haklar konusunda bir sorun çıkmaz.

Farzların veya görevin gereği yerine getirilmezse haklar alanında sorunlar çıkar..

 

Kıymetli okurlarımıza saygılar sunuyorum.

 

Mehmet BURAKGAZİ / MERSİN                                  

 

Abbas Oğuz, Cemile Torun bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Mehmet Bey. Zulüm resimdeki görüntüdür. Polisimizin "Destan" yazarken ki harcadığı efordur! Selamlar...

Mesut KARİP 
 25.06.2013 13:00
Cevap :
Kıymetli Mesut Karip :Bunlar sadece görünenler, görünmeyen zulümler,zor ve şiddetler.Korku dağları sarsın diyorlar.İllaki biz biziz.Rahat geldik zor gideriz diyorlar.Selam ve saygılar sunuyorum.  25.06.2013 14:29
 

Ya Burakgazi şairim,ben ölümden korkuyorum. O dediğin sorumluluğunu ben üzerime alayım, benim yerime sen öl.

Kerim Korkut 
 23.06.2013 16:05
Cevap :
Kıymetli korkusuz Kerim:Ölümden korksan,korkmazsan da bak orada yazdım tenezzül etmezsin okumazsın" Dost dostuna vadeyi uzatmamıştı" işte orada yazdığım gibi gelir canını alır seni de sırata götürür.Araf'ta seni görsem bile yüzüne bakmam,Yani daha doğrusu kendi derdimden dolayı sana bakamam.Kim bilir seni benden önce Cehenneme,sonra Sırat'a götürürler,ayağın kayar,günahların ağır gelir,düşersin cehennem deresine,oradaki şeytanlarla arkadaş olursun.Sana orada ilk soruları " Neden etten,tenden yazılar yazıyordun ? neden iki de bir Tanrı adını ağzına alıyordun,Senin mesuliyet yükünü taşıyacağını,sorumluluk üsteleneceğini bilsem yerine ölürüm.Lakin sana bile güvenim yoktur.Çünkü siyasetçiler ticaretçi olmuş.Size güvenmiyorum.Korkusuz Kerim senin benden önce öleceğin kesin,çünkü ölümden korkanlar da kalp krizi olurmuş,Neyse ben senin ölümünü görmeyeyim de sen benim ölümümü gör.Hadi yine selam ve saygıları hak ettin.Korkusuz ölürsem kim sana nasıl haber verir.   23.06.2013 19:13
 

Dilerim o günlerin hukukuna yakın yönetenlerimiz olabilir gelecekte, emeğinize sağlık Mehmet bey, kayıtlarım arasında yerini alanlardan biri oldu bu yazınız, teşekkür ederim saygılarımla

Cemile Torun 
 20.06.2013 20:27
Cevap :
Kıymetli Cemile Torun:Toplumlarda ilk kara bulutlar zulüm ve haksızlıklarla başlarmış,bazen doluya,Allah göstermesin bazende tufana neden olurmuş.Zulüm,haksızlıktan sonra kul hakkı gelirmiş. Bu güzel vatan hepimizin,doğduğumuz,büyüdüğümüz,çile çektiğimiz, bazende sefa sürdüğümüz toprağımızda neden gurbette yaşayanlar gibiyiz.Yazının içinde"Zenginlik gurbette vatandır,Fakirlik vatanda gurbettir"Mesuliyet ve sorumluluk yükü her şeyden ölümden de ağırdır" sözleri çok önem arz etmektedir.Zahmet,zaman ve güzel yorumunuz için teşekkür ediyorum.Selam ve saygılar sunuyorum. Sağlık ve mutluluk diliyorum.  20.06.2013 21:55
 

Merhaba Mehmet bey, Yazınız, ibret ve gerçeğe ışıkla dolu. Ancak küçük bir sorun var. Saraylarını zulüm taşları ile döşeyenler, ağızlarından Allah sözünü düşürmeyen ama sadece Allahın men ettiklerini yapanların hükümranlığında yaşıyoruz. Biz de suçluyuz. "Aklını kullanmayan toplumun başına gökten pislik yağar" ayeti bunu anlatıyor. Allahın öte tarafta yapacağı sorgu sadece o kişi ile Allah arasındadır. Oysa biz, bu zulme tabi olanlar bunun önüne geçmek ve kendimize yapılan zulmü önlemek zorundayız. Bunu yapmıyor ve her şeyi Allahtan bekliyorsak çektiğimiz zulmü de hakediyoruz demektir. Ne mutlu kitabımız Kuran-ı doğru okuyup anlayana ve tatbik edene. Sağlık ve afiyet dileklerimle. Saygı ve selamlar...

izmirli97 
 20.06.2013 11:18
Cevap :
Kıymetli Osman Tamtürk: Size ne kadar teşekkür etmek azdı.yerinde ve doğru bir yorum.Bu yorumunuz yazıdaki noksanlıkları tamamladı. Bu zulme bu toplum sebebiyet vermiştir.kendini savunamayan toplum Baş,boyun eğen toplum.Kendim ettim, kendim buldum misali.Tahmin edersem bu bir aylık dönemde neden bunları gördük,neden bu zulümleri çekiyoruz nihayet onu anladık.Ayırdığınız kıymetli zamana ve zahmete,paha biçilmez bu değerli yorumunuza teşekkür ediyorum.Siz hep doğruları yazdınız,söylediniz.Selam ve saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.  21.06.2013 2:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 268
Toplam yorum
: 3358
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 1411
Kayıt tarihi
: 12.04.12
 
 

Bingöl'de, Baharın son ayında, ikindi üzeri un ambarı (kiler) arkasında, ebesiz, hemşiresiz, Emin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster