Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Eylül '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
554
 

Zürra'dan, ''Hurra''ya ya da yağmaya!... / Hayvancılığımız can çekişirken...

Zürra'dan, ''Hurra''ya ya da yağmaya!... / Hayvancılığımız can çekişirken...
 

Ece, Ecem klonlanmış,ilk Anadolu sığırları!...


Haberler kötü!... Türkiye'de Şap hastalığı önlenemediği için, hastalıklı et yemeye devam ediyoruz!... Hayvancılığımız artık her anlamda inişe geçtiği için de, ithal kültür sığırları başta olmak üzere, küçük ve büyükbaş hayvanları canlı, cansız ithal edip , yemek durumunda kalacağız!... Bunun içinde dışarıya döviz ödemeye devam edeceğiz!.. AKP sonunda, bunu da başardı!.. Ne hazin, bir durum!...

Yıllar önce Türkiye'nin Avrupa'nın manavı, kasabı olması gerekliliği konusun da dışardan gelen önerilere gülümseyerek bakar, bu önerilerin arkasında da sanayileşmemizin ve dolayısıyla ilerlememizin batıca istenmediği görüşünün yattığını düşünürdük!... Bu görüşten bu gün de, tümüyle vazgeçmiş değiliz...

Şimdi ise içerden ve de dışardan(!), farklı bir durumla karşı karşıyayız sanki!...

Şubat ayında Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker’et ithalatının düşünülmediği” söylerken(!) , AKP döneminde, ülkede çeşitli tahıl ithalatının yanısıra şimdi de, tümüyle canlı küçük ve büyükbaş hayvan ithalatına izin veriliyor ki bu durum, yerli küçük ve orta dereceli üreticinin yok oluş sürecinin başlangıcı!...

Ancak başta '' Big Cowboy'' Sancak olmak üzere; Banvit, Harranova Çiftliği, Saray Çiftliği gibi hayvancılık alanında büyük yatırımlar yapmaya çalışan ve Avrupa başta olmak üzere dünyadaki büyük hayvan üreticileriyle ortak yatırımlara girişmek ya da ilerki zamanlarda bu yatırımlarını iyi fiyatlara onlara satmak isteyen yatırımcıların, şüphesiz ki bu durum işlerine geliyor!...

Yabancı yatırımcılar da, işbirlikçileriyle, bu doğal şekilde temizlenmiş bir pazara kendi ürünleri olan kültür hayvanlarıyla, ''Hurra!...'' diye atılmak için, yıl sayıyor, gün sayıyor!...

Bir türlü ilgili bakanlıkların önleyemediği, ülkede her yere bir şekilde yayılan ''Şap Hastalığı'' da bu duruma bir ''vesile'' teşkil ediyor!...Üstüne üstlük , Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'na bağlı, derin mevzuatlı, Şap Enstitüsü de varken!...

Örneğin; Balıkesir Tarım İl Müdürlüğü, il genelindeki hayvan pazarlarını ikinci bir emre kadar kapatarak, bu ciddi soruna kendince mantikla ama kolayci bir çözüm üretiyor!...

Ve işin ilginç yanı, bu ülkede hayvancılıktan ağırlıklı olarak ekonomilerini sürdürmeye çalışan yurttaşların büyük yoğunlukta ve feodalitenin ağır bastığı, Güneydoğu ve Doğu Anadolu gibi siyasi sorunların zirve yaptığı bölgelerde yaşamaları!...

Aş, iş, .. derken, şimdi de başımıza bela edilen bu sorunun çözümü için, bölgede gerçek ''Mehdi'' ye olan ihtiyaç, demek ki daha da artacak!...

Ne zamandır bir şeyler yazmak istediğim bu konuda, bu günkü Milliyet'de, Güngör ağabeyin yazısını okuyunca, blog severlerle sıcağı sıcağına hem o yazıyı http://www.milliyet.com.tr/sehirli-ucuz-et-yesin-zurra-ne-ederse-etsin-/gungor-uras/ekonomi/yazardetay/20.09.2010/1291078/default.htm , hem de kendi düşüncelerimi paylaşma ihtiyacı hissettim...

Bizim küçük oğlan da üniversiteyi bu yıl hayırlısıyla bitirme ve endüstri mühendisliği eğitiminde son aşamaya geçme durumunda olduğu için, artık bu kentten kopup, bundan sonraki yıllarda doğanın içinde bir şeyler üretebilir miyizi, sorgulamaya başlamıştım!... İleri bir besicilik ve organik süt besiciliğine (belki de, biraz millici hislerim ve biraz da çoban kültürümün gizli bir etkisiyle ) ilgi duymaya başlamıştım...

Bu yılın başında, ailecek ilgimizi çeken bir haberle karşılaşmıştık: 19 Ocak 2010 tarihinde, İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde, fakülteden ve TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Gen Mühendisliği ve Biyoteknoloji Enstitüsü'nden yetkililerin katıldığı bir basın toplantısı düzenliyordu...

Türkiye yerli ırk klonlama konusunda çalışan dünya ülkeleri arasında 5. sırada yer alıyordu!.... TÜBİTAK, İstanbul Üniversitesi ve Uludağ Üniversitesi olağanüstü bir kollektif çalışma sonucunda, soyu, gelmiş geçmiş hükümetlerin, kötü hayvancılık politikalarıyla ve bir de Şap hastalığıyla kırılıp tükenmeye başlayan, yüzlerce yıllık bir Anadolu gerçeği olan, sağlam yapılı Anadolu Sığırı'nın ilk kolonlanmış dişileri, ECE ve ECEM 'le ilgili bu olağanüstü süreci, haklı bir gururla anlatıyorlardı!... TÜBİTAK'çılara göre, ilk amaç; “Yerli sığırların ileri tarihlerde yok olması halinde geriye getirilebilme şanslarının olup olmadığını anlayabilmek” ti!...

Batı Anadolu Bölgesi'ne has bir ırkı olan, Marmara ve Ege'de yarı vahşi ortamda yetişen Boz Sığır 'ın (Yörük İneği) ilk klonu olan ''EFE''de 19 Ağustos 2009 tarihinde 21 kg ağırlığında İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde dünyaya gelmiş ve bu kış aylarında yüz kiloya erişmişti!...

Bu motivasyonu yüksek, güzel işler, bizim bu konuda bir ön çalışma yapmamızı da kamçıladı!... Ben Ezine, Ayvacık bölgesinde ya da Kaz Dağları'nda bu işi yapabilmenin ön koşullarını zaman buldukça incelemeye başladım...

İyi bir yetiştiricinin, hayvanlardan yavru alma, sağım, besleme, kaba yem üretimi ve “sürü yönetim sistemi” konularında bilgi sahibi olmasının bir ön koşul olduğunu öğrendim!...

Üretim sürecinde, ihtiyaçlarının alınmasından ürünlerin satılmasına ve de pazar koşullarını kendi lehine kullanacak kadar pazarlama bilgisine sahip olmasını da!.. Ve yanısıra ileri bir işletmecinin devamlı yenilikleri izleyip ve sektörde olumlu değişimlerden yana bir tavır içinde olması gerektiğini... Bu işi ciddi bir şekilde sorumluluk içinde yapmaya çalışanların da, Avrupa'da olduğu gibi, haklarını çiğnetmemek için ve güçlü işletmelere kavuşmak için de, birlikte hareket etmeleri gerekliliğinin bilincinde olmalarını, falan!...

Ama bu AKP döneminin girişimcilerinden, sayın Etem Sancak'ın bir girişimci olmanın yanında, hükümetin bir sözcüsü gibi öne çıkması, et ithalatı için bakanın bile önüne geçmesi, benim gibi düşünen, birçok küçük teşebbüs erbabını da düşündürdü!.. Ve bu konuda modern hayvancılık yapmaya çalışan yüzlerce küçük ve orta ölçekli modern işletmeyi de, kırsaldaki ''Zürra' nın yanısıra, tedirgin etti!... Gerçi o ''Zürra'' nın oylarıyla, bu AKP politikalarını neden hala desteklemeye çalıştığı sosyolojik bir araştırma konusudur ama!...

Çünkü, Türkiye’de hayvan ırkının kurtuluşu ve hayvancılıkta alanında ortak bir politika geliştirilmesi konusunda tüm yerli üreticiler, bu konuda görüş birliğindeler!...

Ancak, AKP hükümeti yukarıda söz konusu eylemler dışında, ülkenin hayvancılıktaki öz kaynaklarına yönelmiş ciddi bir önlem almadığı gibi, bu ürünlerin fiyatlarında üreticileri koruyacak , herhangi bir destek politikaları da geliştirmiyor!.. AB'ye olan ithal yükümlülüklerini de göz önüne alarak, ne yazık ki, yerli üreticiye zarar veren, hayvan ırklarımızın çeşitli şekillerde yok oluşuna neden olan politikalar üretiyor!..

Bu politikalarıyla, ''AKP Hükümeti'' hayvancılığı ve besiciliği geri dönüşü pek kolay olmayacak bir şekilde çökertiyor!...

Ama meydanlarda milliyetçilik üzerine atıp tutmasını, bu mazlum, saffetli halkı kandırmasını da biliyor!

Hem de, temiz, iyi yürekli insanlar, gelecek kuşaklarla birlikte varlıklarını sürdürebilmeleri için, yerli hayvanlarımızın soylarının yok olmasını önlemeye çalışırken!...

20.eylül.2010 / Perpa,

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

O da can çekişmekte. Toplumsal duyarlılığı, sağ duyu, imece ve dayanışmayı ön planda tutan "insancıllığımız" da can çekişmekte... 1980 sonrası uygulanan iktisadi-sosyal politikalar ve küreselleşme eğilimindeki artış her ikisini de aynı süreç boyunca eşanlı vurdu. Sağ kalanlar ayıklansın, yola devam edilsin. Bu benzeşim de kafiyeli bir eleştirel nazire olsun sağır kulaklara, gerçekleri göremeyen gözlere... İçten teşekkürler ve dostça selamlarımla...

Ersin Kabaoglu 
 22.09.2010 15:52
Cevap :
Yapacak pek fazla bir şey yok, biz buyuz işte!... Ve siyaseten tek somut adım,sosyal demokratların etrafında,toplumun tüm ilerici güçlerini biraraya getirmeye çalışmak görünüyor... İşin tuhaf tarafı bu sosyal demokrat yapıda bu haliyle maalesef hala CHP!... Dostça selamlarımla.  22.09.2010 20:46
 

İmamlar yerinde, vaaz kürsüsünde duruyor Mehmet Bey. İleride, astığı astık, kestiği kestik çocuklar oturtacaklar o dediğiniz makamlara. Cemaat farzın farzını kılmaktan bir türlü ayıkamadı ki açık havaya çıksın! Cami avlusuna bi çıksın, çözecek meseleyi! Bir fıkraya ne dersiniz? [Ormana vergi memurları gelmiş. Leylek ailesi yazlık(lar)ının; kaplumbağa ailesi ev(ler)inin; sansar ailesi kürk(ler)inin derdine düşmüş, telaşla kaçıyorlar. Maymun ve ailesi de topl(a)ma uymuş, kaçmaya başlamış. Ormandan çıkıp da poposuna güneş vurunca zınk diye durmuş. "Benim popo çıplak, eşiminki çıplak, çocuklarınki çıplak... ben niye kaçıyorum yaw!"demiş, geri dönmüş.] İftar sofrasıydı, kömürdü, yiyecekti.... anlayamadı daha halkımız aç ve çıplak olduğunu! Hele bir farzları kılmayı bitirip cami avlusuna çıksın! Sevgideğer Zeki Bey, Mehmet Bey'le dertleşmeme vesile olan bu yazınız için de teşekkürler...Bütün yazılarınız gibi bilgilendiren, sarsıp silkeleyen bir yazıydı, sağolun. Dostça selamlarımla..

zelinartug 
 22.09.2010 12:59
Cevap :
Onurlandırdınız. Siz de sağolun. Teşekkürlerimle,dostça selamlarımla.  22.09.2010 20:39
 

İmamları (camide namaz kıldırmak varken) bakanlığa, başbakanlığa getirirseniz, olacağı budur. Tamam anladım, "Her ulus hak edildiği biçimde yönetilir; ama ben bunları hak etmiyorum ki! :-(( Saygıyla... MS

Mehmet Sağlam 
 21.09.2010 21:12
Cevap :
Şüphesiz ki, İslam'da hala imamlık camide namaz kıldırmakla sınırlı bir işlev ve göreve sahip değil!...Ancak bunlar,hem İslamcı,hem milliyetçi.hem batıcı ve hem de sermayeci imamlar!...Gerçi İmam-ı Azam Ebu Hanife'de ticaretle uğraşmış ama 68 yıllık yaşamında 4000 öğrenci yetiştirmiş!...Ve rivayet odur ki, öğrencileriyle birlikte nazari ya da fiili tam altıyüzbin soruna(!) çözüm getirmiş!... Bu müthiş bir enerji aynı zamanda!.. Şerefli insan olduğundan,Abbasi Halifesi'nin yanlışlarına boyun eğmediği için de, şehit edilmiş!..Bizim imamlar ise,şu 'Et Sorunu' dahil, her sorunu yüzlerine, gözlerine bulaştırıyorlar!.. Ve üstelik o denli akılcıl,kibirli ve çok bilmişler ki, lafta ulemaya danışmak gerek falan derken, sorunları AB ve daha fazla ABD danışman ağırlıklı bir çizgide açımlarken, son olarak İcma-i Ümmet yerine, daha yararcı bir yöntemle, İcmal-i Sermaye ile çözmeyi tercih ediyorlar!... Ve siz haketmeseniz de, onlar hiç olmazsa bu konuda eşit davranıp, herkese hak ettiriyorlar!...  21.09.2010 22:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 392
Toplam yorum
: 729
Toplam mesaj
: 164
Ort. okunma sayısı
: 4513
Kayıt tarihi
: 12.03.07
 
 

İstanbul doğumluyum. Sağlıklı beslenme, yüzme, doğada yürüyüş ve çevre özel ilgi alanlarım. Şiiri ve..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster