Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Renklerle dans

Ne kadar doğru gözlemleriniz var, evet ,sonbahar aslında diğer 3 mevsimi, hatta tüm ayları da içinde her özellikleriyle barındıran, saklayan bir mevsimmiş meğerse.. Bu yazdan sonra, artık çalışmayıp, şehrin parklarında bahçelerinde bol bol yürüyüş yaparken keşfettim sonbaharın enfes renkelrini, nefes kesen asil sessizliğini, görmesini bilenlere sunduğu huzuru.. Bundan sonra her yıl yaşadıkça, yazı değil de, sonbaharı iple çekeceğim, renklerin coşkulu festivalini yaşayabilmek ve doğanın renk cümbüşünün neşesini her saniye paylaşabilmek için.

29 Kasım 2007 21:27
Karaköy meydanındaki kedili dede.

Araştırma alanınızın psikoloji olduğunu yazmışsınız, gerçekten buna değmiş. iyi bir gözlemci olmakla kalmayıp, tespit ettiğiniz insana dair durumları, detaylıca irdeliyorsunuz; sebeblerin kökenine iniyorsunuz.. Ne kadar çok duyarlısınız! sadece şöyle bir bakıp ta geçmemiş, aksine bu Dede'nin resmini gören herkesin yüreğine ağır sızılar düşürebilmişsiniz.. Yüreğim sızlıyor bu resime bakınca.. Sokakların yapayalnızları birbirine sahip çıkmış ta, biz onlara sahip çıkamamışız.. Kediler kadar olamıyoruz.! Utanalım hep beraber..:((

22 Kasım 2007 22:08
Her kadının bir bedeli vardır

her erkek, karşısındaki dişilerin her birinin, tıpkı penguenler gibi,hem geleceğini, hem doğacak çocuğunu garanti altına almak için çabaladıklarını bilir; ama anlamazmış gibi davranır..! Çakıltaşları, kutup soğuğunda yuvayı hem daha sıcak tutar hem de diğer yuvalardan daha farklı ve renkli olmalarını saglarlar.. Biz kadınlar, gelecek hesabı- kitabı yaparken, çok kurnazca ve ileriye dönük sağlam yatırımlar yaptıgımızı sanarız. Oysa erkek, elindeki avcundakileri kadına verirmiş gibi yapıp, tek hedefi olan bedensel hazzı elde eder, çünkü nasılsa her zaman o paraları- çakıltaşlarını gene toplayacak hem bedensel, hem taktik özelliklere sahip olarak yetiştirilmiştir ailesinde; üstelik günbegün yeni taktikler geliştirirler.. Günün birinde, verdiklerinin hepsini geri alıp ( çocuğunu, mal varlığını, tüm çakıltaşlarını), başka bir dişi peşinde koşmaya başlayıverir. Hazzın daha fazlasını, gizemlisini, daha genç- güzel dişilerden almaya koşar bu sefer.. Eski dişisi, bakakalır ardından...

17 Kasım 2007 14:42
Meğer Bizim Devlet Kuruluşunu Tamamlamamış mı acaba?

Trakyalıyım, yüzyıllardır kökenlerim bu çevrede varolmaya çalışmışlar..Her yaz tatilinde, Çanakkale'ye birkaç gün uğrar ve , Gelibolu yarımadası tepelerinde, henüz 20 li yaşlarında şehit düşen, mezarları dahi bilinmeyen ailemdeki dedelerimin, tüm Türkiye'den koşup gelen, şehit düşen yiğitlerimize içim kan ağlayarak dualarımı ederim..Yukarda hatırlattığınız, Almancada "Fauxpas" denen, Türkçemizde, "tamamen aslı-astarı olmayan patavatsızlık", anlamına gelen lakırdıları okuyup- duydukça, atalarımız, dedelerimiz boşuna mı şehit düştüler sapır sapır ; halen de bugün 20 li yaşlardaki delikanlılarımız yokyere mi bu patavatsızlar için şehit olup bizlere ebediyyen veda etmekteler acaba? soruları beynimi kemirip duruyor... Yazıklar olsun ruhen satılmışlara, artık bize hayrı olmayan bu soysuzlara..! Gidin artık, güneye mi, kuzeye mi, nerdeyse uyduruk, derme-çatma kendi cumhuriyetiniz; artık topyekün çekin gidin memleketimizden.. Haydi, hiç durmayın, gidin de biz biliriz nasıl reform yapacagımız

10 Kasım 2007 23:58
Mevzuu vatan ise gerisi teferruattır...

Demek ki, gene bize düştü küresel emperyalizme "DUR" demek! Nasıl ki, 90 sene önce, ilkönce birbirlerini mahveden, yağmalayan, insan- maddi kaynaklarını yiyip bitiren, gene de doymayan küresel Emperyalizm, en zayıf zamanımızda aralarında hemen birleşip, Çanakkale'ye dayandılarsa, nasıl ki derslerini aldılarsa, demekki bunlara tek yürek olup, suratlarına yiğitliğin damgasını vurma zamanı geldi... Türk Milletinin, tek yumruk olup, Emperyalizm tarihine gene damgasını vurma vakti geldi- çattı....!

24 Ekim 2007 11:09
Gün birlik günü...

İnsanoğlunun şu dünyadaki en değerli varlığı vatanı, ailesi, çocuğu, kendi bedenidir, diyebiliriz ilk anda... Bunların hepsi, senelerdir topyekün tehdit altındaydı, enaz 40 senedir, bu iç ve dış tehditlerin gerginliği altında yaşadı Türk Ulusu.. Bu kadar gereksiz sabır- metanet hayır getirmedi; daha neyi bekliyoruz, almamız gerekn kararları alıp- uygulamak için? Çağrınıza hepimizin kulak vermesi, eyleme geçmesi dileğiyle....

23 Ekim 2007 13:52
Hayır, akıllı kadınlar aptal erkek ister..!

İlahi, adeta kadın cinsinin röntgenini çekmiş te önümüze koymuşsunuz..! Ama unuttugunuz bişey var, röntgen filmlerinde gözüken iç organlarımızın çoğunun cinsiyeti yoktur, milyonlarca yıldan beri ,insan soyunun evrimleşerek aktarılan heriki cinsin de ortak organ özelliklerini yansıtır bu filmler bize, 2-3 tanesi hariç..!

14 Ekim 2007 14:30
Vazgeçmek hem huzur, hem keder verebilir

Bir beyin cerrahı olarak, beynimizin unutmadığını, sadece üstünü yeniliklerle örttüğünü,z aten yazmışsınız. Kötü de olsa, iyi de olsa, kişisel tarihimize gömdüğümüz yaşantılarımızın sadece üstünü örtmüş oluyoruz. Biten, giden, kopan, kaybolan, terkeden her neyse ve herkimse, unutulmaz, ama biz bu sonucu kabullenme- sabretme gücüne sahibiz,evet. Yeter ki Tanrı bizi, çok sevdiklerimizden, ölümle ayırmasın..! İşte esas unutma ve kabullenme mücadelesi budur ve en korkunç mücadeledir bence; yaşayan birinden kopunca, buna dayanma gücü hepimizde var Allaha şükür..! Tanrı bizi çok sevdiğimizden, ölümle ayırmasın..!

12 Ekim 2007 02:09
Toplam blog
: 28
Toplam yorum
: 50
Toplam mesaj
: 55
Ort. okunma sayısı
: 3600
Kayıt tarihi
: 07.10.07
 
 

Edirne, Trakyalıyım. Emekli öğretmenim (yab. dil- Almanca). Okuma, müzik, gezi, doğa, yürüyüş... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster