Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Neden hala kalkınamadık?

Ülkemiz adına sizin gibi yetişmiş uzmanların önemi tartışılmaz.Yanlız iyi yetişmiş uzmanların ilgi duydukları konularda temel kavram ve kaynaklar üzerinde daha ciddi bir calışma ve düşünme cabası içerisinde olmalı.Siyaset,felsefe,iktisat ve tarih alanlarında daha ciddi kaynaklarından yararlanmanızı isterim. Yaşamınızda başarılar.

23 Mart 2007 22:01
Tehlikenin farkında mısınız? 2

Yazınızdan çok net anlaşılıyor,belirttiğiniz görüşleriniz üzerinde çok fazlaca düşünmediğiniz gibi cidi bir literatür ve terminoloji çalışması içerisinde bulunmamışsınız.Kürt siyasetinin durumu içler acısı denecek kadar hazin...Genel eğemen ideoloji iktidarını sürdürmek adına,mah. muhtarı siyaseti yapan kürtleri muhatap almasa,gündeme gelebilecekleri bile yok. Güçlü Türkiye nin gücünü yitiren önemli bir kesimi varki,kurdukları korku krallığıyla yaşamlarını uzatmaya çalışıyor. Bunlar kim mi? O eski dünyalarında,tatlı küçük bir elitin devlet himayesinde fazlaca bedel ödemeden yaşayanlarıdır. Bu oyuna gelmeyelim.Bu ülke büyürde bölünmez.Dibe vurmuş bir ülkenin yükseliş sancılarıdır yaşadıklarımız. Lütfen ilgi duydugumuz konularda temel kavram ve kaynakları aramadan, her denilene inanmayalım.

23 Mart 2007 19:43
"Nazım" İle "Fazıl" arasında yeni bir dünya!

O şiirsel dilini kavramsal soğukluklarla kirletmemişsin.Yazının hikaye örğüsü çok hoş.Bu yazını çok sevdim.Sende gördüğüm şey tamda bunun gibi bir şeydi.hadi hadi devam et bekliyoruz...

23 Mart 2007 00:15
Ağaç diyorum, kütük anlıyorsun

Dil her türlü iletişimin ötesinde, duygunun, düşüncenin, inanç ve kültürün üreticisi davranıştır. Dil dünyayı anlamak ve anlatmanın üreticisi olduğu gibi aracıdır da. Dil insanın diğer davranışları gibi bir davranış biçimi olarak, davranışlarımızı belirleyen ve şekillendirendir

01 Şubat 2007 20:22
Türk olmak, Ermeni olmak: Olmak ya da olmamak, tüm mesele bu mu?

Tanzimattan bügüne yaşanan,ağır zorlukların,yarattığı derin travmasının izlerini taşıyoruz. Bir İmparatorluğun hazin çöküşünün günümüze taşınan dramıdır yaşadıklarımız.İyi niyetle cumhuriyetin kazanımlarından sonra,demokratik cumhuriyetin kazanımlarıda görülür Türkiye'mizde.

01 Şubat 2007 01:37
Atilla Yayla üzerine...

Yazınızdaki o bakış açısını, bırakın katilleştirdiğimiz sokaktaki insan, seçkin insan dediğimiz aydın!!! ve yöneticiler içselleştirselerdi, yüz yıl daha ilerdeydik.

29 Ocak 2007 18:41
"Adamlık" cinsiyet tanır mı?

AZİZİM SİZİN GİBİ DÜŞÜNEN BAYANLAR VARMIYMIŞ YAAAAOV. ŞAKA BİR YANA GERÇEK HAYATTA TOPLUMSAL ŞİDDETİN SINIRLARINI AŞAMASAKDA,ONA KAFA TUTMAK BİLE İNSANİ SAHİCİ KILIYOR.

20 Ocak 2007 08:13
Yolun hakikati üzerine

Yolcu çok sıcak ve içtendi cümlelerin, sanki yüzün gibi.Biraz daha metaforlara girip, daha az gönderme yapsan doğal sahiciliğini pekiştireceksin.Konuları gündemle ilintilersen okuru zorlamadan,yazıyı keyifli kılarsın.saglıcakla, daha hakkında kısmına bakacağım.

20 Ocak 2007 07:48
Yöneticinin Vizyonu: Eğitim Notları 1

Orhan Pamuk bakışından Hulusi Kentmen ve müesseseleri... Yaşamın her alanında müthiş hızın ve gelişmelerin getirdiği koşullar, çözüm ve uyum üretemeyen kurumların duvara çarpmasıyla sonuçlanıyor. Türk şirketleri de payına düşen büyük sıkıntılardan hakkını alıyor. Ekonomiden teknolojiye, devletten siyasete, hukuktan idareye, her alanda kendimizi Yüzyıllar öncesine göre çok ileride görüyorsak, insanlık bunu hayatın öznesi olarak yaşamda var olanı değiştirerek ve geliştirerek başarmıştır. Türk şirketleri farklı uygulamaları inceleyerek ve ithal ederek dönemsel sorunlarını çözmekten öteye gidemez. Her alanda olduğu gibi Türk şirketleri belirlenen değil, belirleyen yapıya kavuşması, değişim ve gelişimin sürekli işlerliğini sağlayan mekanizmanın oluşturulmasına ve kurumsallaşmasına bağlıdır. Ülkemizde tüm kurumlarımızda olduğu gibi şirketlerimiz içinde, yaratıcı, entelektüel, ihtiyacı duyulan bilgiyi üretip, yayan kadrolara ve yapılara gereksinim var. Ülkemizde ve şirketlerd

20 Ocak 2007 03:00
Yöneticinin Vizyonu: Eğitim Notları 1

Dil gelişmiş canlılarda bir ihtiyaçtır. İhtiyaçlarımızı yine dil sayesinde karşılarız. Dilin mal ve hizmetlerin karşılanmasında oynadığı öncü rol yadsınamaz. Dilin işlemediği, geliştirmediği hiçbir faktör düşünülemez. Günümüz gelişmiş ekonomilerinin önemli sektörlerinde dil, mal ve hizmetlerin üretiminde temel metadır. Nedense iktisat kitaplarında dilin önemi vurgulanmaz. Dilbilimcilerde iktisat alanıyla ilgilenmezler. Yapısalcı filozoflar geniş sosyal bilimler yelpazesinde birçok alana dilbilim kuramları ve dil felsefesi açısından yaklaşsa da, temel iktisat kuramlarına ciddi bir ilgi göstermediler. Göstergelerin dile verdiği imkânla, türetilen yazınsal dilin bilinen en eski örnekleri Sümer tabletleridir. Uzmanların belirttiği üzere, tabletlerin % 85 ’i ticari içeriklidir. Diyebiliriz ki, yazınsal dilin simgesel sistemlerinin türetilip, üretilmesi ekonomik ihtiyacın ve gerekliliğin bir sonucudur. Dilin üretim ilişkileri içerisinde yüklendiği görev üzerinde daha çok durulması ins

20 Ocak 2007 02:57
Toplam blog
: 35
Toplam yorum
: 39
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 856
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

İktidara mesafeli, Derrida ve yapısalcılara meyilli. İflas etmekten bunalıp, iktisat ve finans pı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster