Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
mehmet ÖKSÜZ

yorumunuz için teşekkür ederim. Şimdi bende polislere ağır silahlar alma konusunu işleyeceğim okumanızı tavsiye ederim.

18 Ocak 2010 10:20
CEVAP

Ben de teşekkür ederim. Okuyacağım Mehmet bey.

18 Ocak 2010 20:51
Benchwarmer

Guzel ve mutlu yillar !

31 Aralık 2009 18:09
CEVAP

İyi yıllar ablacım. Beni çok mutlu ettiniz.

01 Ocak 2010 01:29
hazandagüzeldir

Değerli arkadaşım, yeni yılınızı kutluyor, size sevdiklerinizle birlikte sağlıklı, huzurlu ve mutlu günler diliyorum. Saygılar, sevgiler, selamlarımla.

31 Aralık 2009 13:18
CEVAP

Teşekkür ederim. Ben de size umutlarınızın gerçekleştiği bir yeni dilerim. Sağlıcakla ve mutlulukla.

31 Aralık 2009 16:14
Harun Özüdoğru

Fark ettiğimden bu yana, blog habercim kanalı ile yazılarınızı takip etmekteyim. İçerisinde var olduğumuzu, yaşayarak fark edebildiğimiz Evrenin reel yaşam koşullarını, Bilim projeksiyonu ışığında ele alıp, blog sayfanızda arz ederek, ufkumu aydınlatmaktasınız. Bunun için size bireysel bir teşekkür borçluyum. Yeterince evrilememişlerin de ilgisini çekebildiğinize göre, geniş bir kitlenin tabuları yıkarak tartışabileceği bir platformu hayata geçirme konusunda başarılı bir girişim içersindesiniz. Bu sizin kendi birikiminize olan güveninizle mümkün olmalı. Bu algı, size ve verdiğiniz bilgilerin bilimselliğine güven duymamı sağlamakta. Mum misali, dibini aydınlatmaktan uzak, aydın sıfatlı büyük bir kitlenin etkin olduğu günümüz Türkiye'sinde, sizin gibi nadir bulunan gerçek aydınlara da vasıtanızla selam yollamak isterim. Keyifle izlemeye devam edeceğim. Saygılar.

27 Aralık 2009 10:25
CEVAP

Ben teşekkür ederim. Yaratılışçılar şimdiye kadar ciddi bir yanıt almadılarsa bu biraz olanaksızlıktan, biraz kayırılmaktan, biraz kayıtsızlıktan, biraz da korkudan oldu. Yoksa bilgi orada duruyordu. Bilgisizlikten değil. Türkiye'de birçok biyoloji eğitimi almış insan var. Rahatlıkla cevap verebilirlerdi. Saydığım sebeplerin içinde en etkilisi korku faktörüdür. İnsanlar hayat düzenlerinin bozulmasından, tehdit edilmekten korkuyorlar. Çünkü burası Türkiye. Her şey mümkün. Saygılar sunarım.

27 Aralık 2009 18:02
Hasbihalci

Bibliyofil ilginç bir yazı yazmış. İçinde ünlü kişilere ait sözler var. Bu yazıyı kaybetmemek ve okunmasını sağlamak için iyi bir yerde saklamak istedim ve burayı uygun buldum. http://blog.milliyet.com.tr/Tanrinin_soylu_muhalifleri_II/Blog/?BlogNo=221116

27 Aralık 2009 04:35
CEVAP

Bunun bir de birincisi varmış. MB'nin arama motoruna Tanrının soylu muhalifleri yazarsanız karşınıza çıkar.

27 Aralık 2009 17:50
Ahmet YILMAZ

İnsanlarda genel olarak," karşısındakini kendisi gibi bilmek korkusu" vardır Anladığım kadar sizde biraz bundan var değerli arkadaşım. Her şeyi dine veya Tanrıya bağlayan ben değilim. Tam tersine siz tanrısızlığa veya dinsizliğe bağlıyorsunuz. Ben size diyorum ki, insanın bilmediği ve izah edemediği pek çok şey var. Bunları o bildiğimizi zannettiğimiz azıcık bilgi kırıntısıyla izah edemeyiz. Sizse Arşimet kanunlarıyla gemileri yüzdürmeye kalkışıyorsunuz. Suyun özgül ağırlığını nasıl ve niye oluştuğunu siz biliyor musunuz? Ya da bilim bunu izah edebiliyor mu? Ben sadece buradaki gerçeği benimseyip kabullenmenizi istiyorum. İlle de bunun Tanrıya veya dine bağlı olduğunu söylemiyorum. Ben öyle olduğuna inanabilirim. O sizi ve kimseyi bağlamaz. Sizse izah edemediğiniz şeyi, bilime bağlayıp karşı tavır alıyorsunuz. Ya da bana öyle geliyor. Yani "doğrusu bunu en azındanşimdilik bilmiyoruz ve açıklayamıyoruz" demek neden size bu kadar zor geliyor? Selam ve saygılarımla...

16 Aralık 2009 16:26
CEVAP

Bilimde doğaüstü hiçbir şeye yer yok demiştim. Bunu demekle aradaki kesin sınırı çiziyorum. Olan bitenin, fizik kurallarının doğaüstü güçlerle ilgisi olmadığını, dua etmekle bir fizik kuralının değiştirilemeyeceğini anlatmaya çalışıyorum. Şunu da söyledim. Her işinizi bilime göre yapın, sonra isterseniz Tanrı’ya inanın. Sizin için demiyorum, genel olarak, ama Tanrı’yı öne sürüp beni engellemeye, yönetmeye, hizaya sokmaya çalışmayın. Onlar sizin doğrularınızdır. Benim doğrularım farklıdır. Bilimin bugün açıklayamadığı belki de hiçbir zaman açıklayamayacağı şeyler olabilir. Ama böyle diye ‘hah gördün mü, işte Tanrı var’ demek yanlıştır. Bu söyleniyor, çünkü bilim bir şeyi açıklayamadığı zaman birileri sevinçten havaya uçuyor. Çünkü onlara göre yaşadığımız dünya tümüyle yalan. Hayal aleminde yaşadığımızı söyleyip hayal aleminde yaşamak korkunç. Bu noktada iş dinden bile çıkıyor. Gördüğünüz gibi şimdilik bilmiyoruz demek benim için zor değil. Ya sizin için? Saygılar sunarım.

17 Aralık 2009 17:54
Gün Gece

Bana soruyu cevaplayın, diye yorum gönderiyorsunuz, ben sorunuzu yeterliden fazlaca cevapladığımı düşünüyorum, siz evrenin ilk oluştuğu anda (ki bunu evrim kesinlikle açıklayamıyor) orada miller gibi insanların dışarıdan bir bilinçle,müdahele ederek tam da olması gereken gaz ortamını, olması gereken gazları labaratuarlardan getirerek aminoasitleri oluşturduğunu söylüyorsunuz, e bende tam bunu söylüyorum işte. Bu evrimi açıklamaz ki??? Bu evrime bir delil değildir ki?? Burada bir bilinç vardır,dışarıdan müdahale vardır. "Evrim, aminoasitleri insan eliyle oluşturur" tezini savunuyor, savunuyorsa artık bu noktada birşey diyemeyeceğim, konuyla ilgili daha detaylı bilgi almak için sanırım ahmet secen di, yazarın sizin yazınızın altına yazdığı bir link var www.evrimicokertensiteler bu linke gözatmanızı ben de tavsiye ederim, saygılarımla

16 Aralık 2009 13:52
CEVAP

Ben size Miller deneyinde aminoasit elde edildi mi edilmedi mi diye basit bir soru sordum. Bunun cavabı evet veya hayırdır. Siz bana kitap yazıp soruyu cevaplamadınız. ‘Canlılık Tarihi’ başlıklı yazımdaki yorumunuzda ‘en akıllı insanları getirin, istediğinizi yapın yapamazsınız’ gibi şeyler söylüyordunuz. Bu mesajınızda da ‘evrenin ilk oluştuğu anda, Miller gibi adamlar’ gibi şeyler okuyorum. Siz iyice her şeyi çorba etmişsiniz. Bu konuda yaterli bilginiz var mı? Evrenin ilk oluşması 13.7 milyar yıl öncedir. Miller 3.7 milyar yıl öncesinin dünyasının deneyini yapmaya çalışmıştır. İkisi arasında en ufak bir alaka yok. Evet/Hayır’lı soruyu sormam, daha sonraki olabilecek tartışmalara temel oluşturmak içindir. Ama siz o an için gereksiz bir sürü detay söyleyip asıl soruyu cevaplamaktan kaçıyorsunuz.

17 Aralık 2009 12:15
Ahmet YILMAZ

"Fizik ve kimyanınn nerede bittiğini, biyolojinin nerede başladığını tam olarak belirleyemiyoruz." "DNA devasa büyüklükte organik bir moleküldür. Bilim adamları ikli sarmal görünüşü çözebilmek için yıllarca uğraşmışlar.." Son yazdığınız yazıdan bir iki cümle... İnsan olarak bildiklerimizin, bilmediklerimiz yanında oranı nedir? Biz henüz sınırını çizemediğimiz o bilimler hakkında ne biliyoruz? Görünüşünü çözemediğimiz DNA'nın yapıcısı kim? Bana verdiğiniz cevapta hâlâ Arşimet sayesinde geminin yüzdüğünü söylüyorsunuz ve aksi bir görüşün mucize olarak yorumlanabileceğini ve bunun için Tanrı'ya inanmak gerektiğini düşünüp korkuyorsunuz. Oysa bunun için ille de Allah'a inanmanız gerekmiyor. Ama hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığınız bir şeyi bilmediğinizi itiraf etmek neden bu kadar güç. Bu belirsizliği kimileri Allah'a nisbet edebilirler, bundan da kimsenin bir kaybı olmaz. Ama siz bilimin üzerine teori kurduğu gerçekleri inkâr ederek nereye varabilirsiniz ki? Selam ve saygılarımla.

12 Aralık 2009 02:15
CEVAP

Merhaba Ahmet Bey. Sayenizde yazılarım ve sayfam sizin yazılarınızla doldu. Sorun şu ki kelimelere takılıp kalıyorsunuz. Bildiğimiz yanında bilmediklerimizin oranı nedir sorusuna çok büyüktür desem ne olacak? Bilmediklerimiz illla ki bizi Tanrı'ya mı yönlendirmeli? Alıntı yaptığınız birinci cümlede fizik kimya ve biyolojinin sınırları öyle olmadığı halde kesin belirlidir mi demeliydim? Böyle deyince neden yolumuz doğaüstü güçlere çıksın? DNA'nın yapıcısı size göre Tanrı'dır. Bana göre fizik, kimya, biyoloji yasalarıdır. Bir şeyin doğrusunu söylemek neden Tanrı'dan korkmak olsun? Neden bunu sizin deyişinizle itiraf etmek olsun? Siz bunu düşünemiyorsunuz bile çünkü korkunuzdan aklınıza başka bir düşünce gelemiyor. Korkunuz iki türlü. Hem tanrı korkusu hem de ya aksi doğruysa korkusu. Çünkü o zaman her şey yerle bir olacak. Dünyada biir başınıza kalacaksınız. Ben bilimden söz ederken siz olayı sürekli Tanrı'ya çekiyorsunuz. Ben asıl Tanrı'ya inananlardan mesela sizden korkuyorum. Saygılar

12 Aralık 2009 11:31
Ahmet YILMAZ

Dinin özünü biz kutsal kitaplar olarak biliyoruz. Herkesin bildiği 4 kitapta ilimle dini kıyaslayan ve birini diğerine üstün tutan hiçbir bilgi ve belge yoktur. Cahil kalmış veya aşırı uçlara yönelmiş marjinal birkaç kişinin söyleyebileceği aklın ve dinin kabul edemeyeceği fikirleri siz "din" diye ortaya atıp böyle söyleyemezsiniz. O mantıkla bakarsanız her toplumda ve her görüşte akıl dışı şeylere kendini kaptırmış insanlar bulursunuz. Kadın muayene etmeyen erkek doktor, erkeği muayene etmeyen kadın doktor örneği de aynı şekilde marjinal bir örnek. Üstelik böyle yaşanmış bir olay da yok. Bir gazetenin, sırf sizin gibiler inansın diye kafalara kazıdığı bir yalan. Ayrıca bana verdiğiniz cevapta hem "gemi Arşimet sayesinde yüzmüyor tabi, bu gülünç olur" diyorsunuz, hem de devamında "ama artık gemilerin Arşimet sayesinde yüzdüğünü söyleyebiliriz" diyorsunuz. Arşimet sadece geminin nasıl yüzdüğünü açıklıyor, izah ediyor, gemiyi yüzdürmüyor ki.. Suyun özgül ağırlığını o vermedi değil mi?

09 Aralık 2009 23:23
CEVAP

Peki madem öyle niye üzerinize alınıyorsunuz? Ben bunu din yapıyor demedim ki. Özellikle dinciler dedim. dindarlar demedim. Arada dağlar kadar fark var. Doktor örneğinde öyle yaşanmış olaylar var. Yok demeyin. Söylediklerimi dinle bağdaştıramayıp onaylamıyorsanız bir arpa boyu da olsa yol almışız demektir. Yine de bana göre esas kaynak dindir. Arşimet sayesinde denizaltılar yapıabildi. Yoksa öteki hala gemiye bakıp bu ne büyük mucize demekten ileri gidemeyecekti. O anlamda gemiler Arşimet sayesinde yüzüyor. Fizik kurallarında ben mucize göremiyorum. Tanrı varsa, o bile fizik kurallarına uymuştur. O sebeple suyun kaldırma gücünün olması bir mucize değildir. Bilimde mucizeye, duaya, büyüye, doğaüstü güçlere yer yoktur. Bu düşünceyi sevmeyeceksiniz ama gerçek budur. siz her işinizi bilime göre yapın. Ondan sonra yine istiyorsanız Tanrı'ya inanın. Dinle bilimin çeliştiği yerler var. Bunu çok iyi biliyorsunuz. Böyle durumlarda bile tercihim bilimdir. Çünkü öyle olmalıdır. Saygılarımla.

10 Aralık 2009 01:01
Yazarofisi com

Merhaba.Yazılarınız çok güzel.Tebrik ederiz. Yazarofisi'nde bir aile olmak dileğiyle. www.yazarofisi.com

07 Aralık 2009 00:30
CEVAP

Teşekkür ederim.

07 Aralık 2009 16:25
Toplam blog
: 125
Toplam yorum
: 274
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 6473
Kayıt tarihi
: 18.11.09
 
 

İstanbul 1980 doğumluyum. Yüksekokul mezunuyum. İstanbul'da oturuyorum. Dünya ve çevre hakkında düşü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster