Tuluyhan Uğurlu'yu tanıyanlar ve bilenler ellerini kaldırsınlar..! / Müzik / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ağustos '10

 
Kategori
Müzik
 

Tuluyhan Uğurlu'yu tanıyanlar ve bilenler ellerini kaldırsınlar..!

Tuluyhan Uğurlu'yu tanıyanlar ve bilenler ellerini kaldırsınlar..!
 

Tuluyhan Uğurlu'yu, Öner Samanlı ile keşfettim....


TULUYHAN UĞURLU KİMDİR, NE İŞ YAPAR, NELER YAPMIŞTIR,

İYİ BİR MİMAR MIDIR, KLASİK MÜZİK DEHASI MIDIR…?

Bilenler Ellerini Kaldırsınlar..!

Bilmeyenler de, bilenler gibi, lütfen okuyup öğrensinler…!

15 Kasım 1965'de İstanbul'da doğan, bu Türk evladının adını duyanlar ellerini kaldırsınlar…!

Yeteneği 4 yaşında keşfedildi ve aynı yıl İstanbul Belediye Konservatuarı piyano bölümüne kabul edilen bu Türk evladının adını duyanlar ellerini kaldırsınlar…!

7 yaşında devlet tarafından açılan Harika Çocuklar Sınavını kazanarak yurt dışında yüksek müziği eğitimi yapmaya hak kazanan bu Türk evladının adını duyanlar ellerini kaldırsınlar…!

1996’da Türkiye’de İstanbul Kanatlarımın Altında film müziği ile ünlenen bu Türk evladının adını duyanlar ellerini kaldırsınlar…!

Cumhuriyetin 75. yıl kutlamaları için Mustafa Kemal Atatürk ve Güneşin Askerleri<ı>, büyük depremin ardından Şehrin Gözyaşları isimli eserlerini besteledi ve bunları albüm haline getiren, bu Türk evladının adını duyanlar ellerini kaldırsınlar…!

26 Ağustos 2005 sabahı saat 05:30’da piyanosunu 1753 metrede Kocatepe’ye çıkararak, Atatürk ve şehitler için çalan, bu Türk evladının adını duyanlar ellerini kaldırsınlar…!

Klasik Müzik dünyasında yapılmamış bir ilke imzasını atarak, konserlerini konser salonlarının dışına taşıyarak, tarihi mekanların tanıtılmasında da büyük rol oynayan, bu Türk evladının adını duyanlar ellerini kaldırsınlar…!

Bu bağlamda; Nemrut Dağı, Sirkeci Garı, Hattuşa, Truva, Tuşba antik kentleri, Dolmabahçe, Yıldız, Çırağan ve Beylerbeyi Sarayları, Çimenlik Kalesi gibi mekanlarda konserler vermiş olan, bu Türk evladının adını duyanlar ellerini kaldırsınlar…!

Kalkan ellerin sayıları görüyorum ki tatmin edici değil…

TULUYHAN UĞURLU’ YU TANIMAM “ÖNER SAMANLI” İLE OLMUŞTUR

Geçtiğimiz günlerde, “Tükorder” Tüketiciyi Koruma ve Bilinçlendirme Derneği Genel Başkanı, Öner Samanlı dostumu, Mersin’de ziyaret ettim.

Hocamız insan ve doğa aşığı bir insan olarak bilinir. Benim de bildiğim ise, herkesin haklarını ararken bir avcı kartal iken, kendi haklarının aranmasında ise, incir cücüğü gibidir.

Öner Samanlı, hocamızın, deniz kenarındaki, 13. katından muazzam Akdeniz’in seyredildiği, denizin üzerinde büyük bir mekandasınız hissini veren, başka bir tanımlama ile, belki de büyük bir yatın sanki kaptan köşkündeymiş hissine kapıldığınız balkonunda, rengarenk çiçeklerin bezenmiş olduğunu da eklemekte yarar var…

Ilık meltem esintileri arasında geçen sohbetimizde Rakı-Balık-Rokalı mönümüzü tüketirken, fonda ise klasik bir müzik çalınmaktaydı….

Bir ara müziğin ahengine kendimi kaptırmış olmalıyım ki, hoca bu durumu fark etti.

“Tuluyhan” dedi…

Bizimkilerden, “Tuluyhan Uğurlu”

Şaşırmıştım ama yinede renk vermedim.

“Mükemmel değil mi Öner Hocam..!” diyerek de onayladım.

Farklı bir insanca kişidir, “Öner Samanlı” onu yaşayarak öğrenebilirsiniz, okuyarak veya sorgulayarak değil…

Nedense hanımları taşıyamadılar. Hocam ağır geldi hep onlara sanki.

“Ağır taşla batman dövülür, yeğeni taşla popo (kıç) silinir” söylemini sokar yaşamına… Kendisini de övmek yerine, yeğeni taş olduk diye tanımlar.

Estağfurullah..!

Bu nedenle evlense de hep bekar kalmıştır…!

Geçimsiz de değildir üstelik… Küçük çocuklar bile sokaklarda arkadaşıdır…

“Güvenilen kadının olacak Erhan, inanılacak kadının, annen kadar namuslu, annen kadar sevgili, annen kadar yakın, çocukları doğurunca, senin ‘(s) diktirnameni’ vermeyecek kadar bağlı.

Ben bir büyük kızımın annesini tanıdım öyle bir hanım olarak, gerisi hep hava ve civa çıktı kardeşim, hele şu son vurgun, soluk almamızı bile engelledi, burnumuz ot tıkalı sanki…!”

Bu nedenle de, diplomanın çoğu zaman insan olmaya yeterli olmadığını anlatır.

“Ülkemizde, “İnsan Mühendisliği” fakültesinin olmadığı için hep üzülmüşümdür, son derece büyük ihtiyacımız var” der, sürekli.

Ama yine de iki kızlarının annelerine yıllara yayılmış dostluğumuz içerisinde hiç toz kondurmadığını bilirim.

Balıkları kendi yöntemleri ile pişirir. Gazlı ocak kullanmaz… Mikrodalga fırın ve teknolojik diğer elektrikli gereçler dizilmiş mutfağına.

Müthiş damak tadı alırsınız onun sofralarında. Konuk iseniz, mutlaka masada küçük bir not defteri ve kalemde önünüzdedir, aklınıza gelen yahut söyleşide dikkatinizi çeken hususlar olduğunda yazıp almanız için.

İşte o an aldığım not şöyle idi;

“Tuluyhan Uğurlu”

Mersin dönüşümde hemen başladım araştırmaya.

Aman Tanrım,

Bu ülkenin ne deha çocukları var ama biz kıymet bilmiyoruz.

Kimlerin kıymetini biliyoruz derseniz…

Türk insanını aşağılayan, Türk tarihine hakaret eden, Atatürk sevgisizi, sempatisizi, riyakar, fırsatçıları….

Sayın sayabildiğiniz kadar…..

Hatta bırakın önleri açık yola, uzansınlar “Nobel Ödülü”ne kadar….

KONULAR NEREDEN NEREYE UZANIP GİDİVERDİ TEZ ELDEN..!

Tuluyhan Uğurlu’ yu tanımam “Öner Samanlı” İle Olmuştur.

Allah razı olsun sevgili hocamdan..!

Öner Samanlı, benim gözümde ve inancımda Hazreti Mevlana’nın yaşayan ruhudur diyebilirim. Ondan çok şey öğrenebilmek ve onu sindirebilmek için onunla geçen zaman süreciniz önemlidir.

Evet, bu müthiş klasik müzik dehasını başladım nette araştırmaya…

Sitesine kadar ulaştım.

Tuluyhan Uğurlu, müthiş bir müzik dehası kardeşimiz imiş…

Her şey zaman ve mekan işi….

Öner Samanlı, üstadımız farz edelim ki, o gece, bu değerli müzisyeni değil de, Rahmetli Zeki Müren’i de dinletebilirdi.

Ama o bilge bir kişiliğe sahip olduğundan beni, yeni bir donanıma doğru itekledi.

İnternet sitesinin girişinde; "Bu ülkenin her alanda yaratıcı ruhlara ihtiyacı var, papağanlara değil. Yeni şeyler söyleyebilmek için kâinatın ritmini kalbinizin atışlarında hissetmelisiniz" sözleri yazılı.

Dikkatimi çekti. Çok manidar sözler…. Sanırım kendisince söylenmiş olabilir…

Daha fazla uzatmadan şimdi size o siteden aldığım bilgilerle, Tuluyhan Uğurlu’nun özgeçmişini aktarıyorum.

Bu Türk evladını tanımayanları, ismini ilk kez duyanları da eleştirmiyorum.

Ancak; bu ülkenin ne evlatlar yetiştirdiğini lütfen aşağıdaki linkl ziyaret ederek okumanızı ve Tuluyhan Uğurlu kardeşimizin, bu ülke adına nelere imza attığını bilmeyenlerin öğrenmelerini, bu yazıyı okuyan diğer dostların da yazımızın okunmasını sağlamalarını önemle rica ediyorum.

Sanıyorum ki bu yazımızdan sonra kalkan ellerin sayısı önümüzdeki günlerde tekrar yapacağım sorgulamada fazlasıyla artmış olacaktır…

TULUYHAN UĞURLU, KİMDİR..?

15 Kasım 1965'de İstanbul'da doğdu.

Yeteneği 4 yaşında keşfedildi ve aynı yıl İstanbul Belediye Konservatuvarı piyano bölümüne kabul edildi.

7 yaşında devlet tarafından açılan Harika Çocuklar Sınavını kazanarak yurt dışında yüksek müziği eğitimi yapmaya hak kazandı.

Lise ve konservatuarın ardından eğitimini Viyana Müzik Akademisi’nde tamamladı.

Akademide lisansüstü çalışması yaparken, sanat yaşamının en ciddi kararını vererek, klasiklere veda etti ve sadece kendi eserlerini seslendirmeye başladı.

Canlı konser kayıtlarından oluşan Go With God ve Kutsal Kitaplardan Ayetler isimli ilk iki albümünde hayranı olduğu Bach’dan esinlenerek inanç konularına eğildi.

1996’DA TÜRKİYE’DE İSTANBUL KANATLARIMIN ALTINDA FİLM MÜZİĞİ İLE ÜNLENDİ.

Cumhuriyetin 75. yıl kutlamaları için Mustafa Kemal Atatürk ve Güneşin Askerleri<ı>, büyük depremin ardından Şehrin Gözyaşları isimli eserlerini besteledi ve bunları albüm haline getirdi.

Çeşitli belgesel müzikleri de yazan sanatçı son piyano eserlerini Beyazıt’ta Zaman isimli albümde topladı.

AYNI DÖNEMDE İLK SENFONİSİ OLAN SENFONİ TÜRK ‘Ü DE TAMAMLADI.

Bu eserinde senfoni orkestrası, mehter takımı, Türk Müziği enstrümanları ve piyanoyu bir arada kullanarak, Türk Klasik müziğinde bir ilke imza attı.

Tuluyhan Uğurlu, 2003 yılından itibaren Klasik Müzik dünyasında yapılmamış bir ilke imzasını atarak, konserlerini konser salonlarının dışına taşıyarak, tarihi mekanlarda gerçekleştirmeye başladı.

Görüntülerle de mekanın tarihinin anlatıldığı bu proje çerçevesinde Nemrut Dağı, Sirkeci Garı, Hattuşa, Truva, Tuşba antik kentleri, Dolmabahçe, Yıldız, Çırağan ve Beylerbeyi Sarayları, Çimenlik Kalesi gibi mekanlarda konserler verdi.

26 Ağustos 2005 sabahı saat 05:30’da piyanosunu 1753 metrede Kocatepe’ye çıkararak, Atatürk ve şehitler için çaldı.

2005 yılında hazırlanan İstanbul tanıtım filminin müziklerini yaptı.

Tuluyhan Uğurlu, 2006'da Dünya Başkenti İstanbul'u yazdı. Eserde İstanbul'un dünü kadar, bugünü ve yarınını da anlattı.

2009'da ise Akdeniz isimli yeni bir albüm çalışması yaptı. Akdeniz Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği ASCAME'NİN desteklediği albüm tüm Akdeniz ülkelerinde büyük ilgi gördü…

Daha detaylı bilgiler alabilmek, eserlerini dinlemek ve iletişim kurabilmek için lütfen tıklayınız..!

http://www.tuluyhanugurlu.com/

Tuluyhan Uğurlu’yu tanımama ve bu içsel dünyamdaki fırtınayı sizlerle paylaşmama sebep olduğu için,

Muhterem dostum, Öner Samanlı’ ya sonsuz teşekkürlerimle…

Başarılar sevgili kardeşim, Tuluyhan Uğurlu….

Erhan SOYSALTÜRK

erhansoysalturk@hotmail.com

Yazarın Dipnotu:

“Bu Yazı Milliyet Blog’daki “BAŞKA BİR TÜRKİYE YOK” köşesi için kaleme alınmış bir; Erhan SOYSALTÜRK yazısıdır.

Yazar ismi ve Link verilerek alıntı yapılabilir.

 
Toplam blog
: 225
: 396
Kayıt tarihi
: 12.07.10
 
 

29 Ekim 1923'te, Dünya'ya ilan edilen, Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ün kurmuş olduğu ve bi..