Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Mart '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
532
 

Adapazarı Şeker Fabrikası kapanırsa...

Adapazarı Şeker Fabrikası kapanırsa...
 

Bir işsizin iş bulabilme sevincini, evine ekmek götürebilmenin mutluluğunu, çitçinin tarlasını ekip biçmesinin ne anlama geldiğini bilmek gerek... - Tabii ki, önce düşünmek/düşünmesini bilmek gerek..


Aklımın erdiği, dilimin döndüğü kadarıyla.

- Müsaadenizle...

Günlük 6 bin ton pancar işleme kapasitesi ile ülkenin en büyük şeker fabrikalarının arasında kendine yer bulan bir fabrikadan yani Adapazarı Şeker Fabrikası'ndan bahsetmek istiyorum.
 
Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik tablo paralelinde bu fabrikanın sosyal ve ekonomik getirisine bakıldığında:

Üzerine titrememiz, 'aman nazar değmesin' dememiz gereken bir fabrikadan...

Velinimetten...

Senin, benim, işçinin, çiftçinin, iktidarın, muhalefetin, herkesin velinimetinden bahsediyorum...

Ekmekten, aş ve işden...

Hayattan, her şeyden bahsediyorum...

'Olmazsa olmaz'dan...
 
Bu fabrika 17 Ağustos depreminde % 45 hasar görmüş, kimilerine göre bir daha faaliyete geçmez, geçemezdi.

Yani gözden çıkarılmıştı.

Ölmüştü. ...

Fabrika, 2005 yılında APEK tarafından satın alındı ve 10 ay gibi kısa bir süre içerisinde özverili ve olağanüstü çalışma sonucu 'imkansız' başarıldı.
 
Sonuç:

Adapazarı Şeker Fabrikası üretime tam kapasiteyle hazır vaziyete getirildi.

- 700 kişiye iş...

- 7 binin üzerinde çiftçiye üretim yapma imkanı...

- Ülke ekonomisine yılda 100 milyon TL'nin çok üzerinde, ciddi katma değer...

- Yılda yaklaşık 70 bin ton kristal şeker...

- 25 bin ton melas...

- 150 bin ton yaş küspe...
 
Hal ve gidişatın böyle gitmesi beklenirken bu dev kuruluşun önüne; bir engel çıktı/çıkartıldı.

Adına, "Şeker Üst Kurulu" dendi.

- Birileri bana "Şeker Üst Kurulu'nun görevleri nelerdir?" diye sorsa:

Hiç düşünmeden cevabım, "kota sorunu yaratarak işe ve üretime engel olmak; işçiyi, çiftçiyi, esnafı dolayısıyla onların çoluk çocuğunu mağdur/muhtaç bırakmak" olurdu.

Nedenini de şöyle açıklardım:

Yıllık 99.000 ton şeker üretebilecek bir fabrikanın kapasitesini yaklaşık %70 oranında atıl duruma düşürmenin başka ne anlamı olabilir? Derdim.

Veya 2010/11 yılı şeker kotası 60-65 bin ton civarında hedeflenirken kotayı bir önceki yıla göre %48 oranında azaltarak 31 bin ton’a düşürmenin...

Üstüne üstlük; 1953 yılından beri, polar şeker varlığının yüksekliği sebebiyle Eskişehir yöresinde de pancar tarımı yaptırdığı gerçeği bilinirken; "eski köye yeni adet" getiren bu kurul, yöreden pancar iznini de kaldırdı. (Kaldı ki, bu uygulamayla Adapazarı Şeker Fabrikası'na sözleşmeli ekim yapan Eskişehirli pancar üreticisi 70 Milyon TL.'nin üzerinde gelir elde etmişken...)

Tam bir muamma...

"Hayır" diyen, 'beri' gelsin; açıklasın...
 
- Çalışmanın, üretmenin sınırlandırıldığı, hatta yasaklandığı bir ülke düşünebiliyor musunuz?
 
Gelelim Adapazarı Şeker Fabrikası'nın yok edilişine destek sözleriyle katkıda bulunanlara.

Diğer bir tabirle,"baltayı taşa vuranlara":

Biri çıkıp:

"Fabrika kapatılsın; yerine beş yıldızlı otel veya iş merkezi veya lüks konut her neyse o yapılsın. Olmadı yeşil alan yapılsın, olmadı belediyeye bilmem kaç dönüm yer kalsın, sosyal ve kültürel hayata ciddi katkı sağlasın" diyor...

Biri çıkıp:

"Pancar çiftçisinin sayısı gün geçtikçe azalıyor, tercihi değişti, pancar ekmek istemiyor" diyor...

Biri çıkıp:

"Pamukova’da üzüm, Geyve’de ayva varken şekere ne gerek var(!)" diyor...
 
- Sağlıklı düşünememek ne tuhaf, ne garip, ne acı, hatta ne korkunç değil mi?...
 
Şimdi soruyorum:

Böyle görüşlere kim itibar eder?

- İşsizler ordusu mu?

- Tarlasını traktörünü satmış/satma aşamasına gelmiş, fakir fukara olmuş çiftçi mi?

- Çalışan mı?

- Esnaf mı?

- Kim?
 
Ülkenin içinde bulunduğu şartları, yine o ülke için bir fabrikanın ne anlama geldiğini, il ve ülke ekonomisine katkısını bilmek gerek...

Bir işsizin iş bulabilme sevincini, evine ekmek götürebilmenin mutluluğunu, çitçinin tarlasını ekip biçmesinin ne anlama geldiğini bilmek gerek...

Tabii ki, önce düşünmek/düşünmesini bilmek gerek...

- Nerdeee...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Üretmeden tüketmemiz için ne gerekiyorsa fazlasıyla yapılıyor. Fabrikalar atıl, insanlar atıl, düşünceler atıl. Nerede kaldı kalkınma. Başımızdaki partinin Kemal Sunal'ın Koltuk Belası filmi günümüzü çok net anlatıyor. Farkında mısınız? Sağlıcakla...

Asi Güvercin 
 25.03.2012 2:06
Cevap :
Aynen dediğiniz gibi... Konunun gözünü ben, özünü de siz çıkarmış oldunuz... Saygıyla.  25.03.2012 20:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 660
Toplam yorum
: 1170
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 855
Kayıt tarihi
: 15.04.08
 
 

Atatürk, cumhuriyet ve Türkçe sevdalısıyım. Hayatımda hiçbir konu veya olay karşısında 'keşke' de..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster