- Kategori
- Güncel
Bulgar topçusu Çatalcadayken İstanbul halkı ne yapıyordu?

http://www.alestafilm.com/include/hizmetlerimiz/konser/photos/alesta_konser3.jpg
Hep dinliyoruz önemli olan halkın dileğidir, halk ne derse o olur. Herkes milli iradeye ram olmalıdır. Halka rağmen bir şeyler yapılır mı diye. Tabi bu ve benzer sözleri söylemek söyleyenlere prim yaptırır, halkın gözü önünde muteber insanlar yapar. Literatürde buna halk avcılığı denir. Günümüzde de geçmişte olduğu gibi halk avcılığı olagelmiştir. Oysa halk genel olarak edilgen olma ve hareketsiz olma, duruma ayak uydurma eğilimindedir. Eğer siz, 'biz her şeyi halka bırakalım, halk ne derse o geçerlidir' diye düşünüyorsanız şu ibretlik tarih kesitine bir bakalım.
Öteden beri Osmanlı İmparatorluğu illerinde Hızır İlyas günü kırlara çıkmak, kuzu ve helva götürüp eğlenmek adettendi. İmparatorluğun çöküntü devirlerinde Kağıthane’de zevk ve sefa alemleri yapılırdı. Şimdi 1913’te düşman İstanbul’a seksen kilometre mesafedeydi. 1722’den bu yana Tuna’dan Çatalca’ya kadar geri çekilmiştik. Ama alem devam ediyordu. Sabahleyin yanıma aldığım askerlerle saraydan çıkıp çevreyi dolaşmaya başladığım zaman şaşmıştım. Ortalık yavaş yavaş mahşer yeri gibi kalabalıklaşıyordu. Binlerce insan çayırlara yayılmıştı. Hakikatten görülecek şeydi. Davul, araba, eşek, at özetle mahşeri andıran bir hay ü huy sürer giderken Çatalca’daki Bulgar topları da bu eğlenceyi kutluyormuş gibi patlıyordu.
Bir ibret levhasıydı.
Avrupa kıtasındaki bütün toprakları kaybetmiş ve üç milyonluk Türk kitlesini düşman elinde bırakmış bir halk, düşmanın top sesleri altında eğleniyordu. Kalabalık o dereceyi bulmuştu ki bir şey almak için satıcıların yanına gitmek bile mümkün değildi.(1)
Peki bu gün durum çok mu farklı? Gencecik beyinler, insanlar başımızda İngiliz olsa daha mutlu olurdum. Başıma bir şey gelmeyecekse ben Humeyni’yi seviyorum, Atatürk’ü sevmiyorum diye rahatlıkla söylüyor. Ülkenin bütün yer altı, yerüstü varlıkları, toprakları, şirketlerinin yabancıların eline geçmesi halkı, milli iradeyi rahatsız etmiyor. Bu günde vur patlasın, çal oynasın devam ediyor. Sanki Bulgar toplarının sesleri gibi her tarafta bangır bangır her şeyini kaybeden bir toplum. Ve birileri çıkıp halk avcılığına devam ediyor. ‘Milli iradeye ram olun. Halka rağmen politika yapıyorsunuz..’
En güzel cevabı galiba Nazım vermiş bunlara;
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet.
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."
Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla,
bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson'un
66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali
Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.
"Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."
Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt
hainiyim, ben vatan hainiyim.
Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
1- Yüzbaşı Selahattinin Hatıraları(Balkan harbi gazilerinden) İlhan Selçuk - Yüzbaşı Selahattin’in romanı