- Kategori
- Gündelik Yaşam
Umursamazlığın dayanılmaz hafifliği

Ne atom bombası,
Ne Londra Konferansı;
Bir elinde cımbız,
Bir elinde ayna;
Umurunda mı dünya
Rahmetli Orhan Veli'nin bir şiiriydi. Hayatımda kendime parola edinmiştim. Bir de bu şiirden mülhem Bülent ablamızın gayet oynak da bir şarkısı vardı. Sözün içeriği gibi şekli de adamı cezbediyor. Nereye koyarsan koy, su gibi kabın şeklini alıyor.
Cehalet benim lügatimde 2 manaya gelir. Bilmediği konularda bilgiçlik taslamak, bilmesi gereken konuları bilmemek. Söz gelimi Türkiye'nin iç ve dış borç büyüklüğünü, hatta Devlet başkanını bilmeyen birisi kanaatimce cahil olmamakla beraber; toplu yaşamanın asgari nezaket kuralarından bihaber kimse alayyün âlâ derecesinde cahildir.
Bilgi konusunda bir de nötr olmak hali vardır: VURDUMDUYMAZLIK. Birçok değeri, duyguyu, yılların birikimi olan gelenekleri aklın cenderesinde telef ettiğimiz şu çağda; "beyin" denilen o menem organı daha fazla külfete sokmamak için belli bir süre -hatta tutarsa uzunca bir süre- gazete ve dergilerden uzak durmaya çalışacağım. Yok 2012 de dünyanın sonu mu gelecekmiş, yok CHP tükürdüğünü mü yalayacakmış, efendim işte AKP ne yalayacakmış hiç umursamamak istiyorum. Akşam işten çıkınca evime gidip "ne olacak bu memleketin hali" diye kafa patlatmaktansa, çayımı demleyip kendi kendime satranç oynamak istiyorum. İlk defa tanıştığım birisi hakkında "acaba sosyal demokrat mı liberal demokrat mı, badem bıyıklı yoksa cemaatten mi" diye düşünmemek; dişindeki maydonosa gülebilmek istiyorum.
İnsanımız artık hastalık derecesinde politize olmuş durumda. Seçim propaganda dönemi başladığında, ortaokul bebesinden, pir ü fani amcalara kadar herkes hikmet i hükümete müdahil olmaya başlıyor. Hele bir de öngörüler var parmak ısırtan cinsten. Bilmem hangi karayolunun kaçıncı kilometresinde trafik kazası nedeniyle hayatını kaybeden belde belediye başkanının dahi Amerika konplosu sonucu öldüğünün iddia edilemsi üzerine de gerçeklik algımız sarsılabiliyor. Sokaktaki vatandaşa göre ne Amerika'nın oyunu bitiyor ne de yahudinin fitne fücuru. Ahalimize göre biz dört dörtlük milletiz ama dış mihraklar bize karşı ittifak oluşturduğundan dolayı kılımızı kımıldatamıyoruz. Contorium diye bir elementten bahsedilmişti bir ara sosyal paylaşım sitelerinde. Elemanın biri can sıkıntısından böyle bir element uydurmuş ayaküstü. Ne fırtınalar koptu ergen tayfası arasında. Hatta "contorium mühendisi" olmak isteyenler bile oldu.
Cehaletin en menem tarafı budur işte. Zihin fukara olunca fikir de ukala olabiliyor. Fikir mastürbasyonları, kaynağı rektum olan iddialar. Neyse çay kaynadı galiba ben kalkıyorum. Ciddileşmeye başladım birden telaşlandım şimdi.