Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Nisan '08

 
Kategori
Bebek - Çocuk
Okunma Sayısı
805
 

“Baba güneşe kız, gözümü acıtıyor”

“Baba güneşe kız, gözümü acıtıyor”
 

Kendi objektifimden, oğlum ve deniz



Oğlumun zannedersem beni Tanrı olarak gördüğü zaman dilimindeyiz. Elbette bu kategori yavaş yavaş aşağı doğru inecek. Peygamber, filozof, iyi bir meslek erbabı, iyi bir baba, sıradan bir insan ve belki de zavallı bir aciz.

Ama bu zaman diliminde yaşadığımız gerçeklik bu. Kendisini rahatsız eden, canını acıtan, istediği şeyi yapmasına engel olan her şeye kızmamı ve her şeyin istediği gibi olmasını sağlamamı bekliyor benden. Bir yanıyla şişedeki cin de olabilir onun yanındaki işlevim.

Kar yağdırmayan bulutlara, çizgi film yayınlamayan televizyona, düşmesine sebep olan taşa, bir türlü çimlenmeyen tohuma, zaman zaman ağrıyan herhangi uzvuna kızmamı istiyor ve kızmama rağmen istediğinin gerçekleşmemesi halinde büyük bir hayretle soruyor; “Baba kızdın ama kar yine yağmadı”

Üç yaşındaki bir çocuğun babasının bu kadar büyük sorumlulukları olduğunu bilmezdim. Daha doğrusu babalığın sıcak bir ilgi, bolca ayrılan vakit ve elbette birazda nakitle yerine getirilebilecek bir şey olduğunu düşünürdüm. Bir süpermen, yetenekli bir sihirbaz, geleceği öngören bir medyum ya da şifa dağıtan bir hekim olmayı gerektiren bir sosyal figür olduğunu hiç düşünmemiştim.

Ama ister istemez hepsi de olmak durumundasınız; “Oğlum, bulutlarla konuştum, canları bugün kar yağdırmak istemiyormuş (kahretsin bu senede neredeyse hiç kar yağmadı ve bu nedenle bu hikâyeye çok sık sığınmak durumunda kaldım), belki yarın yağdırırız diyorlar”, “Tohumun uykusu varmış canım, beni rahat bırakın biraz daha uyumak istiyorum diyor, hem suyu da çok veriyormuşuz (evde saksıda yetiştirmeye çalıştığımız domatese sürekli su verme isteğini bastırmak için), bu yüzden çok üşümüş, hasta olmuş, yatıyormuş, iyileşince çıkacağım dedi””, “Taş özür diledi bir tanem, beni affetsin, bir daha önüne çıkmam dedi”.

Bütün canlıların ve cansızların konuşabilme yeteneğine sahip olması çocuklar için oldukça sıradan bir gerçek. Oğlum kendisi duymasa bile benim yaptığım tüm tercümelere inanıyor. Daha doğrusu yalnızca işin konuşma kısmına inanıyor. Karşıda tercüme işini üstlendiğim canlı ya da cansız varlık kendisince mantıksız bir şey söylediği zaman hemen itiraz ediyor. Yemeği kendisine değil de oyuncak arabasına yedirmemi istediği zaman, arabasının benim aracılığımla tok olduğuna dair birşeyler söylemesi durumunda, “bugün onunla çok oynadım, acıkmıştır, acıkmıştır” itirazı gibi.

Oğlumla zannedersem zor bir dönemece geldik. Onunla ilişkimde bir dönüşüm noktasındayız. Şu ana kadar onun temel ihtiyaçlarını karşılamak için bir destek kuvveti işlevi görürken, artık model insan figürü haline gelmeye başladım. Söylediğim her cümlenin, yaptığım her işin sorgulandığı, en ufak bir el hareketinin bile sebebinin öğrenilmeye çalışıldığı ve hepsine de anlamlı yanıtlar beklendiği bir süreç başlıyor. Daha da ötesi aynısının yapılmaya çalışıldığı bir taklit dönemi.

Geçenlerde, artık hep yaptığı gibi ısrarla kendisine bakmamı istedi ve kendince başardığı bir işe tanık olmaya davet etti. Ardından da sordu, “baba sende çocukken bunu yapabilir miydin?” Ben oldukça sıradan bir şekilde ve biraz da onu mutlu kılabilmek adına, “hayır oğlum ben çocukken senin yapabildiğin gibi yapamıyordum.” Aldığım cevap bence ilginçti, “Ama ben bunu çocukken de yapabiliyordum”

Aslında bu sürecin benim içinde faydalı olacağından eminim. Onunla beraber yeni bir hayata başlamanın aracı da olabilir bu. Reenkarnasyon gibi bir şey. Kendi hayatımda eksik bulduğum ya da hata yaptığımı düşündüğüm, yaptığımdan mutlu olduğum şeyleri onunla başlayacağım ikinci hayatla yeniden ele alabilmek mümkün. Biliyorum bu tarzın, onun hayatını kontrol altına alıp, kendi bencilliğimi ona dayatma riski var. Biliyorum deneyim aktarılmaz, herkesin deneyimi kendi yaşamı içinde gelişir. Sizin hatanız ancak o da aynı hataya düştüğü an onunda hatası olacaktır. Yoksa sizin yaptığınız bir hatadan çocuğunuzun ders çıkarma olasılığı oldukça düşük.

Ben olayı bu düzlemde düşünmüyorum. Ona rotası çizilmiş bir hayat dayatmak değil hedefim. Sadece, kendi adına yürüteceği hayat mücadelesinde benim hissettiğim donanım eksikliğini onun hissetmemesini sağlamak. Örneğin soru sormasını öğrenmesini, doğru cevapları doğru sorularla elde edebileceğini fark etmesini, sebep sonuç ilişkilerini kurmasını, mantık filtrelerini geliştirmesini, geçmişten geleceğe izdüşüm düşürmeyi becermesini, öğrenme sevgisini ve yöntemini keşfetmesini sağlamak istiyorum. Zannedersem bu donanımlara sahip olduktan sonra, kendi deneyimlerini de en doğru şekilde yaşayacaktır.

Oğlum geçen hafta üç yaşını doldurdu ve okul öncesi çağının ilk yarısını tamamladı. İkinci yarısı zannedersem hayatının bazı temel çizgilerin belireceği bir süreç olacak. Bu süreçte, kişiliğinin bazı köşe başları iyiden iyiye netleşecek. Beceri ya da beceriksizlikleri kendisini hissettirecek. Öğrenme, algılama, anlama, analiz, sentez, çözüm ve formül üretme kapasitesi olgunlaşacak ama belki biz bunları tam olarak fark edemeyeceğiz. Ve nihayetinde hayatta erişebileceği düzeyin maksimum ve minimum seviyeleri ipuçlarını verecek.

Oğlum üçüncü doğum günü benimde babalığımın üçüncü yıl dönümü. Aslında, üç yaşında bir babayım bende. Son üç yıldır ömrümü yeni baştan yaşamaya başladım. 3 yıl önce yeniden nefes aldım ilk kez. Yeniden gaz sancısı çekmeye, acıktıkça ağlamaya, bebek bezi kullanmaya başladım. Bezlerin kalitesini, oksijenle yeni temas eden tenimi nemli tutacak kremlerin özelliklerini, bitki özlerinin içtiğim sütün çözülmesini kolaylaştıran ve gaz çıkarmama yardımcı olan fonksiyonlarını ayırt etmeyi bir kez daha öğrendim.

Bundan sonrası da, büyük olasılıkla bu yaşıma kadar kanıksadığım, normal bulduğum her şeye oğlumla beraber hayret ederek ve bir mucizeye tanık oluyormuş gibi şaşkınlıkla bakarak geçireceğim. Reenkarnasyon denilen olayın gerçek hayata tekabül ettiği şey bence bu olsa gerek.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

babalar ve anneler çoçuklar için öğrenme ve çevreye adfaptasyon konusunda ilk modellerdir. çocukların beyinleri bembeyaz boş bir sayfa gibidir. çocuklar anne ve babalarından öğrendikleri herşeyi o bembeyaz sayfaya kaydederler ve zamanla bu alınan bütün bilgiler yaşın ilerlemesi ve teknik mantıksal öğrenmelerin olgunlaşması ve tamamlanmasından sonra gerçek bilgiler olarak beyine kazınır. bu vesileyle çocuklara verilecek ilk eğitimler çok önemlidir. anne ve babaların bu hususta çocuklarını eğitirken çok dikkatli olmaları gerekmektedir.çocuğunuz için hayırlı güzel mutlu başarılı bir gelecek diliyorum. allah bağışlasın. ben de bir baba olarak çocuğumla birlikte bu yaş evrelerindeki öğrenme aşamalarından geçtim.geçtim diyorum çünkü çocuğumun her yaş diliminde onun hissettiği duyguları onunla birlikte yaşayarak bir nevi çocukluk günlerimi anımsamış gibi oldum.evlat sahibi olmak ve evladıyla birlikte büyümek çok güzel bir duygu allah herkese sağlıklı çocuklar nasip eylesin.sevgiler.....

mahmut önala 
 23.04.2008 0:22
Cevap :
Sayın mahmut önala, söylediğiniz her cümle birebir doğru. Özellikle 3 ile 7 yaş arasındaki dönem bir çocuğun tüm kişilik ve özelliklerinin belirginleştiği bir dönem. Bu noktada anne ve babada aslında karşılarında bir ayna varmış gibi davranmak durumundalar. Çünkü yaptıkları her hareketin, doğrunun ve yanlışın aynen tekrarlandığına şahit olacaklardır.Sizin tecrübelerinizi şimdi bende bir yandan keyif ve heyecan, bir yandan da yanlış birşeyler yapmanın korkusu ve tedirginliği ile yaşıyorum. Katkı ve ilginiz için teşekkür ederim, saygılarımla  23.04.2008 18:32
 

harika, süper...kocaman sevgiler küçük beye pardonnn delikanlıya :)) nice güzel, mutlu yıllar birlikte büyüyün inşallah :), (ben bazen öyle hissediyorum, sanki tekrar çocuk oluyor ve tekrar öğrenerek büyüyorum) , sevgiler

Dilek Fuçucı 
 11.04.2008 17:05
Cevap :
Sayın Dilek Ç. yazının yayınlandığı günden beridir fotoğrafa ilgi çeken birisini bekledim durdum. Biliyorum bu ekrana çok iyi yansımamış. Orijinali çok daha hoş. Ama oranlar ve objeler bence kendisini fazlası ile belli ediyor ve sırf bu nedenle bile hase konu olabilirdi bence. İlk bahseden de siz oldunuz, bu nedenle çok teşekkür ederim. Şu an kendimi 5 yıl öncesine göre daha genç hissediyorum çünkü çocuğumla beraber bende çocuklaştım, bir kez daha "delikanlı":-)) oldum. Yorumunuzla daha da morallendim, saygı ve sevgilerimle  11.04.2008 19:34
 

Ne güzel güle güle sağlıklı yaşayın. Benim 2 numara barış ilkokula yeni başladı pokemon meraklısı idi şimdi 12 yaşında. Citoslardan çıkıyo pokemon hep benim açtığım paketlerden çıkıyo.. onunkinden çıkmıyo.. baba senin ellerin sihirli dedi çıktı. hep sen aç. sonra arkadaşlarına anlatmış bunlar ispatla diye tutturmuşlar gittik aldık çitosları bu sefer çıkmazsa kaygısı bende. çoçuklara çıkmadı, benim açtığım pakete çıkmıştı yine :)) çocuklaral birlikte yenilenmek güzel bişey benim ki parçalı ama yinde güzel.. çok güzel bir yazı idi eline sağlık sevgilerimle..

Salih ERDAGI 
 11.04.2008 14:28
Cevap :
Sevgili Salih Erdağı, hafta boyunca yoğundum, yazı da yazamadım, çok fazla yazı da okuyamadım, tam senin hafta içi yazdıklarına gözatarken yorumun geldi:-)) Açıkcası seni kıskanmadım desem yalan olur. Şans benim o kadar yakınımdan hiç bir zaman geçmedi. Elbette olasılık biliminin geçerli olduğu şanstan bahsediyorum. Yoksa kendi yarattığım şanslar konusunda fena sayılmam. Sihirli bir baba olarak görülmek çok keyifli olsa gerek, bence bol bol bu keyfi yaşa. Ayrıca iki numara konusundaki cesaretin konusunda da seni tebrik etmek isterim çünkü ben henüz o cesareti gösteremedim. Ama eğer iki numara konusunda karar verirsek bu yaşama üçüncü kez geleceğimden eminim. Katkı için çok teşekkürler, saygı ve sevgilerimle  11.04.2008 15:41
 

Allah bağışlasın... Özellikle annesi açısından en zor dönemi atlatmışsınız. Bundan sonra her şey kolay demek istemiyorum tabii. Böyle bir şey yok. Giderek bazı şeyler daha da sarpa sarıyor. Ama yürümesi ve konuşması bazı zorlukları ortadan kaldırıyor... Diğer konuya gelince, oğlunuzla aranızda oluşturduğunuz diyaloglar ve onun getirdiği sonuç, pek yadırganacak bir durum değil. Ancak ben bu yolu seçmedim. (Doğru yaptığımı iddia etmiyorum elbette). Gerçeklerden yola çıkarak ona her şeyi anlatmaya çalıştım. Bir baba olarak oğlumun gözünde şişirilmiş bir dev olmak istemedim. (Belki de sonradan poff diye sönmekten korkmuş olabilirim). O yüzden bahsettiğiniz aşamalardan geçemeyeceğim. Onun gözünde sadece bir baba olmak istiyorum. (Ne kadar becerebilirsem tabi...) Dediğiniz gibi çocukların soru sormayı öğrenmesi, doğru cevapları sorularla farketmesi, sebep sonuç ilişkisi kurması... Hasılı "düşünmeyi öğrenmesi" gerekiyor. Bu çok önemli. Düşünen insanlara ihtiyacımız var. Selam ve saygılar...

Ahmet YILMAZ 
 11.04.2008 1:42
Cevap :
Sayın Ahmet Yılmaz, ben biraz fazla gerçekçi bir ailede büyüdüm zannedersem. Babam hayal dünyasını bir aldatma oyunu, piyasanın para üretme mekanizması olarak görürdü. Elbette işin bu yönü de var ama ben yine de çocukların hayal dünyalarının beslenmesi gerektiğini düşünüyorum. Klasik çocuk hikayelerine biraz bakacak olursak, ön plana çıkanların çocukların hayal dünyasına hitap edenler olduğunu anlarız; uçan halılar, sihirli lambalar, pastadan evler, "açıl" deyince açılan kapılar, peter panlar, sindirellalar, devler, cüceler, büyücüler, cadılar. Şu sıralar düşüncem şu; "hayal" insan zihninin sınırlarını zorlar, "gerçek" sınırları daraltır. Okul döneminden itibaren zaten çocuk hayatın acı gerçekleri ile yavaş yavaş tanışacak. Şimdilik zihnini hayallerle serbest bırakmakta sakınca yok. Ama elbette mantıklı sonuçlara ulaşması şartıyla. İyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı ayırt etmek anlamlı. "Alaaattin" kötüleri alt edebilmeli, "Kırmızı Başlıklı Kız" kurdun hilelerini bilmeli, saygılarımla  11.04.2008 8:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 453
Toplam yorum
: 1886
Toplam mesaj
: 174
Ort. okunma sayısı
: 1745
Kayıt tarihi
: 14.11.06
 
 

36 güneş yılı. 27 yıl G.antep, 9 yıl İstanbul. İstanbul, 90’lı yıllarda yaşandı, bitti.  Hep şe..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster