Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Kasım '14

 
Kategori
Sinema
 

“BEN TARZAN, SEN JANE”

“BEN TARZAN, SEN JANE”
 

Çizgi romanlar beyazperdede boy göstermeye devam ediyor. Bu kez Almanlar tarafından uyarlanan Tarzan’ın maceralarına konuk oluyoruz.  Bu hafta birbirinden önemli 10 film vizyona giriyor ve seçim konusunda işimiz bir hayli zor. Eğer kafanızı yormayan bir animasyon seyirliği arıyorsanız o zaman Tarzan’a şans verin deriz. Her yaştan insanın izleyebileceği Tarzan, rahatça vakit geçirebileceğiniz bir animasyon.

Çizgi roman okuma alışkanlığımızın fazla olup olmamasına bakmaksızın, popüler çizgi romanları hakkında az da olsa bilgi sahibiyiz. Mesela söz konusu Tarzan olduğunda zaten akan sular durur. Şüphesiz Tarzan’ın maceraları bir hayli ilgi çekicidir. Nedir bu Tarzan’ın maceraları kısaca bahsedelim. Ormanın kralı olan Tarzan en yüksek tepeye çıkarak nara atar, Tarzan’ın bu narası oldukça efsanedir. Ama Tarzan’ı Tarzan yapan da, yegâne aşkı Jane’dir. Jane’siz bir Tarzan düşünülemez bile… Beynimize kazınan Tarzan ve Jane’in, gündelik hayatımızı süslüyor oluşları, mitleştiklerinin en önemli göstergesidir. Hatta çoğu zaman arkadaşlar kendileri arasında Tarzan’la ilgili espriler yapar. Örneğin ‘Tarzan mısın, neden Tarzanca konuşuyorsun gibi’… İşte öyle yerleşmiştir Tarzan hayatımızın içine… Tarzan ormanda yaşadığı için tarzanca konuşmaktadır, zira ne söylediğini anlamakta zorlanırız, eh ne olsa tarzanca, türetilmiş bir orman dilidir. Tarzan’ın en bilinen cümlesinden biri de, ‘Ben Tarzan’ sen Jane’dir.

Tarzan ilk olarak sinemaya 1932 yılında uyarlandı. Tarzan, Maymun Adam (Tarzan The Ape Man) adlı film 1948 yılına kadar 12 seri olarak devam etti. Sonraki yıllarda da değişik türdeki Tarzan filmleri beyazperdeyi süsledi. 1981 yılında yine aynı adla beyazperdeye adapte edilen  "Tarzan, The Ape Man", ne yazık ki umduğu başarıyı bulamadı. Bulamayışının sebebi de, hem aldığı eleştirilere fazla takılması, hem de filmin basmakalıp ifadelerden oluşmasıydı. 1999 ve 2002 yıllarında iki boyutlu animasyon olarak vizyona giren Tarzan ise 1981 yılına nazaran daha çok ilgiyle karşılandı. Özellikle de 1999 yılının Tarzan’ı!

CANLI ANİMASYON VE TARZAN

Duyduk duymadık demeyin, uzun süre vizyona ara veren Tarzan, yeniden beyazperdede! Tabi bu seferki biraz farklı… Bugünün teknolojisine ayak uyduran Tarzan, ‘canlı animasyon’ tekniğiyle gerçeğe daha yakın bir görsellik elde ediyor. Zaten canlı animasyon tekniği de insanların beden hareketlerinden ve mimiklerinden faydalanıyor. Hikâye zaten bildiğimiz hikâye, belirli bir değişiklik yok, ancak animasyonu izlerken aklımıza direk “Maymunlar Cehennemi” geldi, sanki maymunlar biraz fazla mı öne çıkarılmıştı ne! Tarzan ve maymunların arasında geçenlere fazla önem veren animasyon, ormandaki doğa yaşantısını ayrıntılı bir şekilde göstermeyi tercih etti demek ki… Yalnız canlı animasyonu ortaya koyarken bazı sıkıntılar olmuş, örnek verecek olursak; Tarzan’ın dış görünüşü… Tarzan’ın dış görünüşü bir o kadar yapaysa, Jane’in dış görünüşü, de bir o kadar çarpıcıydı.

Tarzan’ın nasıl Tarzan’a, dönüştüğünü anlatan film, duygusal sahnelerin voltajını yükselterek,  aşkın ve dostluğun insan hayatındaki yerini perçinlemekle kalmıyor, kötülük nedeniyle insanlığın ne hale geldiğini vurguluyor. Doğal yaşamı insanların içinde yatan, şeytani düşüncelerin bozduğunu ortaya koyan animasyon, Tarzan ve maymun dostlarına odaklanarak kötülüğü alt etmenin ancak Tarzan gibi bir kahramanla mümkün olduğunu dile getiriyor esasında… Genelde çizgi romanlarda mutlaka ana hikâyeyi etkileyen bir çatışma kurgusu olur, o kurgu burada da var. Bu dostluğu kıskanan ve doğayı düşünmeyen bir doğa katilinin daha çok para kazanmak için yaptığı hileler, doğayı kötü etkiliyor ama bozamıyor.

Doğanın bekçisi Tarzan varken, nasıl bozabilir ki? Yalnız önemli bir detaya değinmeden edemeyeceğiz, nasıl ki insanların kötüsü varsa, doğada yaşayan hayvanların da var. Güzellikleri yıkmak için elinden geleni yapan, yırtıcı maymunun, Tarzan’ı kabul edemeyişi, alçakça planlar yapmasına sebebiyet veriyor. Ser verip sır vermemek adına bunu burada paylaşmayacağız. Zaten doğanın dengesine göre, her zaman kötüler olmalıdır ki, iyilerin değerini anlayalım. Önünde sonunda dize gelecek o maymun, çaktırmayın! Hikâyeyi güzel bir şekilde özetleyen animasyon, Tarzan hakkında çok ayrıntılı bilgisi olmayanlara bile ilgi çekici gelebilir.

HİKÂYE GÜZEL AMA CANLI ANİMASYON SIKINTILI

Hikâye kurgusunda hiçbir sıkıntısı olmayan Tarzan, canlı animasyon konusunda feci çuvallıyor, aksini düşünmek isterdik, ama çizgi karakterlerin görselleri üzerinde biraz fazla çalışmış olsalardı, başka türlü bir sonuçla karşılaşabilirdik. Perdeyi tam olarak kaplayamayan bazı karakterlerle, filmin içine girmekte zorlanıyoruz, bu bir gerçek, ancak hüzün dolu dakikalar, filmin bu gediğini biraz da olsa örtüyor sanki… Filmin canlı animasyon olduğunu öğrendiğimizde zihnimizde farklı bir tablo oluşmuştu, ama bu tabloyu ortadan ikiye ayıran görsel hatalar maalesef tabloya zarar verdi.  Ama kalan sağlar bizimdir hesabıyla, tablonun diğer yarısına tutunduk, ona da şükür. Şuna eminiz: Tarzan gibi bir canlı animasyon daha pürüzsüz olabilirdi, beklentimizi yüksek tutmasaymışız keşke. Ne yapalım oldu bir kere!

Tüm bunları görmeyip, hikâyeye ve anlatılana yoğunlaşırsak, belki farklı detaylar yakalayabiliriz. Yakalayacağımız aşikâr zaten. Hikâyenin en güzel tarafı; ormanda büyüyen Tarzan’ın Jane’e âşık olup, insani duygularını yaşaması. Aşkın kudretini gören Tarzan, Jane sayesinde tarzancanın yanına, yeni bir dil daha katıyor. İşte o zaman dünyalar Tarzan’ın oluyor. Bunların yanı sıra; hikâyeye yön veren kamera hareketleriyle, güzel ve doğal bir mekân yaratan yönetmen Reinhard Klooss, doğayı öne çıkararak, doğayı çok sevdiğini böylece animasyonuna akıtmış oluyor. Canlı ve pastel renklerle bir cümbüş oluşturan animasyon,  3.boyutuyla her yaştan insanı bünyesine çekmek istediğini, her şekilde ifade ediyor.

Genel çerçeveye göre Tarzan;  eski Tarzanlara nazaran daha modernize ve stilize olduğu için, nostaljik değerlere tam olarak bağlı kalamadı. Ama farklı çizgilerle bir araya getirilmiş oluşu, izleyenlerin dikkatini çekebilir. Popüler olan Tarzan hikâyelerinin ortak özelliği; melodramatik durumları arttırarak kasveti ortaya çıkarmasıydı. Hele ki Tarzan’ın maymunlarla konuşmak için betimlediği dil yok mu, izleyiciyi iyice bağlıyordu perdeye…  Sonuçta eski ve yeniyi ayırt etmek için bu son versiyonun izlenilmesi gerekiyor. Bakalım Alexander Skarsgård’ın canlandıracağı 2016 yılının Tarzan’ı nasıl olacak?

twitter.com/Cine_Deseo

sinemamilliyet@gmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 128
Toplam yorum
: 36
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 830
Kayıt tarihi
: 24.05.10
 
 

1982 yılında İstanbul'da doğmakla başlayan hayatım, 10 yaşında yazı yazmakla ve her yazdığını kod..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster