Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Aralık '18

 
Kategori
Bebek - Çocuk
Okunma Sayısı
37
 

"Eğerleriniz" ve Çocuk

Ebeveynlerin çocuklarına yönelik koruma dürtüsü gayet normaldir. Normaldir ancak belli sınırlar içerisinde ve "EĞERLERE/KORKU OLGUSUNA" sebebiyet vermiyor ise. Zaman ilerledikçe, çevrenin etkisi, insanların eğitim eksiklikleri, davranış bozuklukları vb. karşısında maalesef "eğerler" artmakta. Eğer ile başlayan; "kaydıraktan düşerse?, arkadaşı ile merdivenlerde şakalaşır ve düşerse?, doktorun teşhisi yanlış ise?..." şeklinde uzayıp giden bir korku dizisi. Ebeveynlerin "eğerleri" maalesef ki bir noktadan sonra çocukların öz güven eksikliği yaşaması, sosyalleşememesi ve korku/endişe dolu bir yaşam sürmesine sebep olmaktadır.

Eğerlerinizin Arkasında Hangi Korkularınız Var?

Öncelikle anne ve babalar kendilerini değerlendirmeli ve sesli düşünmelidirler. Bu aslında gerçekler ile yüzleşmenin bir başka yolu. Bu düşüncelerinde ne kadar haklı olduklarını sorgulamalılar? Bununla beraber gelinen noktada anne ve babalar mutlaka yaptıkları davranışın çocuklar boyutunda değerlendirmesini yapmalıdırlar. Çocuklara, kendi korku ve endişelerinin yansımasını çok iyi anlamlandırmalıdırlar. Kendi korku/endişeleri altında yatan ne olursa olsun, hiçbir şey bir çocuğun göreceği zarardan önemli olamaz ya da mazeret olarak kabul edilemez. 

Ebeveyn Eğerleri/Korkuları ve Öz Güven Eksikliği

Eğerlerin çocuğa en büyük yansımalarından bir tanesi öz güven eksikliğidir. Bu tür ebeveynlerin çocukları; kaydıraktan kaymaktan korkar, salıncak onlar için bir kabustur. Çünkü hiçbir zaman kaydıraktan yalnız kayamazlar. Parklarda kaydırak tepesinde görülen anne ve babalar bunun en iyi örnekleridir. Sakın "benim çocuğum yalnız kaydıraktan kayıyor" şeklinde böbürlenmeyin. Kaydırak tepesine çıkmasanız bile, çocuğunuz parkta, kendini belki de en bağımsız hissetmesi gereken yerde tam aksine kapana sıkışmış bir halde hissediyor olmasın. Peki siz bu çocuktan daha sonra derste parmak kaldırmasını, futbol takımı seçimlerine katılmasını, sevdiği bir kıza duygularını söylemesini, iş görüşmesine katılabilmesini nasıl beklersiniz? Belli bir seviyeye kadar siz yanındasınız ve destekliyorsunuz. Peki siz olmadığınızda. Bıraktığınız evler, arsalar, maddi birikim ne işe yarayacak?

Eğerler Sınırında Korku Gölgesinde Sosyalleşemeyen Çocuk

Çocuğu bir cam fanusun içine koydunuz. Sonra birden fanusun kapağını açtınız. İşte hayat. Hadi yaşa oğlum/kızım. Zaten o kapağı açmak zorundasınız. Çünkü en azından çocuğunuzun sınıfına kadar giremezsiniz. Peki sonra? Kendisine iletişim amaçlı yaklaşan arkadaşlarına karşı hırçınlık gösteren/öfke sergileyen çocuk. Suçlu kim? Çocuk mu? Hadi, koşun; hemen bir uzmana gidin. Aslında kendisini sizin yarattığınız fanusun alışkanlığından, kendi fanusunu oluşturmaya itmiş olmasın?

Ebeveyn Korkuları=Çocuk Korkuları

Çocuğunuz sizin sandığınızdan daha zeki. Çocuk siz ne kadar gizleseniz de ya da çalışsanız da onlar, siz ne hissediyorsanız aynılarını hissederler. Tek fark, anlamlandırma becerileri. Bundan dolayı çocuk anlamlandırmayı başaramadığında, bundan dolayıda endişe ve korku seviyeleri artar. Peki siz "eğerleriniz" doğrultusunda korkularınızı yansıtır ve çocuğunuz bunu anlamlandıramaz ise, durum ne olur? Çocuğunuzun korku ve endişe seviyesi 2 kat daha artar. 

Artık Eğerlerinizden Kurtulmanın Tam Zamanı

Yapılacak tek şey kendiniz ile yüzleşmek ve çocuğunuza olan sevginizi ön plana çıkarmak. Ne kadar çocuğunuz üzerinde aşırı korumacı olursanız olun, elbet düşecek, yaralanacak, üzülecek vb. Bunu kabul edin. Bu yaptığınız ona sadece zarar verir. Kesinlikle faydası olmaz. Bu sadece ona zarar verir. Sadece kendi özünüzü görün ve ona dönün. Ancak ve ancak gerçek özünüze.

Unutmayın! Ufak Bir Dokunuş Yeter!

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 20
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 30
Kayıt tarihi
: 27.12.18
 
 

NASIL BAŞLADI? Her insanın hayatında dönüm noktaları bulunmaktadır. İşte “Ufak Bir Dokunuş Yeter”..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster