Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ağustos '18

 
Kategori
TV Programları
Okunma Sayısı
368
 

"Meleklerin Aşkı" Büyüklere Çocuk Masalları...

"Meleklerin Aşkı" Büyüklere Çocuk Masalları...
 

Dikkatinizi çekerim "Meleklerin Aşkı" için, "Büyüklere Masallar" demiyorum,


Dikkatinizi çekerim "Meleklerin Aşkı" için, "Büyüklere Masallar" demiyorum, "Büyüklere ÇOCUK Masalları" diyorum.

Zira dizide senaryo diye bir şey yok.

Sanki  üç dört sayfalık en kötüsünden çocuk hikayelerinden biri alınıp, senaryolaştırma gereği bile görmeden sete çıkıp çalakalem çekmişler gibi...

Gitti geldi aynı iskeleye yanaştı şeklinde, inandırıcılıktan uzak, samimiyetsiz bir iş.

Bir zamanlar ekranlarda boy gösteren Selena, Sihirli Annem, Pis Yedili gibi çocukları hedef alan projeler bile bu dizinin baya baya üzerinde işlerdi.

Net söyleyeyim, Meleklerin Aşkı uzun zamandır izlediğim en kötü iş.

Yazan, çeken, yayınlayanların oturduğu koltuklardan nasıl görünüyoruz gerçekten çok merak ediyorum.

Bu kadar da özensiz, bu kadar uydurmasyon bir iş yapılır mı yahu?

Dün yayınlanan bölümde yaklaşık on dakika saçma sapan bir çocuk tiyatrosu izledik.

Show TV yönetiminden kimse zahmet edip yapımcıya bir telefon açıp "hayırdır arkadaş siz ne yapıyorsunuz" diye sormuyor mu?

İnanılacak gibi değil..!

Yanlış anlaşılma olmasın, benzetme falan yapmıyorum, bildiğiniz çocuk tiyatrosundan bahsediyorum.

Karakterlerin neredeyse tamamı, bir çocuk yurdunda sahneye tiyatro koydu.

Tiyatronun konusu neydi?

Prensesini arayan prens...

Biz de o  tiyatroyu on dakika boyunca oturduk izledik.

Niye?

Akıl tutulması diye buna deniliyor sanırım.

O tiyatro sahnelerinin öncesinde de, bir beş dakika kadar orman sahneleri vardı ki, ne desem boş.

Muhteşem ve hiç kullanılmamış fikir...

Ana kadın ve ana erkek karakterin telefonları çekmiyor.

Hop Melek'in aklına bir fikir gelir...

Yağmur'un omuzlarına çıkıp oturur.

Böylece iki metre aşağıda çekmeyen telefonun, iki metre yukarıda çekeceğini düşünerek ormanda dolaşıp dururlar.

Sonra kız dengesini kaybeder, düşerler.

Ve...

Kız ve çocuk anlık bir şekilde yakınlaşırlar.

Valla dalga geçiyorlar bizimle...

Başroldeki Berkay Hardal 'a baktım, baktım, baktım ve içimden "niye ya" deyip deyip durdum.

İstanbullu Gelin 'in Murat'ı olmaktan, bu dizide oynamak için mi kavga gürültü ayrılmış yani...

Sırf adı başrol diye...

İnsan kariyerini bu kadar mı yönetemez?

Kendine bu kadar mı ihanet eder?

Şaka galiba...

Başrol olmakla kafayı bozmak ama içerikten bir haber olmak, tam da bu olsa gerek.

Menajeri de mi "yahu biz ne yapıyoruz" demedi?

Nasıl demez?

Bu arada bir diğer garipsediğim durumsa; Gülper Özdemir 'in bu memlekette hala başrol oynayabiliyor olabilmesi.

Yahu Tutsak 'da denediler olmadı, Meleklerin Aşkı 'nda da denediler olmadı.

Rol yeteneği sıfır.

Karşısına dünyanın en yakışıklı adamını da koysan, duvarı da koysan aynı ifade ile bakar gibi bir hali var.

Cebinde "iki" hadi hatırınız için olsun "üç" mimiği var, cebinden çıkarıp çıkarıp onu kullanıyor.

Bedenini kullanma ile ilgili bir problemi var, net bilgi.

Niye yahu niye?

Başka oyuncu mu kalmadı memlekette?

Peki dizinin hiç mi iyi bir şeyi yok?

Meleklerin Aşkı 'nın tek bir eğlenceli yanı var, o da Toygan Avanoğlu 'nun canlandırdığı Necmettin Çekilmez.

Hoş kendisi Hanım Köylü ve Güzel Köylü 'de de üç aşağı beş yukarı aynı tipleme ile karşımızdaydı.

O dizilerde karakter tutunca da, Toygan Avanoğlu sadece ondan ekmek yer haline geldi.

Bu tabi ki oyuncunun değil, oyuncunun yeteneğine bakıp onu başka rolde hayal edemeyen yapımcıların beceriksizliği ile alakalı bir durum.

Sonuç olarak Necmettin Çekilmez güldürüyor mu?

Evet güldürüyor.

Bir de evin en küçük kızı Ebrar Alya Demirbilek 'in canlandırdığı Şirin Çekilmez var ki, onu da izlemelere doyamıyorum.

Resimde göründüğünde, insanın yüzünde ister istemez bir gülümseme beliriyor.

Peki ya dizinin geri kalanı?

Oya Başar 'ı severim ve kendisini bu kadar baya bir rolde gördüğüm için üzgünüm.

Oyuncular senaryoya bakıp işi kabul ederler.

Meleklerin Aşkı 'nda senaryo yok ki, neye bakıp, yükselip işi kabul ettiler, anlamadım gitti.

Kız çocuğa aşık, çocuk kıza aşık ama bir ruh hastası arkadaş yüzünden birbirlerine açılamıyorlar.

Bu kadar...

Gerisi rahatsız edici yükseklikte boş boş bağrış çağrış.

Meleklerin Aşkı Eylül sonunu görür mü?

Zor dostum zor.

*******************************************************

  • Televizyon, sinema, yaşam, patiler, ilişkiler ve sokaktaki hayat üzerine diğer yazılarımı okumak istiyorsanız, http://www.bibaksana.com.tr adresli bloguma uğramayı unutmayın. :)

********************************************************

abdurrahman balcilar bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 172
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1925
Kayıt tarihi
: 08.06.06
 
 

Okur, gezer, izler ve yazar...                 ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster