Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Şubat '18

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
171
 

"Sorgulanmayan Bir Yaşam Yaşamaya Değer Değldir..."

"Sorgulanmayan Bir Yaşam Yaşamaya Değer Değldir..."
 

*Sessizce düşünsek duyacaklar bir gün
Olmazları olmuş sayacaklar bir gün


**"Yüreği yılmadan düşenler, dizleri üstünde savaşır."Seneca" Sonunda öldürülebilirler, ancak yenilmiş değillerdir."
Yaşanan olaylar kimi zaman sizi kendi iç dünyanıza sürükler; oraya sığınmaya ya da orada bir savaşıma. Dönüp durursunuz, bir his dalgasıdır kimi, ya da hesaplaşma çoğu zaman. Yükselir gelir vurur duvarlarına vicdanınızın, vurur, vurur...

İşte o zamandır, sorgulama başlar. Yaşayageldiğiniz hayat çizgisi, birikimleriniz, öğretilmiş düşün kalıpları, gelenekler ahlaki değerleriniz bir bakarsınız hepsi karşı tarafa geçmiştir. Zaten tersi kendinizden şüpheyi gerektirir. Karşı taraf; ne midir karşı taraf, yani haksızlığa uğrayanın yanında olmak. Yani kim olursa olsun, düşüncesine katılın ya da katılmayın, haksızlığa uğrayandan yana olmak.Yalnızca sizden yana kefesi ağır basan, adalet terazisinin değil, bir hilekar bakkal terazisinden yana olmamak...

Bireysellikten, birlikteliklere, oradan tüm topluma uzanan "olağanüstü koşullar" durumu haksızlığa karşı sessiz kalmanın ya da şimdilik "olağan koşullar" durumuna ertelemenin bir nedeni olamaz. Çünkü haksızlık kadar olağanüstü bir hal olamaz!.. Haksızlık karşısında susmaktır bu durumdan kazanımlar elde eden, korkunun tarafındakileri daha da cüretkar yapan. İçine girilen, sırtınızı dayadığınız bir çıkmaz sokaktır şimdi korku. Arkanızdaki karanlıkta ayak sesleri gittikçe büyüyen, ensenize bir tarih öncesi çürümüşlüğün kokusunu yaklaştıran yapışkan nefesi bir hortlağın. Ya ateşi yakacaksınız, ya da bir yolunu bulup kaçarak ikiyüzlülüğün rahatlatıcı yanı için vereceğiniz ödünü hazırlayacaksınız. Ötesi yok...

*** "Hiçbir şeye değmeyen bir adam bile, hayatın yaşam ve ölüm ihtimallerini hesaplayarak geçirmemelidir zamanını. Düşünmesi gerekli tek şey, yaptığı işin iyi mi, yoksa kötü mü olduğudur. Yani iyi bir adam olarak mı, yoksa kötü bir adam olarak mı yaşayacağıdır."
İyi bir adam olarak yaşamanın ve bunu sürdürmenin kuşkusuz zor olduğu anlar vardır. Alçaltıcı küçük bir sırt dönme ile değerlerinizden vazgeçmeniz karşılığı size, görece rahatlıklar, zenginlikler ve nimetler sunulacaktır. İşte o zaman gereklidir aslında insan olabilmenin o kadar da zor olmadığının gereğini yapmak. En azından "ne gelir elimizden, insan olmaktan başka" diyebilmek.

Ya aksini seçerseniz, ya sonra...Nasıl bakacaksınız sevdiklerinizin gözlerine, hadi baktınız, ya kendi gözlerinize. Nasıl içebileceksiniz bir yudum suyu boğazınıza takılmadan, nasıl yutabilecksiniz hak edilmemiş bir lokmayı boğazınızda düğümlenmeden. Hani dilinizden düşmüyor, namus diyorsunuz ya, nasıl uyuyabileceksiniz. Gökyüzü mavi değil mi, bilecek misiniz? Ya hapisaneyi, ne demek olduğunu. Bazen en katlanılmaz hapisanenin dışarısı olduğunu...

Herkes, gün gelir bir iz bırakır çeker gider bu gelgeç dünyadan. Herkes; her canlı. Kimi bir ses olur yankılanır sonsuzlukta, kimi bir karanlık gölge unutulmuşluğunda, kimi çıkmaz bir utanç lekesi. Yanar kimi bir ateş olur, karışır dumanı havaya, külü kalır, dağılır rüzgarda. Bir çiçek açar kokusunda anımsatır, bir gülüş olur oturur yarınlarına çocuk gözlerinin. Unutulmaz, unutulamaz...

Oysa bazılarının izi bile kalmaz, onlar yaşarken de izi olmayanlar, yok olanlardır zaten...

Akın Yazıcı
18 Şubat 2018

* Arif Nihat Asya, Rubaiyyat-ı Arif
** Montaigne, denemeler
*** Platon, Socratesin Savunması



 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yaşamı sorgulamak bence çok muğlak bir ifadedir ve bu yazıyı okuyan herkes kendisinin bir şekilde yaşamı sorguladığını söyleyecektir. Oysa YAŞAM'ın kendisi sorgulanamaz, en fazlasından genel muhasebesi yapılabilir. Sorgulanması gereken şey her bir bireyin somutlaşmış yani yapılmış, söylenmiş, içselleştirilmiş İNANÇ, EYLEM ve SÖYLEM leridir. Ben şahsen biz Türklerin bu saydıklarımı hiç sorguladığımızı görmüyorum. Aksine ağzımızdan çıkan her sözü yalan ve yanlış olsa bile körü körüne savunuyor ve yaptığımız her eylemde kendimizin haklı olduğunu ileri sürüyoruz. Ben bizlerin maalesef bir kere bile olsun "ben şu sözümde veya eylemimde hata, haksızlık yapmışım veya yalan söylemişim" dediğine hiç şahit olmuyorum. Hristiyanlar hiç değilse arada bir kiliseye gider ve orada GÜNAH çıkarırlar. Bence son derece iyi ve yararlı bir alışkanlık ama biz maalesef hiç günah çıkartmaya cesaret etmiyoruz. Biz daha çok her pisliğimizi halının altına süpürüyor ve inkâr ediyoruz. Selamlarımla

Matilla 
 21.02.2018 14:14
Cevap :
Kısa bir yazım görüyorum ki sizi uzun bir yorum yapmaya, bu arada kendinizden başlayarak genele uzanan bir sorgulamaya itmiş. Aslında durduğunuz yerden bakışınıza göre değişir "sizce muhasebe" sorgulama. Ve kendini aklayarak sonuçlanan, kabahatı kendi dışında bulan her girişim bir sorgulama değil, kurnazlığa çalan bir gayretkeşliktir. Asıl olan kendinden sonraki kuşaklar için daha yaşanır bir ülke ve dünya bırakabilmektir. Bunun ilk adımı da yanlışları düzeltmek adına kendinden başlayan ve yaşamın her alanına uzanan bir sorgulamadır. Rahatsız edicidir dolayısıyla halinden memnun olanlar için... İyi günler dileklerim ve saygıyla...  21.02.2018 15:54
 

Bu dünyada haksizliktan en büyük payı çocuklar ve kadinlar alıyor..Çocuklara mahcup gidiyoruz..Arkamizdan küfür edecekler nasıl bir dünya bıraktınız bize diye;) Saygılar hocam..

Selda Çakmak 
 21.02.2018 8:18
Cevap :
Aldıklarının üstüne bir şeyler eklemek bir tarafa, onları muhafaza bile edemmemiş olanlar, kendinden sonrakilere iyi bir gelecek bırakamazlar. Sevgilerimle...  21.02.2018 15:56
 

..."her yakın zulmün küçük hisseli uzak ortağı"dır onlar... yani büyük seyirci kitlesi...

nedim üstün 
 20.02.2018 5:05
Cevap :
Aynen öyle Üstadım; saygı ve sevgiyle...  20.02.2018 14:32
 

Akın Bey, değerli arkadaşım. o kadar anlanlı yazdınız ki gel de şimdi sevgili şairimiz Orhan Veli'nin bu şiirini anımsama. "...Bu derde düşmeden önce. Bir yer var, biliyorum; Her şeyi söylemek mümkün; Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum; Anlatamıyorum. Esen kalınız.

Şahin ÖZŞAHİN 
 19.02.2018 9:43
Cevap :
Aynen öyle sayın Özşahin; anlatmak istiyor ama anlatamıyoruz... Saygı ve sevgilerimle.  19.02.2018 13:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 184
Toplam yorum
: 432
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 372
Kayıt tarihi
: 07.05.14
 
 

1965 Ankara Üniversitesi Tıp fakültesinden asker hekim olarak mezun oldum. Gülhane Askeri Tıp Aka..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster