Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Şubat '08

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
458
 

"Yüzleşme" mecburiyetlerimiz...

"Yüzleşme" mecburiyetlerimiz...
 

Yaşadığımız haller için, inançlarımız için, düşündüklerimiz ve düşlemlerimiz için her birimiz bir şeyler demekteyiz. Kabul görüp-görmeyeceğini de pek umursamıyoruz. Dediklerimize kendimiz inanmışız, her birimiz tanrılarımızın, en sevdiği kulu kendimiz olduğumuzu düşünüyor ve bu nedenle "seçilmiş" lerin halleri ile ahkam kesmenin hakkımız olduğuna inanarak, yazıyor, anlatıyor ve tariflemeler yapıyoruz. Bir birimizin yazdıklarını da okuyor, genellikle teşekkürler eden yorumlar da bulunuyoruz. Sorgulayan, eleştiren, eksik gideren karşılıklar yok denilecek kadar az. Bu zemini birlikte paylaşıyoruz, bu ülke de, benzeri olmayan bir zeminde anlatımlar sergiliyoruz. Aydın olduğunu "inkar" edenimiz yok, bu güzel de; Ben, bir yerlere takıldım kaldım;
ama boştan yere olmadığını da biliyorum. Kimsenin, davranış ve düşünce tarzlarını bireysel anlamları ile eleştirel mercek altına almak gibi bir amacım da bulunmamakta. Çünkü yeteri kadar baş ağrılarım var. Bu sıralar olanlar ise sadece ağrılarımı biraz daha artırmaya yarıyor. Belki de ağrıların nedeni takılıp kaldığım haller olabilir.

Takıldığım noktanın ne olduğunu açıklayayım; Sosyal yaşantımızın tarihi içinde gelişmiş olan, "insan olmanın anlamsallığı" yönüyle, yakıcı ve yıkıcı etkileri bulunan ve "unutmak" için (bana göre özellikle çabaladığımız) olguların ve olayların sayısal olarak fazlalaşması ve toplumsal tepkilerin; "bizden değildir" diyerek sessizliği seçen insanlık dışı davranış anlayışının, tümüyle hakimiyet kurduğu hallerin sınırlarını hiç zorlamayacak sanısı yaratan; bütünümüzün ve tek-tek hepimizin kapattığı perdelerimizdir. O perdelerimiz kapalı olsa da, olanlar gerçek ve bir gün biz de "o gerçekliği yaşadığımız da", perdelerinin gerisinden çıkmayanlara tek söz edemeyeceğiz.

Alman Faşizminin Hitlerin önderliğin de kurumsallaştığı dönemler için anlatılan ciddi bir hikayeyi aşağıya alıntıladım. Bizler, anlatılan hallerin aynısını şimdi yaşamıyoruz. 1980 yılının Eylül ayının 12'sin den itibaren 10 yıl boyunca yaşadık. Özgürlük ve Hürriyet talepkarlarının susturulmasına, katledilmesine "Papaz" gibi seyirci kalanlarımız fazlasıyla bulunduğu ve şimdi "papaz'ın pişmanlığını" bile yaşayamadıkları için "yalnızca Tanrılarına gözyaşı dökebiliyorlar." Bunlar, yani yaşanılanların tümü gerçek ve ömrünü özgürlüğe adayan hiç kimse bu olanlardan sorumlu tutulamaz.

NAZİLER onu götürmeye geldiklerinde, kilisedeki papaz o ünlü sözünü söylemişti:
“Önce Komünistleri götürdüler, sesimi çıkarmadım; arkasından Aydınları götürdüler, sesimi çıkarmadım; sonra Yahudileri götürdüler, sesimi çıkarmadım; peş peşe Demokratları, Sosyalistleri, Liberalleri götürdüler, sesimi çıkarmadım; peşinden Çingeneleri götürdüler, yine sesimi çıkarmadım.... , sonunda beni götürmeye geldiklerinde ses çıkartacak kimsem kalmadı..!"

Fotoğraflar, toplumsal hafızalarımızın unuttuğu tarihsel süreci sergilemektedir, bu sayfanın
perdeleri yok ve "basılacak düğmeler de" bulunmamaktadır.

Fotoğraflar:= Geçmişimizin ve Günümüzün Gerçekleri. (istemesekte)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Önce gazetecileri topladılar; Sesimi çıkarmadım, Çünkü gazeteci değildim./ Sonra televizyoncuları topladılar; Sesimi çıkarmadım, Çünkü televizyoncu değildim./ "Sonra yazarları topladılar; Sesimi çıkarmadım, Çünkü yazar değildim./ Sonra aydınları topladılar; Sesimi çıkarmadım, Çünkü aydın değildim./ Sonra bizi toplamaya geldiler; Ama kimse sesini çıkarmadı, Çünkü kalmamıştı hiç kimse!/ Mehmet Sağlam

Mehmet Sağlam 
 12.04.2008 17:43
Cevap :
Merhaba Mehmet Sağlam, tekrar karşılaşmak güzel; ilginize, eklemelerinize ve katkılarınıza teşekkür ederim. Toplananların yerine hep birileri çıkıp, onların boşluğunu doldurabiliyor. Güzel olan, cesaret verici olan da bu. İyi dileklerimle. Cesaretin Evi.  12.04.2008 18:52
 

düşündürücü...hele şimdiki bizim durumumuzda....susuyoruz.....yılan bize dokununcaya dek...., sevgiler

Dilek Fuçucı 
 08.02.2008 10:26
Cevap :
Merhaba Dilek Hanımefendi, ilgnize teşekkür ederim. İlgili fotoğraf galerileri yazı ile birlikte blog editörü tarafından onaylanmış olsaydı, daha anlaşılır ve daha da somutluk içerir olacaktı. Fotoğraf galerilerinin onaylanmasını bekliyorum. Size ve ailenize iyilikler, sağlıklar diliyorum. Mutlu ve huzurlu kalın. Sevgi ve Saygılarımla. Cesaretin Evi.  08.02.2008 13:51
 

İlgi ve beğeni, ile izlediğimiz önceki yazılarınızda, çok güzel bir üslupla içimizdeki gerçeklere ve duygulara ışık tutan siz bu kez de parlak ışıklı madenci fenerinizi dışımızdaki toplumsal gerçeğe tutarak aydınlatmışsınız.Teşekkürlerimle.

Ersin Kabaoglu 
 07.02.2008 23:52
Cevap :
Merhaba Ersin Beyefendi, ilginize,hoşgörünüze ve iyi niyetlerinize teşekkürler ederim, gönlünüzce olması dileğimdir. Bu yazıyla ilişkili fotoğraf galerileri blog editörü tarafından daha onaylanmadığı için anlatım açısından eksik kalmakta. İsterdim ki bu yazıyla birlikte ilgili fotoğraf galerileri de yayınlanabilseydi. Çünkü, bu yazının amacı kendimi ifade ederek mutlu olma isteğim değil, hepimizin hafızamızı yoklamamızın gerekliliğini sergileyebilmekti. İlginize ve dostluğunuza tekrar teşekkürler ederim. Mutlu ve huzurlu kalın. Saygılarımla. Cesaretin Evi.  08.02.2008 13:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 61
Toplam yorum
: 83
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 737
Kayıt tarihi
: 06.07.07
 
 

Sosyoloji, psikoloji, kültürel alanlar ve ilişkiler, insan ilişkileri ve ekonomi-politik ilgi ala..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster