Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ocak '13

 
Kategori
TV Programları
Okunma Sayısı
2511
 

20 Dakika’nın işi zor görünüyor

20 Dakika’nın işi zor görünüyor
 

20 Dakika


Yeni yılın ilk yeni dizisi “20 Dakika” uzun bir tanıtım sürecinden sonra izleyici ile buluştu.

Ne yalan söyleyeyim… dizi başlayacak diye büyük bir heves ile yarım saat öncesinden televizyon karşısına geçip Star’ın yılbaşından arta kalan O Ses Türkiye programını (izlemiş olmama rağmen) odağımı kaybetmeyim diye tekrar izledim ve “20 Dakika” başladı…

Sonuç olarak diziyi ayrıntılı şekilde anlatacak değilim… izlemeyenler bir şekilde Star’ın tekrar politikasından diziyi yakalayabilirler…

Peki “20 Dakika” dizisinin bu reyting kargaşası içinde bir şansı var mı? Bunu sordum kendime…

Öncelik olarak kişisel anlamda bende bıraktığı etkiyi anlamaya çalıştım…

“20 Dakika” bana, “Baba ne diziymiş be…! Bu dizi benim top listemde bir numaraya oturdu” dedirtmedi… Tamam… çok büyük bir emeğin ortada olduğu aşikar. Oyuncular fazlasıyla iştah açtırıyor. Görüntüler “Sinema Tadında” diye tabir ettiğimiz cinsten ve konuda fazlasıyla cesur ve tescillenmiş. Sonuç olarak “Kaçış Planı” filminin bir uyarlaması olduğunu biliyorduk… Müzikleri çok beğendim. Toygar Işıklı kendi tarzından çok farklı ama dizinin atmosferine çok hakim müzikler ortaya çıkarmış. Sektör ve Ay Yapım için büyük bir kazanç bana göre…

“20 Dakika” için cesur bir dizi dedim. Neredeyse “Suskunlar” dizisi kadar cesur bir dizi. Konusundan ziyade işleyiş biçimi açısından cidden cesur. Konunun işlenişi olsun, görüntüler olsun, bizim klasik televizyon izleyicisi için fazlasıyla karanlık.

Bu yüzden dizinin total kesime hitap etmediği belli. Tıpkı “Suskunlar” dizisinde olduğu gibi bu dizi Ab kesimine hitap ediyor. Ama Suskunlar‘ı yüz üstü bırakan bu Ab profili, aynısını “20 Dakika” dizisi içinde yapabilir. İlk bölümden bunun sinyallerini aldım çünkü…

Bana göre dizinin en büyük handikapları…

Bas bas bağıra çağıra “Tuba Büyüküstün’ün yeni dizisi başlıyor” dendi. Basında, internet sitelerinde ve magazin programlarında bu dizin PR çalışması Tuba Büyüküstün üzerinden yapıldı. Herkes son yılların bu sevilen oyuncusunun dizisini izleyecek diye ekran karşısına oturdu. Ama dizinin birinci bölümünde Tuba Büyüküstün‘den çok bizler İlker Aksum‘un performansını izledik.(  Ki alkışlamak lazım… İlker Aksum gerçekten müthiş bir performans ortaya koydu. Aksi düşünülemezdi zaten.)

Burdan anlaşılıyor ki bu dizinin ağırlık noktası İlker Aksum‘un oynadığı Ali karakteri. Ama “Bir Tuba Büyüküstün Dizisi” izlemek isteyen kesim için bu durum pek de hoş durmuyor.

Dizinin birinci bölümü neredeyse tamamı Ali karakterinden oluşuyordu. Dizinin yan karakterlerini neredeyse hiç izleyemedik. Bu yüzden de hiç birinin analizlerini tam anlamıyla yapamadık. Dizinin bu bölümünde rol dağılımı  %60 İlker Aksum, %30 Tuba Büyüküstün ve %10 diğer oyunucular şeklinde dağılmış.

Öte yandan bana göre en büyük sorun şurda. Ali ve Melek karakterleri bana çok büyük bir aşkın temsilcileriymiş gibi gelmedi. Oyuncuların kimyası izleyiciye tam anlamıyla geçmedi. Ki bence bir diziyi ayakta tutabilecek en önemli unsurlardan birdir bu. Ama ne yazık ki bu dizide böyle bir kimyadan bahsetmek en azından 1. bölümü izledikten sonra biraz garip geliyor.

Kerem Deren ve Pınar Bulut‘un kalemi, türk televizyonu için bir kazançtır. Bunu kabul etmek lazım. Ezel‘den sonra çıtanın fazlasıyla yukarıya çıktığını biliyoruz. Ama “20 Dakika” bu çıtayı daha üst seviyelere çıkaracak mı bu konuda şüpheliyim…

Bu dizide Ali’nin başkalaşım sürecini ve dizinin bunun üzerinden gideceğini öğrendim. Ama mümkünse bize diğer karakterler hakkında da az da olsa biraz ipucu versinler. 1. bölümde seyirci Ali’nin neredeyse röntgenini çekti. Ama diğer yan karakterler (Ki “Tuba Büyüküstün’ün karakteri de neredeyse Yan karaktermiş “diyesim var ama tutuyorum kendimi) dizide “şöyle bir göründü” desek yeridir…

Sonuca gelirsek, bu tempoda ve gidişat ile, seyircilerin “20 Dakika” dizisine sahip çıkmaları biraz zor görünüyor. Acıyı damardan veren “Benim İçin Üzülme” ve “Öyle Bir Geçer Zaman ki” dizilerinin karşısında bu dizi fazlasıyla “Bohem” kalıyor. Sanat ve prestij için bu dizi çekilecekse “Eyvallah”… Ama maksat dizi çekip, izleyicilerin nabzına göre şerbet vermek ise yanlış başlangıç diyorum.

Volkan Türkcan
Twitter Adresim : twitter.com/YerliDizi/

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 57
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3531
Kayıt tarihi
: 07.01.12
 
 

Ege Üniversitesi Bilgisayar Programcılığından mezun oldum. Bilgisayar ve İletişim sektöründe çalı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster