Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Temmuz '06

 
Kategori
Dünya Şehirleri
Okunma Sayısı
1063
 

2000 yılından Amerika izlenimleri (1)

2000 yılından Amerika izlenimleri (1)
 

Hakikaten düzenli ve temiz memleket şu Amerika. Bir de genel bir huzurluluk var. Tabii bunlar ilk izlenimler, sonradan farklı şeyler çıkabilir. Bu Amerikalılar koşmayı çok seviyor. Run Forest Run! Yol boyu koşan onca insan görüyorsunuz. Adamların normalde hiçbir telaşı yok, acele edecek bir durumları yok. Onlar da bu durumdan geri kalmamak icin koşmayı tercih etmişler. Biryere yetişecek gibi değil ama koşuyorlar işte. Run Forest Run...:)

Taksicileri bizimkiler gibi değil pek. Adresi alıyor ve doğruca hedefe yöneliyor. Sohbet muhabbet pek yok gibi. Ancak yağmurlu havada durdurduğum taksiciye Arlington'a gideceğimi söylediğimde, "Abi, Arlington felakettir bu yağmurda, girersem çıkamam, ama istersen Court House'dan dolaşabiliriz." şeklinde aldığım cevap şaşırtmadı değil.

Burada zencileri de kayda almak lazım tabii. Örneğin bana verilen bir çorap siparişi için girdiğim dükkandaki zenci tezgahtar kızdan ten rengi çorap istedim. Haliyle siyah renkli çorap getirdi. O andan itibaren "bundan degil, bizim ten renginden" diyemezsiniz tabii. Siyah renkli bayan çorabı isteyen varsa haberim olsun...:)

Bir de burada herkesin hak hukuku had safhada. Birine yönelik bilinçli veya bilinçsiz bir hatanızın kayda değer bir tazminat ödemenizi sağlayabildiği söyleniyor. Örneğin kahve dükkanından aldığınız kahvenin üzerinde İngilizce olarak "içmek üzere olduğunuz kahve oldukça sıcaktır" uyarısı var. Meğerse bu uyarı, bununla ilgili olarak açılmış / açılma olasılığı olan davalara karşı konulmuş. Bu durumda biz Türkler için tam bir tazminat cenneti burası. Yani hemen herşeyden tazminat alabilecek birşeyler düşünebiliriz. Yaratıcıyızdır ne de olsa. Hatta iyi bir avukatla geçinme şeklimiz bu bile olabilir...:) Ben başladım bile. Geçen gün arabasının yan penceresinden dışarıya sarkmış bir korniş veya benzeri ile geçen bir araba gördüm son anda. Eğer biraz daha erken görsem kafamı kornişe denk getirip sağlam bir tazminat kopartabilmenin ilk adımını atabilecektim. Tabii bu tehlikeli olanlardan. İlerde cok paranız olduğunda bu işi de geliştirip dublör falan tutabilirsiniz...

Burada okulların tabelalarında üniversite bile olsalar sadece okul oldukları yazıyor. Geçen gün bir arkadaşımla benim için master bilgisi bakmaya bir okula gittik. Okul kapısında bekleyen çocukların 15 yaşlarında olduğunu görünce durumu anladık. Bunlar benim müstakbel master sınıfı arkadaşlarım olamazlardı. Yine de özenmedim değil. Acaba başlamışken en baştan mı başlasam diye. Yani Amerika'da ilkokul okumak nasıl olurdu acaba?

İnşallah zamanla daha iyi anlayacağım şu Amerikalılar'ın İngilizcelerini. Gerçek Amerikalılar ağızda yuvarlarken, göçmen Amerikalılar kelimeyi ağızlarından çıkartmadan konuşuyorlar. Türkiye'de de gösterilen Amerikan kısa komedi dizilerinden burada envai çeşit var tabii. Evinde konuk olduğum arkadaşım da bunlardan "Seinfeld" adlısını hergün izliyor sektirmeden. Hani şu espri yapıldığında fonda gülme efekti olan dizilerden. Arkadaşım oldukça beğeniyor bu diziyi ve hemen hemen her efektle beraber o da gülüyor. Bense tüm dizi boyunca onun güldüğünün yarısı kadar falan gülebiliyorum. Her seferinde de soramıyorum tabi "ne dedi, ne dedi?" diye. Neyse zamanla anlayacağız herhalde. En azından onlar şimdilik beni anlıyorlar...

Barlar hariç kapalı her yerde uyarı yazmaksızın sigara yasağı var. Bazı barlarda da üst kat-alt kat şeklinde ayırmışlar. Aferin Amerikalılar'a. Bence bunu iyi düşünmüşler. İngiltere'deki kadar çok içilmiyor zaten. Eh, benim de bırakma zamanlamam harika olmuş demek ki. Buraya gelmeyi düşünürseniz siz de bırakmadan gelmeyin. Hatta gümrükte ahiret soruları soran memurlar, sigara içiyorum diyenlere günde kaç tane içtiğine kadar soruyor; belli bir miktarı aştığını belirtenlere gideceği eyaletteki hastane adres ve telefonlarını veriyorlar...:)

Etrafta tek bir sokak kedisi veya köpeğini görmedim geldim geleli. Bu durumda çöplerden kedi çıkması gibi bir risk de yok. Rahatca boşaltabilirsiniz evinizin çöpünü. Yalnız burada da bir park içinde dolaşırken kafanıza sincap düşme olasılığı var. Ben şimdilik sadece böyle bir olasılık olduğunu biliyorum. Ağaçlara tırmananlarını gördüm, umarım düşenlerini tecrübe etmem...:)

Buradan ankesörlü telefonla konuşmak da beceri işi. AT&T' nin veya herhangi başka bir firmanın 'pre-paid' kartını alıyorsunuz (bizdeki hazır kart gibi). Ancak önce bu şirketin servis numarasını çeviriyorsunuz. Sonra ulaşmak istediğiniz telefon numarasını, kartın üzerindeki şifre ve bilimum kodları... Arada yanlış bir tuşa basarsanız operatör beliriyor telefonun öbür ucunda. Gereksiz diyaloglarla işlem bayağı uzayabiliyor. E-mail yine de en iyisi.

Bu arada ben Washington'a geliyorum sanmıştım ama şu anda kaldığım bölge Virginia eyaletinin Arlington kenti. Gerçi Potomac nehrinin hemen öbür tarafı Washington DC. Beyaz Saray, meclis, anıtlar hep o tarafta...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 66
Toplam yorum
: 33
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 2699
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

MBA değil ama HBA (Herşeyi Bilen Adam) yapmış birisiyim. Hemen her konuda fikrim var ama hiç fikr..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster