Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Şubat '17

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
1208
 

2.Dünya Savaşı: Nazilerin insanlık dışı deneyleri!

2.Dünya Savaşı: Nazilerin insanlık dışı deneyleri!
 

2.Dünya Savaşı: Nazilerin İnsanlık Dışı Deneyleri!
 

Yakın tarih ile ilgili bir belgesel izledikten sonra eski bilgilerimi de harmanlayıp ortaya 2.Dünya Savaşı ile ilgili bir yazı çıkarmak geldi, taslağını daha önceden hazırladığım bu yazının içeriğini onarmak bu güne kısmetmiş. İçinde bulunduğumuz dünyanın ne denli aşağılık, ufak kompleksler uğruna büyük canlar alan ve cani mi cani olduğunu henüz anlamadıysanız bugün anlayacaksınız diyebilirim. Küçük bir değinme yaparak yazıya başlamak istiyorum. Yazılarımda kötü adamı anlatmaya çalıştığım veya benzetme yapmak istediğim zamanlarda genelde Aleister Crowley'i örnek gösterirdim. Ama bu yazıdan sonra kötü adam kavramım değişti ve o ismin yanına bir isim daha koyuldu... O ismi yazı içerisinde çok rahatlıkla anlayacağınızdan şüpheniz olmasın. Tabii onun için öncelikle yazının içine girmemiz gerekecek. Hadi başlayalım ve o karanlık yola girelim o zaman.
 
2. Dünya Savaşı'nın askeriye dışında bilimsel bakımdan da savaş içerdiği, o döneme kafasını uzatıp bakan herkesin kabul edeceği bir gerçektir. İşte bu bilimsel savaşta birçok ülke baş göstermişti ancak bir grup bu konuda bayrağı eline almış ve bırakmayacağının sinyallerini vermişti. O grup Nazilerdi. Nazi lafını edince akla ilk gelen isim doğal olarak Adolf Hitler oluyor, o ismi duyunca ise zihinlerde gerçekleştirdiği büyük Holokost katliamı beliriyor. Nazilerin içerisindeki tek psikopat insan Hitler değildi, çok daha psikopatları vardı. Hem de bu psikopatlıklarını tıp üstünde gösteren insanlar, ortaya vahşet dolu tablolar çıkmasına neden oluyordu. Onlara göre neden oldukça basitti: " Tıp bilimini ileriye götürmek vs.." Bu tarz söylemler ile(bahane demiyorum çünkü bu canice deneyler tıbba gerçekten aşama atlatmıştır. Buna ileride daha detaylı değineceğiz.) belki vicdanlarını rahatlatıyorlardı belki de kurbanlara boşuna ölmediklerinin sinyalini vermeye çalışıyorlardı, bunu bilemeyiz. Ama bildiğimiz tek bir şey var ki o da Nazilerin kamplarında insanlığa aykırı bir sürü deney yapıldı ve bu deneyler sonucunda milyonlarca insan hayatını kaybetti. 
 
Bir sürü deney yapıldığı ve milyonlarca insanın öldüğünden bahsediyoruz, belki akıllara şöyle bir soru gelebilir: Bu kadar insanı nereden buluyorlar? Veya kendi halkları mı bu amaç uğruna feda ediliyor? Bunun da cevabı aslında oldukça basit. Dönemin savaş dönemi olması aslında Nazi bilim adamlarının ekmeğine yağ sürmüştür. Ele geçirilen esirlerin birçoğu eceliyle ölmemiştir veya sıradan bir ölümle diğer tarafa göç etmemiştir. Hepsi türlü işkencelere maruz kalmış ve zorbalıklar eşliğinde ölüm ile tanışmışlardır. Bu deneylerin hepsinin zorla yapılması daha sonra insan hakları kapsamında Nazilerin başına bela olacaktır, bunu da ileriki satırlarda daha detaylı şekilde açıklayacağım. Yavaş yavaş konunun derinliklerine inerken size biyografi tadında birkaç adamdan bahsedeceğim. Bu adamlar belki Hitler kadar tanınmıyordu ama en az onun kadar can alıyorlardı. Nazi Almanya'sının arka plandaki liderleri, doktorları ve bilim insanları bu adamların sıfatlarından bazılarıydı. İlk misafirimiz en çok aranan 10 Nazi listesinde ilk sırada olan Albert Heim namı diğer Dr. Ölüm !

Albert Heim (Dr. Ölüm)

Avusturya asıllı bir Alman olan Heim, Mauthausen Toplama Kampı'nda yaptığı deneyler ile tanınmıştır. Yüzlerce Yahudi'nin ölümünden sorumlu tutulmuştur ve esirler üzerindeki çalışmaları akıl sağlığı hakkında şüphe duymamızı sağlamıştır. Anestezi kullanmadan ameliyat yapma fikrinin ilk sahibi olan Heim, çok zaman geçmeden bunu denemek istemiştir ve dolayısıyla birçok insanın acılar içinde ölmesine neden olmuştur. Kobayların kalplerine zehir enjekte etmesi de yine birçok kişiyi öldürmüş ve hakkındaki aranma seviyesini arttırmıştır. 1962 yılında kendisine soruşturma açıldığını öğrenince kayıplara karışmayı başarmış ve yıllarını gizlilik içinde sürmeyi bilmiştir. 1992 yılında, 78 yaşında ise, bağırsak kanserinden dolayı Mısır'da vefat etmiştir. 30 yıl boyunca kaçmayı başarmış ve aldığı canların aksine eceliyle ölme şansına sahip olmuştur. 

Şimdi ise bana göre Nazi Almanyası'nın en kötü adamı ile tanışacağız. Kendisi bir bilim insanı ve arka planda sözü fazlaca geçen isimlerden birisi. Birçok can almıştır ancak bilime katkısı oldukça fazladır. Kötü bir ironi olması bu konuda karşımıza çıkarken cani bir adam olması kaçınılmaz bir gerçektir. 20. Yüzyılın en psikopat adamı olmaya aday bir insan: Josef Mengele namı diğer Ölüm Meleği!

Josef Mengele (Ölüm Meleği)
 
Auschwitz-Birkenau Kampının kan gölüne çevrilmesinde başrolü oynayan Mengele, 2 milyon insanın ölümünden sorumlu tutulmaktadır. Ve bu ölümlerin nasıl gerçekleştiğini anlattığımda bana kendisi hakkında söylediklerim konusunda hak vereceğinizden hiç şüpheniz olmasın. Yapmaya çalıştıkları belki dâhice belki deliceydi ama o kampta yaşananlar işkence kelimesinin çok hafif kaldığını bizlere anlatmıştı... Öncelikle bir asker olarak SS'e(Hitler'in korumalığını yapan birlik) katıldı burada 3 askerin hayatını kurtararak terfi etti. Orduya katılmadan önce Tıp doktorasını vermiş ve genetik alanında uzmanlaşmış idi, bunun etkileriyle de hayatının ilerleyen yıllarında karşılaşacaktı. Ona neden "Ölüm Meleği" deniliyordu? Çünkü ölümü insanların ayaklarına getiriyordu. Şimdi deneylerini örnek vererek bu söylediklerimi daha yakından inceleyelim. Bir deneyinde kuzey kutbuna giden bir askerin soğuğa ne kadar dayanabileceğini ölçmek istemiştir. Bunu ise kobayı buz dolu bir küvete sokmak ve ölene kadar gözlem altında tutarak gerçekleşmiştir. Böylece hangi evrede soğuğa nasıl tepki verdiğini bilecek ve askerleri bu konuda eğitecekti. Diğer bir askeri deney ise uçaktan paraşütle atladıktan sonraki basınç ile ilgiliydi, bunu da şöyle gerçekleşmiştir: Kobayı bir basınç odasına sokmuş ve iç organları patlayana kadar basınç uygulamıştır. Bunu kullanarak da paraşütle atlama konusunda fikir sahibi olmuştur. Ama Mengele tabii ki bunlar ile sınırlı kalacak bir adam değildi. Genetik bilimi üzerine çalışmalar yaparak hem bu bilimin babası haline gelmiş (Mendel ile yarışacak bir adam) hem de ilginç fikirleri ile akıllarda soru işareti bırakmıştı. Akıllarda soru işareti bırakan her deneyin sonunda masada ceset bırakması başının daha sonra derde gireceği gerçeğini değiştirmiyordu. Nazi Almanya’sının spesifik bir özelliği olan ırkçılık Mengele'de de üst düzey şekilde hissedilmektedir. Bu doğrultuda yaptığı deneyler yine korkunç sonları beraberinde getirmiştir. Örneğin, Cermen soyundan gelen çocukların gözleri mavi renkten farklı bir renk olursa, şırınga yardımı ile mavi renge dönüştürmeye çalışıyordu. Mürekkebi gözlere enjekte ederek Saf Cermen soyunun tamamen mavi gözlü insanlardan oluşmasını amaçlıyordu ancak hazin son onu bekliyordu. İstediği olmamıştı ve göz rengini bu şekilde değiştirmeyi başaramamıştı ama ardında onlarca kör insan bırakmıştı ve yine yüzlerce insanı ölümle tanıştırmıştı. Mengele bunlarla yetinmeyip ikizleri birbirine dikerek siyam ikizi yaratmaya çalışmıştır. Bunun dışında da ikizler üzerine birçok deney yapmış ve dolayısıyla binlerce ikizin ölümüne neden olmuştur. Bebeklerin anne sütü olmadan ne kadar yaşayabileceğini ölçmek ve ırksal farklılıkları anlayabilmek için bir dizi acımasız deney yapıp, birçok çocuğun ölmesine de sebep olmuştur. Çocuklara önce iyi davranıp sonrasında işkence etmesi ise kişilik bölünmesi faktörünü ve ardından zihin kontrolü olayını akıllara getirmektedir. Mengele tüm bu insanlığa sığmayacak davranışlarından sonra uzunca bir süre kaçak şekilde yaşamak zorunda kalmıştır. 1944 yılının başında savaş suçlusu ilan edilmiş ve savaş biter bitmez Avusturya'ya kaçmıştır daha sonra ise yaşamının sonunda dek kalacağı Güney Amerika'ya geçmiştir. Arjantin ve Brezilya arasında git gel yapmış, duruma göre her iki ülkede de saklanmıştır. Bir gün denizde yüzerken inme inmesi sonucu ise hayata gözlerini yummuştur. 35 yıl boyunca Mossad'ın elinden kaçması ile de ünlenmiş olan Mengele eceli ile ölerek aslında kaçma konusunda büyük bir üstad haline gelmiştir. Kimlerden yardım aldığı bilinmez ancak Mossad'ın 35 yıl arayıp bulamadığı biri olmak eşine az rastlanan bir olayın ta kendisi olmaktır. Ve artık kendisi tahmin ettiğiniz üzere kötü adam denilince aklıma gelen kişidir.
 
Bu iki isim sadece ön plana çıkan bazı isimler, Nazi Almanyası’nın tüm cani isimlerini yazmaya kalkışırsak kalemi durdurmamız oldukça zor olacaktır. Bu bilim adamları deniz suyunun içilebilmesi için deneyler yapmış, kobaylara öğünlerde sadece deniz suyu verilmiştir. Belli bir zaman sonra ise kobayların hepsi ölmüştür ve sadece deniz suyu ile yaşanılmayacağı anlaşılmıştır. Bu yüzdendir ki günümüzde deniz suyunu arıtmak için türlü denemeler ve çalışmalar yapılmaktadır. Mengele insanlık tarafından dışlanmış ama arka planda fikirleri her zaman ciddiye alınmış bir insandı. Tıpkı Nicola Tesla'da olduğu gibi Mengele'de ölünce Amerika hemen onun çalışmalarından faydalanmıştır. 
 
Yahudiler bu deneylerde kobay olarak bolca kullanılmışlardır hatta birçok hastalığın bulaşıcı olup olmadığı veya türlü türlü özellikleri Yahudiler üzerinde denenmiştir. — Gaz odalarından bahsetmiyorum bile Yahudilerin ikinci yurdu gaz odaları olmuştu. — O zamanlarda yapılan tıbbi deneyler şu anda tıp tarafından kullanılmaktadır. Yapılanları kesinlikle onaylamıyorum ama getirisi tamamen zarar olmamıştır ve günümüzdeki Hipokrat'ın emanetini kademe kademe ileri götürmüştür. Naziler o dönemlerde fazlasıyla ön plana çıkmalarına rağmen, savaşı Almanya'nın kaybettiği günden beri ortalarda görünmemektedirler. Bu kadar gelişme kaydetmeyi başaran bir topluluk nasıl oldu da bir anda kayboldu anlamak mümkün değil. Belki de kaybolmamışlardır? Thule örgütü(Hitler'in çıktığı örgüt) günümüzde de faaliyetlerini sürdürmektedir ve muhtemelen Nazi'nin kalan son tohumları bu örgüt ile filizlenmektedir. Kısacası Nazilerin ortadan kaybolduğunu kesinlikle düşünmüyorum sadece sahnede değiller. 
 
Hitler'in Almanya'sı cehennemi dünyaya getirmiş ve insanları yakmıştı. Savaşın acımasızlığını insanlar belki bir kez daha görmüştü ancak son kez görenler bundan bir ders çıkaramayacaktı. Ya savaşı Almanya kazansaydı? Gibi sorularla karşılaştım, o zaman bu işkenceler hiç bitmeyecek miydi sorusu geliyordu akıllara. Ama şöyle bir durum var ki savaşı zaten Almanya kazanmayacaktı, "Tüm Savaşların Sebebi: Rothschild Hanedanlığı" ve "Hitler Yahudi Düşmanı Değildir" yazılarında bu konuyu uzun uzun anlattığımdan ve konunun fazla kaymasını istemediğimden ayrıntıya girmeyeceğim, savaş başlamadan sonucu zaten belliydi. İnsan üzerine yapılan deneylerin hiçbir zaman bitmeyeceği üzülesi bir durum, günümüzde bile bu tarz deneylerin yapıldığını bilmek çok daha üzülesi bir durumdur. Guantanamo kampında Amerika'nın yakaladığı savaş suçlularına yaptıkları az çok tahmin edilebiliyor. Onun dışında dünyanın birçok yerinde farklı bölgelerde veya gizli mahzenlerde bu tarz deneylere son hız devam ediliyor. Özellikle zihin kontrolü en çok ilgi çeken konu çünkü getirisi oldukça fazla. Bir insanı kontrol edebilmenin gücü günümüzde parayla beraber en büyük güç olabilmektedir, tabii ki doğru kullanırsan. Ve inanın ki bu insanlar bunu çok iyi kullanıyorlar ve parayı da bu yoldan temin ediyorlar.

2.Dünya Savaşı'nın bitişi ve Soğuk Savaş Dönemi'nin başlaması şahsımca bu olayların arka plana çekilmesine yol açtı ve sessizce yola devam ediliyor. Dünyada Mengele tarzı adamların olmadığını hangimiz söyleyebilir ki? Veya bu deneylerin şu an uygulanmadığını söyleyebilecek biri var mı aramızda? Tabii ki yok. Çünkü aklı başında olan ve düşünmeyi birazcık bilen bir insan "İnsan Hakları" muhabbetinin kısa bir fıkradan ibaret olduğunu biliyor ve gülüp geçiyor. Bu da dünyada vahşet, kan ve acılı naraların önünü açıyor. Yavaş yavaş yazının sonuna doğru gelirken umarım deneyler hakkında az çok fikir sahibi olabilmişizdir. Nazilerin bu konudaki en üst düzey topluluk olduğunu( o dönemde) ve Hitler, Mengele, Heim... Gibi adamların acımasızlığın kitabını yazdığını görmüş olduk. Bu deneyler o yıllarda kalmadı günümüzde de devam ediyor. İnsanlık, insanlığını unuttu ve yaşayan her canlıya zulüm etmeyi kendinde bir hak olarak görüyor. İşkence bitti sanılıyor ancak yalan her şey daha yeni başlıyor…

Tüm Savaşların Arka Planı:Rothschild Hanedanlığı!: http://blog.milliyet.com.tr/tum-savaslarin-arka-plani---rothschild-hanedanligi--/Blog/?BlogNo=493659

UMUT KARADAŞ

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 27
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2803
Kayıt tarihi
: 06.08.14
 
 

Üniversite öğrencisiyim, ileride Yazar ve Tarihçi olmak istiyorum.   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster